YÜZÜNCÜ YILINDA TÜRK DEVLETİNDE KADINLARIN YERİ

Öz   

Bir toplumun kalkınabilmesi için cinsiyet farkı gözetilmeksizin iş birlikli şekilde hareket etmesi gerekmektedir.  Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında kadınlarımızın temel hak olan eğitim özelinde ne durumda olduğu sorunu üzerine durulmuştur. Alan yazını incelendiğinde geçmişe nazaran ilerleme kaydedildiği görülse de beklenen ve istenen seviyeye ulaşılamadığı gözlemlenmektedir.

Anahtar sözcükler: eğitim, kadın, cumhuriyet.

Giriş

Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer organı çalışmazsa o toplum felçlidir. Bugünün ihtiyaçlarından biri, kadınlarımızın her yönden yükseltilmesini sağlamaktadır. Binaenaleyh, kadınlarımız da ilimci ve fenci olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim kademelerinden geçeceklerdir. Sonra, kadınlar hayatta da erkeklerle beraber yürüyecek, birbirinin yardımcısı ve destekleyicisi olacaklardır.” sözünü şiar edinerek yapılan bu çalışmada cumhuriyetimizin yüzüncü yılında Türk kadınına eğitim bağlamında verilen önemin ve Türk kadının eğitimdeki tesiri üzerine durulacaktır.

Eğitim, Türk Dil Kurumu’nda (2023) “Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme; terbiye” şeklinde tanımlanmaktadır. TDK’nin yaptığı bu tanım ve Atatürk’ün konu hakkındaki görüşü dikkate alındığında ortaya çıkan sonuç, kadının eğitim alanında hem bireysel hem de toplumsal faydası olduğudur. Çalışmanın düzeni gereğince öncellikle eğitim ve kadın ilişkisinin bireysel boyutu akabinde ise toplumsal boyutu irdelenecektir.

  1. Kadın-Eğitim İlişkisinin Bireysel Boyutu

İnsan tabiatı gereğince kendisi için yeni olan herhangi bir şeyle karşılaştığında ufku genişler. Ufkun genişlemesi sonucunda açılan yeni bir pencere ile kadın, daha sağlıklı ve bilinçli kararlar almaya başlayacaktır. Kendisine öğretilmeye çalışılan normları kendi değerleri ile karşılaştırarak karar alacaktır. Hakeza yirmi birinci yüzyılın en önemli düşünme becerilerinden biri olan eleştirel düşünme becerisini kazanacak ve bu beceriyi hayatına tatbik edecektir. Aldığı eğitim neticesinde çalışma olanağı artacağı için ekonomik anlamda bağımsızlığa kavuşacaktır. Ekonomik bağımsızlığa sahip olmanın verdiği güvenceyle “yapmak ve yapmamak” arasındaki özgürlük çizgisinin istediği tarafında bulunabilecektir. Kendisine yaptığı yatırımlarla birlikte kişisel gelişimi için adımlar atacak ve öğrendikleriyle öğrenmek için yola çıktıklarıyla kişisel tatmini yaşayacaklardır. Sayılan tüm başlıkları yerine getiren kadının sosyal hayata katılımı daha fazla olacaktır. Bu sebeple de “toplum” kavramının oluşmasını sağlayan aidiyet hissini hücrelerine kadar yaşayacaktır. “Kadınların kendilerine ait gelirlerinin olması ekonomik bağımlılıklarını azaltacaktır. Aynı zamanda kadınların karşı karşıya kaldıkları, aile içi şiddet ve taciz, ekonomik şiddet, erken evlenme, erken doğum gibi konularla bağımsız  hareket edebilmelerine de yardımcı olacaktır” İlyas Karabıyık’ın 2012 senesinde “Türkiye’de Çalışma Hayatında Kadın İstihdamı” başlığı ile yayımladığı çalışmasında geçen bu sav düşüncemizi destekler niteliktedir.

  1. Kadın-Eğitim İlişkisinin Toplumsal Boyutu

“Celal Nuri: ‘kadınlar her şeyden önce bir pedagogdur.’ diyerek kadının eğiticilik yönünü ele alıyor. Şemseddin Sami: ‘kadınlarda terbiyeli çocuklar yetiştirecek iktidar göremiyorsak; çocukları terbiye etmeye çalışacağımıza kadınları terbiye etmeliyiz. Kadınların terbiyesi çocukların terbiyesini temin etmeye kâfidir.’ der. Erkeklere verilecek eğitimin yalnız kendilerinde kalıp ölümleriyle birlikte yok olacağını belirten Şemsettin Sami: ‘kadınlara verilen terbiye ise evlât ve ahfadına (torunlarına) sirayet eder. Erkeklere terbiye vermek, gölge verecek bir ağaç dikmek ise, kadınlara terbiye vermek hem gölge hem yemiş verecek bir ağaç dikmektir.’ demektedir” (aktaran. Kayadibi). Edebiyatımızın önde gelen iki aydınımızın kurmuş oldukları bu cümleleri de dikkate alarak eğitimli kadının toplumsal düzen içerisindeki konumunu sekiz temel başlık altında sınıflandırabiliriz. Bunlar; toplumsal değişim ve gelişim, ekonomik katkı, sağlık ve aile planlaması, eğitim, toplumsal katılım, toplumsal cinsiyet eşitliği, kriz dönemlerinde dayanıklılık, kültürel zenginliktir.

“Huzur ve mutluluğun bağlı olduğu faktörlerde karşılıklı diyalog ve hoşgörüyle beraber eşlerin birbirlerinin farklılıklarına saygı temelli bir ilişkinin olduğu söylenebilir. Aynı şekilde çocuklu aile olmanın yani evde bir çocuğun varlığının da aile içi mutluluğa katkı sağladığı görülmektedir. Bu çerçevedeki cevaplar içinde ekonomik durumun da aile mutluluğunun temelinde önemli bir yer tuttuğu ifade edilmiş olup aynı zamanda aile içindeki huzursuzluğun da yine ekonomik sebeplerle ilişkisi saptanmıştır. Bu bağlamda aile içindeki her bir bireyin ekonomik yeterliğe sahip bağımsız bireyler olarak kendi kişisel yaşamlarını aile dışında da inşa etmelerinin ailevi mutluluğa/mutsuzluğa etki ettiği gözlemlenmiştir” (Geldi, 2022).  “Kadınların eğitim alması özellikle üniversite mezunu olan ve belirli bilgi birikime sahip olan kadınların toplum refahına ve yaşam kalitesine olan etkileri hem ülkenin refah düzeyi ve yaşam standardı, hem de ekonomik potansiyeli açısından da önemlidir. Eğitimin yanı sıra ihracat gibi ticari değişkenlerinde kalkınma üzerinde olumlu etkileri vardır ancak eğitim değişkeninin bölgesel kalkınmaya daha çok etki ettiği gözlemlenmektedir. Çünkü, eğitimli insan araştırmacı yönünü ortaya koyarak üretim teknikleri geliştirmekte ve teknolojik fayda sağlayarak nitelikli işgücü ile verimliliği artırarak sadece ekonomik olarak değil sosyal anlamda da toplumlara faydalı olmaktadır” (Buket Taştan& Havva Gültekin 2022).

Yukarıda değinilen toplumsal ve bireysel faydaların varlığına rağmen 2023 senesinde hâlâ kadınların eğitim alanındaki varlığına karşı çıkan zihniyetler vardır. Çalışmamızın bu bölümünde bu zihniyetlerin ileriye sürdüğü gerekçelerden, kadınların tepkilerinden ve bu durumun neden olduğu toplumsal ve bireysel sorunlardan söz edeceğiz.

Tablo1.

Kaynak:Kılıç,D.& Öztürk,S. (2012) Türkiye’de Kadınların İşgücüne Katılımı Önündeki Engeller ve Çözüm Yolları: Bir Ampirik Uygulama.

Tablodaki gerekçeler dikkate alındığında karşılaşılan sonuç, ataerkil toplum düzeninin kadının yaşamı üzerinde kurduğu baskıdır. Benzer şekilde Lüleci’nin 2019 senesinde yayımladığı “Eğitim Sisteminde Kadınların Yönetici Olma Sürecinde Karşılaştığı Engeller ve Çözüm Öneriler” başlıklı yüksek lisans tezinde ulaştığı sonuçlar da Kılıç ve Öztürk’ün çalışmasını destekler niteliktedir.

Eğitim ve kadın birlikteliğinin önüne çekilmeye çalışılan setin olumsuz sonuçları olduğu aşikardır. Bu sonuçları yazımızın ilk bölümünde olduğu gibi iki temel başlık altında sınıflandıracağız: Bireysel zaralar ve toplumsal zararlar.

 

  1. Kadın-Eğitim İlişkisinin Önüne Çekilmesine Çalışılan Sete İlişkin Bireysel Zararlar

Çalışmamızın ilk bölümünde yer alan a maddesindeki olumlu sonuçların birer antitezini oluşturan bu bölümde kadınların eğitim hayatının önüne geçilmesi sonucunda karşılaşılan bireysel sorunlar üzerine eğileceğiz. “Kadının ilerlemesi için eğitim, birçok alanda başlangıç noktası kabul edilmektedir. Eğitim, kadının toplumsal hayattaki konumu ve istihdam olanakları üzerinde etkili olan bir etmendir. Fakat araştırmalar kadının eğitimli bir birey olmasının sosyo-kültürel yapı ile başa çıkabilmesi için her zaman yeterli olmadığını öne sürmektedir. Toplumdaki geleneksel bir kadın imajının yer aldığı ve sosyal baskının olduğunu göstermektedir (Özgen ve Ufuk’tan aktaran Çolak 2020).” Bilginin ışığından mahrum bırakılan kadın, zihni gelişimini tamamlamakta zorluk yaşayacağı için farklı açılardan bakmayı sağlayamayacaktır. Kendisine sunulanı kabul edecek özgürlük çizgisinin hangi tarafında durmak istediğini bilemeyecektir. Eleştirel düşünme kabiliyetinin gelişmemesi sonucunda kendisine sunulan argümanları olduğu hâliyle kabul edecek alt metinlerin farkında olmayacaktır. Tüm bu bilişsel süreçlerin yanı sıra ekonomik bağımsızlığa sahip olma ihtimali düşeceği için hürce yapmak istedikleri yapamayacak, kişisel gelişim konusunda yetersiz kalacağı için insanın nihai amacı olan “kendini gerçekleştirmek” olgusundan mahrum kalacak ve sosyal izolasyon sonucunda toplumdan uzaklaşacaktır. Tüm bu olumsuz neticeler beraberinde Erikson’un psikososyal gelişim kuramında yer alan benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk evresinin umutsuzluk alt başlığında yer alacaktır. Alan yazının incelendiğinde yapılan tespitlerimizin desteklendiğini görmekteyiz.

 

  1. Kadın-Eğitim İlişkisinin Önüne Çekilmesine Çalışılan Sete İlişkin Toplumsal Zararlar

“Eğitimin bireysel getirileri olduğu gibi toplumsal getirileri de söz konusudur. Bu sebeple bir toplumda bireylerin eğitim seviyesinin artması bireysel açıdan olduğu gibi toplumsal açıdan da istenen bir durumdur. Eğitim ile gelir arasındaki ilişki bireysel bir katkı sağladığı gibi milli gelire de katkı sağladığı için toplumsal olarak ele alınmakta, eğitimin bireysel ve toplumsal getirileri üzerinde durulmaktadır” (Çalışkan’dan aktaran Çolak 2020).

Kadının kendini geliştirmesi sonucunda bugün ve yarın arasındaki köprünün çok sağlam bir temele dayanacağı hakikattir. Kadın geliştiği sürece çocuklarını ve çocuklar üzerinden yarını şekillendirir. Domino taşı etkisi gören bu gelişimin ilk taşının düzenekten çıkarılması taşların birbirine değmesini engelleyecektir. Geleceğe olan bu tesirin dışında ise toplumsal yaşama karışan eğitimli kadın toplumun ekonomik refah düzeyinin artmasına da katkıda bulunacaktır. Toplumsal iş bölümünün artması neticesinde toplumsal huzurun sağlanması muhtemel sonuçlar arasındadır. Genel mahiyette kadınlarımızın toplumsal yapı içerisindeki önemini şu şekilde maddeler hâlinde özetleyebiliriz.

  • “Eğitim kız çocuklarının ve kadınların yaşamlarının daha iyi hale gelmesini sağlar. Eğitim kadınların kendi yaşamlarını kontrol edebilmelerini sağlar. Topluma katkıda bulunabilecek becerilerle donatır.
  • Eğitimle birlikte kadınlar kendileri ile ilgili konularda kararlar alabilirler. Aynı zamanda ailelerini etkileyebilirler.
  • Kadınların yönetimlere, ailelere, toplumlara ve ekonomiye sunulan hizmetlere katılmaları ve bu alanlardaki gelişmeler üzerinde etkili olmaları herkesin yararınadır” (Saygılı &Yavuz’dan aktaran Çolak 2020).

 

Yazının bütününde verilen tüm sonuçlara rağmen maalesef ki 2023 senesinde hala kadınların eğitim hayatına karışan ve kadınları toplumsal hayattan soyutlamaya çalışan zihniyetler ile karşı karşıya kalmaktayız. Bu zihniyetler sonucunda eğitimden koparılmış kadınlar üzerine yapılan çalışmalardan birinde aşağıda verilen tablodaki sonuçlar ve söylemler ortaya çıkmaktadır.

Tablo2.

        Kaynak: Çolak,İ. (2020) Kadınların Okulu Terk Etme Nedenleri ve Kız Çocuklarının Eğitimine İlişkin Görüşleri

 

 

Sonuç

Bu çalışmada alan yazınındaki benzer içerikli farklı çalışmalarla aynı sonuca ulaşılmıştır. Kadınların toplumsal hayata aktif olarak katılmalarını ve kişisel hayatlarına katkı sağlamalarını sağlamak amacıyla eğitimle ilişkilerinin pozitif orantıya sahip olması gerektiği beklenen sonuçtur. Hem toplumsal hem de bireysel ekonomik refahın sağlanabilmesi için eğitimli kadınlara ihtiyaç duyulduğu aşikârdır. Kültürel zedelenmenin de önüne geçilmesi için kadın önemli bir aktördür. Ancak hâlâ temel haklardan biri olan eğitim hakkının alınmasına engel olmaya çalışanlar bulunmaktadır. Bu durumun önüne geçebilmek için devletimiz “Kars’taki Kızlar İlerliyor, Haydi Kızlar Okula, Baba Beni Okula Gönder, Ana-Kız Okuldayız, Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” gibi projeler düzenlemiştir. Bu projeler sonucunda kadınların eğitsel anlamdaki farkındalığı geçmişe nazaran iyileşme göstermiştir.

 

Kaynakça:

Altın,H. (2008). 1869 maarif-i umumiye nizamnamesi ve öğretmen yetiştirme tarihimizdeki yeri. ilahiyat fakültesi dergisi13:1 (2008), 88.271-283.

Ağlı, E., Tor, H. (2016). Cumhuriyetin ilanından günümüze Türk kadınlarının eğitim, sosyal ve siyasal hayattaki durumlarının değerlendirilmesi. International Journal of Social Sciences and Education Research, 2 (1), 75-86.

Aycan, N. & Aycan, Ş. (2018). Türkiye’de Kadın Eğitimine Bir Bakış . Akademia Sosyal Bilimler Dergisi , Special Issue 1 (ASM5) , 233-241 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/asj/issue/40224/479027

Çolak, İ. (2020). Kadınların Okulu Terk Etme Nedenleri ve Kız Çocuklarının Eğitimine İlişkin Görüşleri. Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Tokat.

Doğan, B. & Toraman, H. (2021). KADIN HAREKETİNDE SOSYAL ÇALIŞMA ÖNCÜLERİNİN YERİ: ALİCE SALOMON ÖRNEĞİ . Uluslararası Anadolu Sosyal Bilimler Dergisi , 5 (4) , 1580-1595 . DOI: 10.47525/ulasbid.987039

Geldi, Ş. (2022). Akademi ve Özel Hayat Arasında Kadının Yeri. Olgu Sosyoloji Dergisi, 1(2), ss. 60-67.

Karslı, E. (2019). Modernleşme Sürecinde Çözülen Aile Yapısı Ve Kadının Yeniden İnşası . Uluslararası Hukuk ve Sosyal Bilim Araştırmaları Dergisi , 1 (1) , 1-14 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/uhusbad/issue/45405/558567

Karabıyık, İ. (2012). Türkiye’de Çalışma Hayatında Kadın İstihdamı . Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi , 32 (1) , 231-260 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/muiibd/issue/495/4492

Kayadibi, P. D. F. (2003). Kadın Eğitiminin Önemi ve Kalkınmadaki Rolü . Istanbul Journal of Sociological Studies , 0 (28) , 19-31 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/iusoskon/issue/9523/118980

 

Kaymaz, İ. Ş. “Çağdaş Uygarlığın Mihenk Taşı: Türkiye’de Kadının Toplumsal Konumu”. Atatürk Yolu Dergisi 12 (2010 ): 333-366

Kılıç,D.&Öztürk, S.(2014).Türkiye`de Kadınların İşgücüne Katılımı Önündeki Engeller ve Çözüm Yolları: Bir Ampirik Uygulama (24 sf.).AMME İDARESİ DERGİSİ.

Lüleci,S. (2019). Eğitim Sisteminde Kadınların Yönetici Olma Sürecinde Karşılaştığı Engeller Ve Çözüm Önerileri. Yayımlanmış yüksek lisans tezi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Kocaeli.

Taştan, B. & Gültekin, H. (2022). Kadınların Eğitim Seviyesinin Bölgesel Kalkınma Üzerindeki Rolü . Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi , 9 (1) , 394-406 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/asead/issue/68364/1039942

Valiyeva,T. (2021). Azerbaycan ve Türkiye’de Kadınların Eğitimine Bakış: “18 -35 Yaş Kadınların Penceresinden”. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Edirne.

 

Please follow and like us: