Kırım Hanlığı ( 1441-1783)

 

Özet

Kırım Hanlığı, 1441 yılında Hacı Giray’ın kendi adına para bastırması ile kurulmuştur. 342 sene sürecek olan Kırım Hanlığı kısa sürede büyük işler yapsa da yıkılmaktan kurtulamamıştır. Rusları vergiye bağlayarak büyük bir başarı sağlasalar da iç huzursuzlukları engelleyememiş, gerilemenin önüne geçememiş ve yıkılış süreci hızlanmıştır. Osmanlı ile birlikte, Rusların gelişmesini önleyememiş ve tarihi boyunca savaştığı Rusların en sonunda hakimiyeti altına girmiştir. Osmanlı İmparatorluğuyla yakın ilişkileri her zaman olsa da hiçbir zaman tam olarak buyruğu altına girmemiştir. İmparatorluğun bir nevi koruyucusu olmuş, olası bir şehzade sorununda devletin güvencesi olmuştur. Bu yazıda kronolojik olarak Kırım Hanlığı ve Osmanlı ile ilişkileri incelenecektir.

Anahtar Kelimeler: Kırım, Osmanlı, Rusya, Kırım Hanlığı

Giriş

Kırım’da birçok devlet egemen olmuştur. Kırım Hanlığı bu devletlerden biridir. Altın Orda devletinin hanlıklara bölünmesinden sonra ortaya çıkan Kırım Hanlığı, daha sonra diğer hanlıkları da egemenliği altına almıştır. Osmanlı’nın güç kaybetmesine paralel olarak güç kaybeden Hanlık, Rusya’nın ilhakından kurtulamamıştır. Bu yazıda Kırım Hanlığı’nın kuruluş ve yıkılış süreci,  Osmanlı ile bağlılığı ve Rus savaşları ele alınacaktır.

  1. Hanlık Süreci

Bölgede olan karışıklıklardan galip çıkan Hacı Giray, Kırım Hanlığını kurmuştur. Hanlık kurulduktan sonra da devam eden iç karışıklıklar bastırılmıştır. Yeni kurulan Hanlığı sağlam temeller üstüne kurmak isteyen Hacı Giray, Ceneviz kalelerini ele geçirmesi gerektiğini düşünmüştür. Fatih Sultan Mehmet ile beraber 1454 yılında Kefe kuşatmasını yapmış ve başarılı olmuştur. Fatih bu teklifi memnuniyetle kabul edip Mengli Han’a çeşitli hediyeler göndermiştir (Ayhün, 2008: 51).  Cenevizliler ile Kırım üzerinde hakimiyet mücadelesi içine giren Hacı Giray, Cenevizlileri Kefede mağlup etmiş ve haraca bağlamıştır. Bu seferden sonra Osmanlı ve Kırım ilk kez yakınlaşmış ve bu yakınlık yıkılışa kadar devam etmiştir ( Yalvar, 2017: 59). Hacı Giray’ın ölümünden sonra tekrar taht savaşları başlamıştır. Osmanlının yardımıyla Mengli Giray tahta oturmuştur. Osmanlı ile ilişkilerini sıkı tutan Mengli, ilk kez 1484 yılında Akkerman seferine katılarak Osmanlıya destek vermiştir. Altın Orda’nın hanlıklara bölünmesinden sonra çıkan devletlere sürekli seferler yapan Mengli, 1502 yılında Altın Orda devletine saldırmış ve devleti tarih sahnesinden tamamen silmiştir. Mengli Han, üçüncü seferinde Osmanlı’dan tahta çıkarak İstanbul’dan tahta çıkan ilk han olmuştur (Söylemez, 2019: 90). Mengli Giray’ın vefatından sonra tahta geçen Mehmet Giray, Kazan gibi hanlıklara saldırmıştır ancak Rusya’ya saldırması onu farklı kılmıştır. Moskova’ya saldırıp Rusları yenip uzunca bir süre vergiye bağlamıştır. Kırım bölgesinde hakimiyet mücadelesi Ruslarla Kırımlılar arasında geçmiştir. Ruslar, vergiye bağlanmaları ve bölgede güç kaybetmelerinden ötürü Kırıma sefer yapmak istemişlerdir. Korkunç İvan, başa gelmesinden sonra Kırımın ele aldığı Kazan Hanlığını ve Astarhan Hanlığını fethetmiştir (Özünlü, 2008: 491). Rusların genişlemesinden çekinen Devlet Giray, 1571 yılında Moskova’ya saldırmıştır. Rusları mağlup etmiş ve Moskova’yı yakmıştır. 1572 yılına gelindiğinde Molodi Savaşı olmuş ve Hanlık büyük bir darbe almıştır. Korkunç İvan, kendisinden iki kat büyük orduyu mağlup etmiştir. Kırım bu savaştan sonra Moskova’ya bir daha ilerleyememiştir. Devlet Giray Hanın başa gelmesinden sonra, Molodi savaşının intikamını almak için adım atılmıştır. 1591 yılında tekrar Moskova’ya kadar ilerlenmiş ve tekrar vergi alınmıştır. Kırım-Osmanlı-Rus savaşlarına gidecek süreçte Kırım, Eski kırım sürekli Ruslar ve Kazaklar tarafından tahrip edilmiştir. Hanlığın gücü düşürülmeye ve Osmanlı bağı koparılmaya çalışılmıştır. Her ne kadar Kırım özerk bir hanlık olsa da Osmanlının gücünü kaybetmesi ve Ruslara mağlup olması Kırımı etkilemiştir. Öyle ki Kırımın yıkılışı ve ilhak süreci Osmanlı ile daha çok alakalıdır. Osmanlının Ruslarla savaşması ve mağlup olması Kırımın yıkılışını hızlandırmıştır. Karlofça Antlaşması ile Rusların iyice güçlenmesi Kırımı etkilemiştir. Osmanlı-Rus savaşında başkent Bahçesaray yağmalanmıştır. Kırımlılar destek verse de Osmanlı yenilmekten kaçamamıştır. 1774 yılına gelindiğinde ise savaşlardan mağlup ayrılan Osmanlı ve Kırım Küçük Kaynarca antlaşmasına oturmuştur. Bu antlaşma neticesinde Kırım, Osmanlıdan koparılmıştır. 1783 de Rusya Kırım’ı ilhak etmiştir. Günden güne eriyen ve savaşlarda başarı sağlayamayan Osmanlı ise bu kararı 1792 yılında Yaş antlaşması ile kabul etmiştir.

  1. Osmanlı İlişkileri

Kırım Hanlığı kurulduğu günden yıkıldığı güne kadar Osmanlı ile iç içe olmuştur. Hem savaşlarda, hem kültürel, hem siyasi her kararda beraber yol yürümüşlerdir. Fatih Sultan Mehmet ile başlayan bu süreç yıkılışa kadar devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkmasına Mengli Giray yardım etmiştir. Aynı zamanda Yavuz, Mengli Hanın kızı ile evlenmiştir. Mimari yapılarına kadar benzerlik gösteren devletler, örfi kurallarda da ayrılmamışlardır. Sanat ve edebiyat alanlarında da benzerlik görülmüştür. Kırım Hanlığında edebiyat dili olarak Osmanlı Türkçesi de kullanılmıştır. Bu örneklerle Kırım Hanlığı ile Osmanlının benzediğini ve ayrılmadığını görmek mümkündür (Arabacı, 2008: 68).  Osmanlı kendine bağladığı diğer devletlerin aksine Kırım’a büyük ayrıcalıklar tanımıştır. Kırım Hanlığından vergi alınmamış, zaman zaman ödüllendirilmişlerdir. Kırım Hanları kendi adına hutbe okutup para bile bastırmışlardır. Kırım da yaşanan taht sorunlarında Osmanlı devleti gereken müdahaleyi yapmış ve en uygun ismi tahta çıkarmıştır. Kırım Hanları, Osmanlı sadrazamlarının bir kalem üstüydü hatta bazı padişahlar sadrazam görevlendirmesinde Kırım Hanlarına fikir danışmıştır. Çıkılacak seferlerde iki devlette birbirine yardım etmiş ve asker göndermiştir. İdari şekilde de Kırım Hanlığı, Osmanlı usülünce merkezileşmiştir ( Kireççi, Tezcan, 2015: 18).

Sonuç

Kırım Hanlığının kuruluşundan sonra Osmanlı’nın özerkliğini alması iki devlet arasında ki bağı güçlendirmiştir. Osmanlı’nın, Kırım Hanlığı’nı ayrı tuttuğu ve diğer devletlerden ayırdığı görülmektedir. Rusları vergiye bağlayacak kadar güçlenen ve bölgede söz hakkı olan Kırım’ın zamanla bu gücünü kaybettiği gözlemlenmektedir. İki devlet birbirinin koruyucusu ve teoride hamisi olmuştur. Olası bir şehzade kalmaması durumunda yönetme hakkı diğer devlete geçecektir. Bu durumlarda görüldüğü üzere yakınlık devlet üstü olmuştur. Özellikle Yavuz Sultan Selim ve Mengli Giray Han zamanında ilişkiler en üst seviyeye çıkmıştır, Yavuz damat olmuştur. İlerleyen yıllarda Rusya’nın güçlenmesi ve aynı zamanda da Osmanlı ve Kırım’ın güç kaybetmesi sonucu bölgede egemenlik günden güne erimiştir. Rus savaşlarında galip gelinememenin bedeli olarak Kırım günden güne elden uçmuştur. Karlofça, Küçük Kaynarca ve Yaş antlaşmalarıyla ise Kırım tamamen elden çıkmıştır.

 

 

Kaynakça

Arabacı, M. (2008). 1783 Yılından Sonra Kırım Türklerinin Osmanlı Devleti İle Kültürel İlişkileri. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 1 (2), 66-71.

Ayhün, E.  Kırım Hanlığı ve Çöküş Sebepleri. İstanbul: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2008.

Kireççi, A. Tezcan, S. (2015). Kırım’ın Kısa Tarihi. Ahmet Yesevi Üniversitesi İnceleme Araştırma Dizisi, 24, 1-64.

Özünlü, E. (2010). Mühimme Defterlerine Göre XVI. Yüzyılın İkinci Yarısında Osmanlı-Kırım Hanlığı İlişkileri. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 27, 489-503.

Söylemez, Y. (2019). Kırım Hanlığı-Osmanlı Devleti Siyasi İlişkilerinde Rehin Usülü. Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, 4 (2), 84-109.

Yalvar, C. (2017). Taurlar’dan Osmanlılar’a Kırım’ın Siyasi Tarihi. Yeditepe Üniversitesi  Tarih Bölümü Araştırma Dergisi, 1 (1), 56-61.

 

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

İmdat Hacıahmetoğlu

You may also like