Bu vesika, Yusuf Akçura özelinde Fransızların görüşlerini yansıtmakla beraber, diplomatik bir yazışma ve istihbari bir bilgi paylaşımı olması hasebiyle bu alanlarda meraklılar için hem güzel bir örnek hem eğlenceli bir okumadır. Bu raporu, önceki yazımda önerdiğim François Georgeon’un Yusuf Akçura bey hakkındaki çalışmasından paylaşıyorum. Türk modernleşmesi ve Yusuf Akçura hakkında ilgili herkese tekrar tekrar tavsiye olunur.

Vesikayı iki kısma ayırdım. İlk kısım, rapor hakkında müellifin verdiği kısa bilgilendirme, ikinci kısım ise elçilikler arası rapordan ibarettir. Bu çalışmada tüm takdir ve tebrikler, yazar sn. Georgeon, çevirmen sn. Alev Er ve neşreden Tarih Vakfı Yurt Yayınlarına aittir. Ben, tanıtım amacıyla bu kısa kesiti meraklılarına ilettim. Araştırmalarında atıf yapabilmeleri için, en aşağıya doğru bir şekilde kaynak ekledim. Takdir, değerli okurlardan, çalışmayı bizlerle paylaşanlaradır.

Keyifli okumalar dilerim.

 

“1) Bu rapor, Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivinde yer alır. (Seri: 1914-1918 Savaşı, Türkiye, Osmanlıların Dışarıdaki Faaliyetleri, II, cilt 977, s. 244-245)

Osmanlı Hükûmetinin Uluslararası Stockholm Sosyalist Konferansına Yusuf Akçura başkanlığında bir heyet göndermesine ilişkin bir rapordur. Gerçekten de böyle bir heyet gönderildiğini biliyoruz ama Yusuf Akçura o heyette yer almamıştır. Rapora, Akçura’nın da heyette yer aldığına ilişkin kaydın neden konduğunu bilmiyoruz. O sıralarda çıkan bu yollu şayialar ciddiye alınmış olabilir ya da belki Akçura’nın görevlendirilmesi gerçekten düşünülmüş ama sonra bundan vazgeçilmiştir.

Osmanlı heyeti, 1917’deki bahar oturumunda Hüseyinzade Ali, Nesim Mazliah ve Dr. Akil Muhtar beylerden, Ağustos 1917 oturumunda ise Nesim Mazliah ve Salah Cimcoz’dan oluşuyordu. Ama Osmanlı heyeti, Jöntürk iktidarını Avrupa emperyalizminin aleti olmakla suçlayan Konferans tarafından yüzgeri edildi.

2) Akçura’nın Almanları, Tatarların talepleri konusunda ikna etmek için 1916 kışı boyunca Berlin’de büyük çaba harcadığı yolundaki istihbarat, raporda özel bir yer tutmaktadır. Biz bu istihbaratı doğrulatma imkanı bulamadık. Hiç kuşkusuz, Alman arşivleri bu konuyu aydınlatacak bilgiye sahip olmalıdır.”

Buradan itibaren, Fransız Dışişleri Bakanlığının Akçuraoğlu Yusuf hakkındaki raporu başlamaktadır.

“Konsey Başkanı, Dışişleri Bakanının Mektubudur

Bay Thiebault’ya

Stockholm’deki Fransa Ortaelçisi

4 Mayıs 1917’de gönderildi

Sayı 81

Stockholm’e Türk Heyeti gönderilmesine dairdir

Bern’deki Fransa Büyükelçiliği, kaynağı, Cenevre’de Osmanlı eski mebusu Lütfi Fikri olan istihbaratı tarafıma bildirmiştir. Buna göre Türk Hükûmeti, Rus ve Alman sosyalistleriyle ilişki kurmak üzere, aralarında Yusuf Akçura’nın da bulunduğu bir heyeti Stockholm’e göndermiştir. Bu son derece yararlı notu aktarırken, sizden bu heyetin oradaki faaliyetleri hakkında toplayacağınız her türlü bilgiyi tarafıma aktarmanızı istiyorum. Esasen bu mektubun ekinde Yusuf Akçura’nın kim olduğunu anlatan bir bilgi notu bulacaksınız; geçmişi, davranışlarına dikkat etmenin, bizim için yararlı olacağını ortaya koyuyor.

Vekaleten

Ortaelçi

 

YUSUF AKÇURA

Rusya, Kazan’da doğmuş. Tatar kökenli.

Paris’te Ahlâk ve Sosyal Bilimler Okulunda, hâlen sürgünde olan Kütahya mebusu arkadaşı Ferit Bey (Ahmet Ferit Tek) ile mükemmel bir öğrenim gördü. Her ikisi de Ortadoğu’ya ilişkin Anglo-Fransız politikanın Türkiye’ye zarar verdiği inancındadır. Bu politikanın Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamayı hedeflediğini düşünür, Antant Devletlerinin (Birleşik Krallık, Fransa, Amerika, Rusya) diplomasisini düzenbaz ve güvenilmez bulurlar.

Almancı politikayı desteklemek amacıyla, Komite nezdinde Enver Paşa’nın savunmasını bizzat Akçura üstlenmiştir. İttihat ve Terakki’nin şoven çevrelerinde etkisi büyüktür.

Arap ve Fars kültürlerinin yeminli düşmanı olan Ahmed bey Agayeff, Pan Türkçü ve Pan Turancı hareketin savunucusudur. Türkiye’deki Tatar göçmenler arasında ona en yakın kişi Yusuf Akçura’dır. 1916 baharında Lozan’da yapılan Milliyetler Konferansına katılmıştır. Konferansta Ahmet Şaib ve Tahir Beyler Dağıstan’ı ve Lazları, Sefa Bey Kırgızları, Mukim Bey Çağatayları, Surelli ve Kamil Beyler Gürcüleri temsil ederken, o da Kazan’ı ve Tataristan’ı temsil etme görevini üstlenmiştir.

1916 kışını Berlin’de geçirmiş ve savaştan sonra yapılacak barış antlaşmasında, Rusya’yı Tatarlara ve Kırım’a özerklik vermeye zorlaması için Almanları ikna etmeye çalışmıştır.”

Kaynak: François Georgeon. çev: Alev Er. Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri: Yusuf Akçura. 2. bs. Ankara: Tarih Vakfu Yurt Yayınları, 1996: sf. 197-198.

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

You may also like