ETKİN CAYDIRICI SAYGIN: CEMAL PAŞA

İttihat ve Terraki’nin önde gelen üç isminden bir olan Cemal Paşanın tam ismi Ahmed Cemal’dir. Kendisi 1872 senesinin 6 Mayıs günü Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde yer alan günümüzde ise Yunanistan’a ait olan Midilli Ada’sında dünyaya gelmiştir. Bebeklik ve çocukluk dönemine ait pek fazla veri bulunmamaktadır. Cemal Paşa’nın babası Mehmed Nesib Bey annesi hakkında ise kesin bir veriye ulaşamadığımı belirtmek gerekir. Babası Osmanlı ordusunda eczacıydı (ÇİÇEK, 2012)[1].

1890’da İstanbul’un Anadolu yakası kısmında bulunan boğaz kıyısındaki Kuleli Askeri İdadisi’nden (İdadi: lise) mezun olmuştur. Ve 1983 yılında ise subay yetiştirme temelli kurulmuş olan Mekteb-i Harbiye-i Şahane’den mezun olmuştur. Dönemin en üst düzeyde eğitim veren askeri okulundan biri olan Erkan-ı Harbiye’den (Harp Akademisi) ise 1985 senesinde kurmay yüzbaşı olarak mezun olmuştur. Bir süre Seraskerlikte Erkân-ı Harbiye Dairesi Birinci Şubesi ve İkinci Ordu’ya bağlı Kırklareli İstihkâm Şubesi’nde çalıştıktan sonra 1898 tarihinde Üçüncü Ordu’ya bağlı Redif Fır-kası Erkân-ı Harbiye Reisi olarak Selanik’te görev almıştır (Cemal Paşa, 2021). Binbaşı rütbesini 1905’te almıştır. Selanik’te görev yaptığı esnada İttihat ve Terraki’ye yakınlık duymaya başlamıştır. Bazı kaynaklarda bu dönem yakınlık veya sempati olarak değerlendirilmişken bazılarında ise aktif şekilde görev aldığı söylenmektedir. Yine de en açık ve net olan nokta Cemal Paşa’nın binbaşı olduktan sonraki dönemde yani 1906’dan sonrasıdır. Cemal Paşa Osmanlı’nın içinde olduğu karışık ve çöküşe giden durumundan modern bir ulus devlet olmakla çıkabileceği kanaatindeydi. Kendisi 1906’da İttihat ve Terraki’ye yakınlığı ile bilinen Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ne üye olmuştur. Bu yıllarda fikirleri, zekâsı ve enerjisi ile cemiyettekilerin de ve o dönemin gizli bir komitesi sayılan İttihat ve Terraki’nin de dikkatini çekmiş, kendini göstermiştir. Hemen ardından İttihat Terakki’nin cemiyet içindeki askeri oluşumunda büyük ve aktif bir rol almıştır. Cemiyetin Rumeli ve Selanik’te etkisini yayabilmesi adına yaptığı çalışmalar onu en etkili isimlerden biri haline de getirmiştir. 1908 ihtilalının ardından siyasi tabanda da hareket etmeye başlamıştır.  Gerçekleşen ihtilalin hemen sonrası İstanbul’a cemiyet tarafından görevlendirilmiş on kişilik bir heyet ile beraber siyasi durumu kontrol etmek için gitmiştir. Bir süre Kaymakamlık görevinde bulunmuştur. Hüseyin Hilmi Paşa Kabinesi tarafından Heyet -i İslahiye üyesi göreviyle Ocak 1909’da Anadolu’ya gönderildi (Cemal Paşa, 2021). Ömrü boyunca birçok farklı görevde ve konumda çalışmış olan Cemal Paşa’nın bu görev yerleri unvan ve rütbeleri şu şekildedir:

 

Erkân-ı Harbiye Dairesi Birinci Şubesi ve İkinci Ordu’ya bağlı Kırklareli İstihkâm Şubesi – Selanik – Kurmay Yüzbaşı

Üçüncü Ordu’ya bağlı Redif Fır-kası – Selanik – Erkân-ı Harbiye Reisi

Üsküdar – Mutasarrıf

Vali/ Müretteb kuvvetler – Adana. (Bölgede meydana gelen Ermeni olaylarının bastırılması ve sorumluların cezalandırılmasında önemli rol almıştır.)

Bağdat Valiliği- Bağdat- Vali

Konya Redif Fırkası Kumandanlığı- Balkan Savaşı- Kumandan ardından aynı görevdeyken Albaylığa yükselmiştir.

Balkan Savaşı esnasındaki görevi ardından kolera hastalığına yakalanan Cemal Paşa İstanbul’a dönmüştür. İstanbul’da dönemin hükümeti aleyhine propaganda yaptığı iddiası nedeniyle askeri ceza yasasına göre düzenlenen mahkemeye yani Divan-ı Harb-i Örfi’ye gönderilmiş fakat davası henüz başlamadan serbest bırakılmıştır.

İkinci Kolordu Dördüncü Fıkra Kumandanlığı – Çatalca – Kumandan hemen ardından Menzil Umumi Müfettişliği

Birinci Balkan Savaş’ı sonunda İttihat ve Terraki tarafına yürütülen propagandalara katılıp büyük destek sağlamıştır. Enver Paşa’nın liderlik ettiği darbe teşebbüsüne destek vermiştir (Cemal Paşa, 2021).

İstanbul Muhafızlığı: Babıâli baskının ardından devrilen Kamil Paşa yönetimi sonrası Albaylığa terfi etmiş sonrada İstanbul Muhafızlığına geçmiştir. Bu görev konumu aynı zamanda Harekat Üssü Komutanlığını da içine almaktaydı. Bu esnada kadın özgürlüğü adına önemli faaliyetlerde de bulunmuştur.  Sonraki dönemlerde Trakya ve Edirne bölgelerinde önemli antlaşmaların yapılması, tarafların iknası gibi ehemmiyetli konularda Osmanlı heyeti içerisinde Askeri Danışman olarak bulunan Cemal Paşa bu konumdayken hassas kırılma anlarına zekice zamanında müdahalelerde bulunmuştur. Yine Bu dönemde Nafia Nazırlığı da yapmıştır.

Birinci Kolordu Komutanlığı Vekâleti – İstanbul

Nafia Nazırlığı – Bu konumdaki görevinde gösterdiği başarı ve öncesinde başardığı işler dolayısı ile Cemal paşa 3 Ocak 1914’te General rütbesi almış bir ay kadar sonra ise bir becayiş sonrası Bahriye Nezaretinde görevlendirilmiştir. Bahriye Nezareti görevi içinde Osmanlı bahriyesi ıslahı, yenilikleri, donanmanın güçlendirilmesi, sahil kaçakçıları ve bahriyenin planlamaları ile ilgilenmiştir.

Bahriye Nezareti görevinde iken patlak veren Birinci Dünya Savaşı başlarında aynı anda İkinci Ordu Kumandanlığı görevinde de bulunmuştur.

Rusya’nın Karadeniz’deki Osmanlı donanmasına karşı yaptığı saldırıların ve bu saldırıların tartışılmasının da ardından fiilen savaş başlamış olup Osmanlı’nın da bu savaşta yer alacağı kesinleşince tüm bunların ardından Cemal Paşa Dördüncü Kolordu Kumandanlığı görevine getirilmiştir.  Bu göreve Enver Paşa ile olan görüşmeler sonucunda getirilmiş. Görevinin gerekli kıldığı amacı ise Suriye’deki iç karışıklılıklara müdahale edip İngilizlere karşı hazırlık içerisinde bulunmak, askeri harekâta öncülük etmekti. Bu görevi üç yıl kadar sürmüştür. Bu süre zarfı içinde savaş hamlelerinin ve bölgenin durumunun gidişatı neticeleri ile Filistin’de kurulmuş olan Sekizinci Kolordu kumandanlığı tarafınca Cemal Paşa Kudüs Mıntıkası Kumandanlığının kurulmasına da tayin edilmiştir.

Bağdat’ın geri alınması ve Filistin harekâtı gibi önemli iki ana konuda Enver Paşa ile aynı fikirde olmamasından mütevellit bulunduğu görevden istifa etmek istemiş ancak Enver Paşa onu bu kararından vazgeçirmiştir. 1918 yılı başlarında Enver Paşa, Suriye’deki gelişmelerin bozuk gittiğinden bahsederek Cemal Paşa’nın Yıldırım Orduları Grubu kumandanı olarak bölgeye dönmesini teklif etmiştir. Söz konusu teklif, daha kesinlik kazanmadan İngilizler 18 Eylül 1918’de büyük bir süvari kuvvetiyle Osmanlı birliklerine önemli kayıplar verdirerek Nâsıra’ya kadar ilerlemişlerdir. Nablus önünde uğranılan bu yenilgi sonucunda bütün Suriye Arapları is-yan etmişlerdir. 27 Ekim’de Osmanlı Ordusu, Halep’i boşaltmak zorunda kalmıştır. 30 Ekim 1918’de ise Osmanlı Hükümeti, İtilâf Devletleri ile Mondros Mütarekesi’ni imzalamıştır (Cemal Paşa, 2021).

Aynı dönemde ortaya çıkan Ermeni meselelerinde de uzakta dahi olsa etkili roller üstlenmiş, meydana gelebilecek sorunları öngörüp İstanbul’a yazılar yazarak bunları belirtip çözümler sunmuştur.

İttihat ve Terraki partisi – İstanbul – Genel Merkez Üyeliği. Alınan darbe ve yenilgilerin ardından dönemin Dâhiliye Nazırı İsmail Canbolat tarafınca yapılan tenkit kampanyasının neticesiyle Cemal Paşa bulunduğu Dördüncü Kolordu Kumandanlığı görevinden ayrılmış İstanbul’a dönmüştür. Osmanlının aldığı yenilgilerde ve darbelerde Cemal Paşa rolü, konumu, sorumluluğu birçok kişi ve İttihat Terraki içerisinde dahi birçok cemiyetlerce tartışılmış olup sonucunda kesin bir deyişle Cemal Paşa kimse tarafınca suçlu gösterilmemiştir. 1917 yılında gerçekleşen İttihat ve Terraki partisi kongresinde genel merkez üyeliğine getirilmiştir. 1918’de gerçekleşen kongre İttihat ve Terraki’nin olduğu kadar aynı anda üç önde gelen imi olan Cemal, Enver ve Talat paşaların da dönüm noktaları olmuştur. 1 Kasım 1918’de gerçekleştirilen kongrede partinin devam edip etmeyeceği tartışılır iken diğer taraftan ise Talat paşa hükümeti istifası neticesi ile arka planda gerçekleşen uyarı ve planlar vardır. Bazı kaynaklarda az sonra bahsi geçecek bu uyarı ve planların kaynağı isim isim verilirken bazısında ise partinin müdür-i umuru olan bir kişi şeklinde geçmektedir. Sonuç olarak neticede bu tarihlerde Cemal, Enver ve Talat paşalara ülkede kalmalarının artık kendi can güvenlikleri için tehlike arz edebileceği, halkın kendilerine karşı büyük bir ayaklanma galeyanı içine girebileceği, haklarında soruşturma, yakalama, idam gibi kararların olunabileceği belirtilmiştir. Bu riskler azalıp ortamın sakinleşmesi süresince ülkeyi terk etmeleri gerektiği, ihtiyaç olunduğu zaman yine ülkeye hizmet için elbet dönecekleri zamanın da var olunacağı söylenmiştir. Talat Paşanın Kongre’de yaptığı konuşma da bu uyarı ve ülkeden ayrılma planının taraflarınca kabulüne kanıttır şeklinde yorumlar da mevcuttur: Talat Paşa, kongrenin ilk gününde bir konuşma yapmıştır. Konuşması daha çok Birinci Dünya Savaşı’na neden girildiği üzerinedir. Konuşmasının sonunda İttihat ve Terakki Fırkası için “Vaziyetin aldığı şekil üzerine İttihat ve Terakki hükümeti mevki-i iktidarı terk ettiği gibi İttihat ve Terakki Cemiyeti Rüesası da mevkilerini terk ediyorlar. Cemiyetin bundan böyle alacağı şekil, ittihaz edeceği hatt-ı hareket, kendisine esas olarak kabul edeceği program hakkında karar vermek kongrenin hakkıdır” diyerek bir anlamda veda konuşması yapmıştır (DEMİRBAŞ, 2013). İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isim ve birkaç üyesi ile gizlice ülke dışına kaçmıştır. Berlin, Münih ve İsviçre’ye giderek İttihatçıların yurt dışındaki plan ve programlarının düzenlenmesi ve organizasyonunda etkili rol üstlenmiştir. Bu arada, savaş sırasındaki faaliyetleri hem Beşinci Şube tarafından yapılan soruşturma ve hem de 1919’da başlayan Divan-ı Harp yargılamaları sırasında gıyabında sorgulanmıştır. Beşinci Şube sorgu-lamalarında Osmanlı Devleti’nin Arap unsurunun isyanına sebep olmakla suclanan Cemal Pasa. Divan-1 Harpçe gıyaben idama mahkûm edilmiştir (Cemal Paşa, 2021). Aynı zamanda Cemal Paşa bu süreç içerisinde diğer taraftan da doğuda bulunan milletlerinin sömürgeciliğe karşı tek bir vücut gibi hareket etmesi emeliyle Afganistan üzerinden başlatmayı planladığı bir ihtilal hareketi ile Milli Mücadele’ye de destek olma gayesi içerisindeydi. Ancak gelişen olaylar ve stratejiler bu gayesini gerçekleştirmek için attığı ilk adımdan itibaren engellemiştir. Bu nedenle bu planın hatlarını oluşturabilmek adına gittiği Rusya’dan Tiflis’e geçmiştir. 21 Temmuz 1922 tarihinde iki yaveri ile birlikte alçakça gerçekleştirilen bir suikastın ardından vefat etmiştir.  Kaynaklara bakıldığında suikastı düzenleyenlerin kim olduğuna dair birden çok görüş mevcuttur.  Bu nedenle meçhul kimseler tarafınca düzenlenmiş alçakça bir suikast demek daha yerinde olacaktır.

Cemal Paşa ile birlikte yaverleri Nusret ve Süreyya Beyler Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin Tiflis temsilcisi Ahmet Muhtar Bey’in verdiği yemekten çıktıktan sonra sokak köşesini dönerlerken pusu kurmuş meçhul kimselerin yaylım ateşi sonucu öldürülmüşlerdir. Cinayet 21 Temmuz 1922 gecesi saat 22:00’ye doğru kalabalık bir cadde olan Jovkodovfski Caddesi’nde işlenmişti. Almanya’nın o tarihlerdeki Gürcistan temsilcisi Hesse, bir Gürcü gazetesi olan “Prawda Grusii”ye dayanarak cinayet anını şöyle anlatmaktadır: “Cemal Paşa, Nusret Bey ile kol kola girmiş, Süreyya Bey’in arkasından yürüyordu. Jovkodovfski (Shukowsky) Caddesi’nin köşesinde birden iki veya daha fazla adam ortaya çıkarak hiçbir şeyden haberleri olmayan Cemal Paşa ve Nusret Bey’i yaylım ateşine tuttular. Katiller o kadar hızlı davranmışlardı ki, Cemal Paşa ve Nusret Bey’in kendilerini savunmalarına hiç zamanları kalmamıştı. Hatta ikisi de yere yığıldığında kollarını bile birbirlerinden çözememişlerdi. İkisi de kaldırım üzerinde ayağa kaldırılmaya çalışılırken can vermişlerdi. İlk kurşunlar sıkılmaya başlandığında Süreyya Bey, yardım isteyen çığlıklarla, Sololaki (Ssololaki) Caddesi yönünde yaklaşık 50 adım koşmuş; ancak o da sırtından ağır yara aldığından yere yığılıp ölmüştü. Katillerin ateş etmesiyle birçok insan yaralandı; yaralananlar arasında, kaçan katilleri yakalamaya çalışan yakınlardaki bir itfaiye nöbetçisi ile yolda yürüyen bir bayan vatandaş da bulunuyordu. İtfaiye nöbetçisi ağır yaralandığından birkaç saat sonra öldü. Ölenlerin cesetleri önce belediyeye ait Michael hastanesine kaldırıldı, sonra da Cemal Paşa ve yaverlerinin cesetleri Azerilerin yoğunlukta olduğu bir semtte bulunan Şah Abbas camiine götürüldü. 24 Temmuz’da yapılan cenaze törenine Alman, İtalyan, İran ve diğer bazı ülkelerin Tiflis temsilcilerinin yanı sıra yabancı tüccarlar da katılmışlardı. Sıkı bir soruşturma başlatıldı ve yaklaşık 30’a yakın kişi tutuklandı”. Her ne kadar Gürcü gazetesi “sıkı bir soruşturmadan” ve 30 tutukludan bahsetse de cinayetin kalabalık bir caddede işlenmesine rağmen Cemal Paşa’nın katilleri yakalanamamıştı (ÇOLAK, 2021).

Askeri ve siyasi hayatının yanında Cemal paşa’nın evliliğinden de bahsetmek gerekir. 1897 yılında Kırklareli’nde bulunduğu zaman diliminde orada bulunan Bekir Paşa’nın kızı ile evlilik gerçekleştirmiş faka eşi doğum esnasında bebekleri ile beraber hayatını kaybetmiştir. Daha sonra 1899 senesinde Seniha Hanım ile evlenmiştir. Bu evlilikten bir kızı dört oğlu olmuştur. Seniha Hanım, babasının beklenmedik ölümü üzerine, dayısı Mehmet Paşa tarafından himaye edilmiştir. Orhan Koloğlu, aile ile yapmış olduğu görüşmelerden Cemal-Seniha evliliğinin bir aşk ya da görücü usulü evlilikten ziyade emir-komuta zinciri içerisinde gerçekleşen bir evlilik olduğunu ifade etmiştir. Zira o tarihlerde sivil-askeri idarecilerin kızlarını çevresindeki yetenekli gençlerle evlendirmeleri hayli yaygın bir uygulama idi. Cemal Paşa, Mehmet Paşa’nın yeğeni henüz 17 yaşında olan Seniha Hanım ile Selanik’e tayin olduktan kısa bir süre sonra, 2 Haziran 1899’de hayatını birleştirmiştir. Her ne kadar aşk evliliği olmasa da ikili arasında zamanla büyük bir uyum ve sevgi ortaya çıkmıştır (ARTUÇ, 2021).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça

[1] Çeviren: Bala

ARTUÇ, D. D. (2021). Cemal Paşa’nın Eşi Seniha Hanım’ın Hatıraları.

Cemal Paşa, A. Z. (2021). Hatırât (1913-1922). Dün Bugün Yarın Yayınları.

ÇİÇEK, M. (2012). Cemal Pasha’s Governorate In Syrıa, 1914-1917.

ÇOLAK, M. (2021). Cemal Paşa Suikastı İle İlgili İddialar ve İki Yeni Belge.

DEMİRBAŞ, O. (2013). Liderlerinin Yurt Dışına Kaçması Üzerine İttihat ve Terraki İçinde Meydana Gelen Tepkiler.

Ramazan ÇALIK, (1999). Alman Kaynaklarına Göre Cemal Paşa

Erol KAYA, (2008). İttihat ve Terraki Liderlerinin Yurtdışına Kaçışları ve Bunun İstanbul Basınındaki Yankıları.

Hasan KAYALI, (2015). Cemal Paşa, Ahmed.

İsmail YILDIZ, İstepan Karayan’ın İttihat ve Terakki Müdafaası “Muhterem Osmanlı Müntehiblerine Bir Nida-yi İrşad”, Polietika Yayınları

Mustafa ÇOLAK, (2024). Alman Belgelerinde Çağdaş İki Modernist Özelinde Vatan Davası Mustafa Kemal ve Cemal Paşa.

Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR, (2008). Ermeni İddiaları Karşısında Türkiye’nin Birikimi.

Ozan ÖMERCİ, (2009). Jön Türkler İttihat ve Terraki.

Ü. Gülsüm POLAT, (2023). “İhanet” mi Taktik Mi? : Cemal Paşa’nın Suriye Krallığı Meselesi.

Dr. Alaattin UCA, Cemal Paşa’nın Resmi Hal Tercümesi Ve Milli Savunma Bakanlığı Arşivi’ndeki Bazı Belgeler, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı:41, Erzurum 2009.

Mevlüt Karagöz, (2019). Osmanlı Sefer Organizasyonlarında ve Birinci Dünya Savaşında Menzil Hizmetleri.

https://core.ac.uk/download/pdf/38320281.pdf

https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/mekteb-i-harbiye#:~:text=%2F%23yazar%2D1-,MEKTEB%2Di%20HARB%C4%B0YE%20(1834%2D1914),subay%20yeti%C5%9Ftiren%20e%C4%9Fitim%20%C3%B6%C4%9Fretim%20kurumu.&text=Osmanl%C4%B1%20ordusunu%20ve%20donanmas%C4%B1n%C4%B1%20sevk,%C3%B6%C4%9Frenmeye%20dayal%C4%B1%20bir%20%C5%9Fekilde%20yeti%C5%9Ftiriliyordu.

https://islamansiklopedisi.org.tr/erkan-i-harbiyye

Cemal Paşa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Çeviren: Bala

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Bala

Latest posts by Bala (see all)