REŞAT ÇİĞİLTEPE

“Muvaffaksiyetsizlik beni canımdan bizar etti”

 

26 Ağustos tarihi Türklük mazisi için oldukça ehemmiyetlidir. Sultan Alparslan’ın 1071’de Anadolu’yu Türkiye yapması ile başlamış ve 1922’de Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye’nin Türklere ait olduğunu tescillemesi ile son bulmuştur. Malazgirt’ten bu yana gözü her daim bizim vatan edindiğimiz topraklarda olan garp memleketleri, kimi tarihçilere göre Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyet sahasını paylaşmak adına I.Cihan Harbi’ni başlatmış ve Serv Andlaşması ile Türk milleti “Heyt ulan ordan” diyene kadar başarılı da olmuşlardır. Millî Mücadele sürerken Türk gençlerine örnek olabilecek, onları bilcümle ödlekliğin peçesinden çekip çıkartacak öykünülmesi gereken pekçe kahraman vardır. Ancak biz bugün yanlızca bir tanesini konu edineceğiz.

Miralay Reşat Bey, 1879 yılında İstanbul’da Ziya Paşa’nın evladı olark dünyaya gelir. 1893’de girdiği Harp Okulu’nu 1896 yılında başarı ile tamamlar. Mezun olduğu sene Teğmen olarak 3. Ordu 65. Alay 2. Tabur 2. takım komutanı olarak ilk görev yerine atanır. 1917’de Yarbay rütbesinde 17. Alay Komutanlığı görevindeyken aynı zamanda İstanbl-Üsküdar bölge komutanlığı yapar. Ardından Tümen komutanlığında denenmek üzere 1918 yılında Yıldırım Ordular Grubu emrinde ve daha sonra 53. Tümen Komutanı olarak görev yapar. 22 Eylül tarihinde Şeria’da karargahı ile birlikte İngilizlere esir düşer ve bu esaret yaklaşık on ay sürer. 1919 Kasım’ında esaret bitip döner ve Aralık ayında İstanbul 2. Sıkıyönetim Askeri Mahkeme üyesi olarak atanır ancak çok beklemeden Millî Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçer.

 

Millî Mücadele’ye katıldıktan sona sırası ile 1920’de 20. Kolordu, 1921’de Doğu Cephesi Mürettep Tümen ardından Kafkas Tümen 1922 yılında ise son olarak önce 21. Tümen Batı Cephesi’ne nakledilir sonra ise 57. Tümen komutanı olur. Nitekim kendi canına kıydığı son görev yeri de burasıdır. Tümen Komutan’ı Miralay Reşat Bey ve birlikleri taaruz alanının kanadında Yunanlıları oyalama taaruzu ile görevlendirilir. Ancak savaşın gidişatı neticesinde Yunan Başkomutanı Trikopis çekilme emri verir. Bu emir ile birlikte Çiğiltepe’deki Yunan alayına bütün Yunan birliklerinin rahatça çekilebilmeleri için savnma yapmaya başlar. Böylelikle Çiğiltepe savaş için oldukça ehemmiyetli bir hale gelmiştir.

 

Türk birliklernin geri çekilen Yunan askerini takip edebilmesi için Çiğiltepe’de mukavemet gösteren birliklerin direncinin kırılması zaruridir. Asıl vazifesi oyalama taaruzu olan ve ihtiyat birliği, ağır topçular gibi ihtiyaç duyulacak destekleri olmayan 57. Tümen başının çaresine bakmak durumunda kalır. Bu ahvalde Miralay Reşat Bey, beş direneğin dördünü düşürmeyi başarır. Yalnızca Çiğiltepe kalmıştır. Çiğiltepe düşmedikçe düşmanın peşinden de gidilemiyordur. Son derece büyük bir fedakarlık ve özveri ile mücadele eden Miralay Reşat Bey, bu durumdan kendini sorumlu tutar. Mustafa Kemal Paşa ile gerçekleştirdiği görüşmeler neticesinde üzerinde hissettiği baskının dozu git gide artmaktadır. Son görüşmesinde yarım saat içerisinde Çiğiltepe’nin alınacağı sözünü verir. Sözünü yerine getiremeyince kendi canına kıyar.

 

Miralay Reşat Bey canına kıydıktan yaklaşık altı saat sonra Yunan 5. Alayına çekilmenin tamamlandığı ve onlarında çekilmesi talimatının gelmesi ile Çiğiltepe alınmış olur. Reşat Bey’in kendisine verdiği sözü tutamaması neticesinde kendi canına kıyması Mustafa Kemal Paşa’yı üzer. İstiklal sağlandıktan sonra Reşat Bey’e gıyaben istiklal madalyası ve ailesine “Çiğiltepe” soyadı bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından verilir. Türk kurtuluşu buna benze irili ufaklı birçok fedakarlık ile doludur. Türk gençliği bu kişileri tanımalı ve istİklal için verine mücadeleyi yüreğinde hissetmelidir.

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Gökhun Aydın

Latest posts by Gökhun Aydın (see all)