“Dünyanın tiranları! Titreyin!

Toplayın cesaretinizi, kulak verin,

Ve siz terk edilmiş köleler, ayaklanın!”

 

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, Özgürlüğe Övgü şiirinde böyle diyordu işte. Pek çok eserinde çarı ve çarın yanındaki insanları eleştirmeye devam eden Puşkin. Her ne kadar 1825 yılında Rusya’daki ünlü ayaklanmayı gerçekleştirecek kişilerle bağlantılı olmasa da şiirleri çar karşıtı yer altı örgütlerinde elden ele dolaşıyordu. Çünkü Puşkin düşüncelerini cesaretle dile getirebiliyor, insanların özgürlük arzusunu çekinmeden anlatıyordu. Çok geçmeden Çar I. Aleksandr tarafından, Puşkin’in Kişinev’e sürülmesine karar verildi. İşte Bahçesaray Çeşmesi şiirinin ilk adımı böylece atılmış oldu.

Sürgün yıllarında zatürreye yakalanan Puşkin’i Kafkasya’ya giden ve bir savaş kahramanı olan General Rayevski himayesi altına aldı. General ve ailesiyle birlikte Kırım’ı da ziyaret eden Puşkin’i en çok etkileyen eser ise Hansaray’ın o meşhur Gözyaşı Çeşmesi oldu.

1763 yılında Kırım Hanı Giray Han , çok sevdiği ve genç yaşta ölen eşi Dilara Bikeç anısına “Dünya durdukça bu çeşme de benim gibi ağlasın” diyerek Bahçesaray’lı bir taş ustasına yaptırmıştı.

Çeşme asıl yerindeyken her bir su damlasının çıkardığı ses, akustiğin de yardımıyla insana ağlama-hıçkırık sesi gibi gelir ve dinleyeni derinden etkilermiş. II. Yekaterina’nın direktifleriyle çeşme bugünkü yerine konulunca, çeşmenin bu orjinalliği de ortadan kaybolmuştur. Mermerden yapılmış çiçek, gözyaşlarıyla dolu bir göz anlamına gelir. Gözyaşları kalp kurnesini (üstteki büyük kurne) kederle doldurur. Zaman bütün acıları hafifletir (çift küçük kurne), ama zihinde kalanlar tekrar acıyı hatırlatır (ortadaki büyük kurne) ve hayat böylece devam edip gider (zemindeki spiral).

İşte Kırım Hanı’nın sarayında bulunan bu çeşmenin yapılış hikayesi ve bıraktığı izler, bu mütevazı çeşmenin ziyaretçilerini derinden etkilemiş, Puşkin ise biraz daha ileri giderek “Bahçesaray Çeşmesi” şiirini kaleme almıştır. Şiir, o dönemin Çarlık Rusya’sında ve Avrupa’da meşhur olmuştur.

Çarlık Rusya’sında zaman içinde çeşmenin yeri değiştirildiği için, ilk yapılış hikâyesinden bugün uzak olsa da, bugün de çeşmenin su haznesine sürekli kırmızı ve sarı güller konulur. Bu güller birbirini seven iki insanı anlatır. Adına çeşmeler yapılan, şiirler yazılan Dilara Bikeç’in türbesi Bahçesaray’da Hansaray’ın duvarına bitişiktir. Yine zaman içinde minnettarlık göstergesi olarak çeşmenin yanı başına Puşkin’in bir büstü de konulmuştur.

Aşk fıskiyesi, ölümsüz çeşme!
Sana armağan olarak iki gül getirdim.
Seviyorum bitimsiz konuşmanı
Ve şiirsel gözyaşlarını senin.

Çiseyen gümüşsü tozların
Serin çiğlerle kaplıyor beni:
Ak, ak durmaksızın sevinçli pınar!
Anlat, anlat bana bildiklerini…

Aşk fıskiyesi, kederli çeşme!
Okudum ben de mermerinde senin
Uzak bir ülkenin övgüsünü;
Fakat Mariya’dan söz etmedin…

Ey, solgun yıldızı haremin!
Burada mı unutuldun yoksa?
Yoksa sadece mutlu düşler miydi
Mariya ve Zarema*

Ya da sadece imgelemin uykusu mu
Tenha bir alacakaranlıkta resimledi
Kendi bir anlık sanrılarını,
Ruhumun bir anlık idealini?

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Doğukan Çakmak

Latest posts by Doğukan Çakmak (see all)

You may also like