40 bu sadece bir sayı mı? Hafızada, kültürde, kimlikte, ruhta, şairde işlenmiş bir ilmek mi? Bir anda fark ettim ki aslında bu kırk sayısı hayatımın, hayatımızın birçok yerinde var. Mesela yer isimlerinde, deyişlerde, bazı inanış ritüellerinde, destanlarda ve okurken büyük keyif aldığım şiirlerde işlenmiş birer motif halinde çıkmakta. Ve bakıldığında sadece Türkçe ve Türk coğrafyasına ait herhangi bir alanda veya sadece İslam dininde değil birçok millet ve inanç sisteminde kırk sayısının yeri vardır. Kısaca bahsetmek gerekirse Hz. Musa, Hz. Muhammed, Hz. İsa ve Mehdi ile ilişkili birçok dinde ve kutsal kitaplarda ya da öğretilerde kırk sayısı göze çarpar: Hz. Musa’nın 40 günlük Sina Dağı’nda ki bekleyişi, Hz. İsa’nın şeytan tarafından 40 gün boyunca yoldan çıkarılmaya çalışılması veya ölümünün ardından 40 gün havarilere görünmüştür hikâyesi, Hz. Muhammed’e 40 yaşında vahiy gelmesi, yeniden dirilişin 40 gün süreceği inancı, 40 günlük perhizler, Hz. Âdem’in yaratılırken çamurunun 40 gün yoğrulması, Yahudilere 40 yıl yasağı veya kişinin 40 yaşına geldiğinde artık olgunlaşmış olduğu ibareleri gibi…
Pek tabii sadece dini bir temelden, öğretiden çıktığını anlam kazandığını söylemek imkânsızdır. Yaşam döngüsü içerisinde denk gelinmiş sıklıklar, astrolojik ve mitsel uzantıların da büyük bir yeri var kırk sayısında. Fakat tam olarak kendi kültürümüzde veya diğer kültürlerde de tam çıkış noktasını belirlemek çok zordur ki benim yaptığım okumalarda da böyle bilginin varlığına rastlamadım. Baktığımızda Türk kültür ve değerler bütünü içinde kırkın İslamiyet’ten de önceki dönemlerde bir kutsiyet ve önem arz ettiği görülür. Örneğin: 40 kız efsanesi, 40 er veya 40 günde tamamlanmış kahramanlık hikâyeleri, al karısı-lohusalık süreci çerçevesinde 40 günün bitmesi önemi ve bebeğin kırklanması inanışı ve bilinen çoğu destanda yer alan kırk ile ilgili her şey…
Yani tüm bunlar toplamında anlaşılan odur ki her kullanım istediği kadar somut ve sayısal bir tabanda olsa dahi kullanım alanı ile tarzı kırk sayısına aslında soyut düzlemde bir mana bir kutsiyet ya da bir ruh katmıştır denilebilir. Bu manalar elbette yerine göre farklılık gösterir: Dilek, çokluk, abartı, mitsel bir anlatıcılık-imgeleyicilik, kahramanlık, olgunlaşma, dönüşüm, tamamlanış, eşik-dönüm noktası, sınırların ötesine geçebilme, başlangıç, son, sabır veya ceza.
Gelelim bu konuya dikkatimi çekmeye sebep olanlardan saygıya ve sevgiye değer, genç iki şairin kırk sayısı kullanım tarzlarına.
1-Ay bıyıklarını şekil almış
Ben elimde jiletle vedânın şeklini
Ağzımdan çıkmayan kahve lekesiyle
Gezdim âlemleri kırklar içinde kırka yarıldım
2-Nabzım kırk kilometre hızla atar kıkırdağımda
burnumdan damla damla nar parçaları gelir
3-Sana inanmamak da küfrümdür
gözüne dolan meylere haram demekte
göbek bağıma atılan kırk düğümü
sök deşik kemerlerimdeki çivilerle
4-Ne oldu adımımla şakayıklar biten yollarıma
bizi rahmetin cazibesine mi kaptırdı umutlar
kanım kalbime şifadan değer vermiyorken
koşarken yirmimin kırkı çıktığından beridir
yokuşlarda yetişemiyorum gölgemle yarışa
5-Kese doldurmaz canım arifler pazarında
İşaret koydular, tokmak sesi nergis kapına
Güldeste dedim diye seni kırk yerinden vurdular
Çıt çıkarmadım, bağıma yıkıldı balsız kovanlar
Beni bul, af diletecek nasibin koynunda
6-Elim nara değdi diye mi alnımda belirdi kan
Bölündü yazım, bir damla kan ile kırk parçaya
Kurban bensem, yanağına al olsun akan kan
Vuslatın terini damlatır bıçağına kurban
Onduğum yerdir kapın, boyadım alnıma
Seni bul, affa eriştiren vesile hitabında
7-Her gece sarı elmalar toplarız
Kargı kamışları sularız
Çekiçler yaparız, Nuh’un emri ile.
Hızır ile âlemler gezeriz, sancını kırklarız.
Merve Özen’in kullanımlarına şahit olduğumuz şiirlerinden kesitlere baktık ve şair kırk sayısının kendindeki yeri hakkında şunları söyledi: “Açıkçası neden 40 diye düşündüğümde, daha önce hiç neden 40 diye düşünmediğimi fark ettim. Şiirde böyle aslında şiirde kullandığımız semboller de böyle. Yani şiire başlamadan önce dahi başlayacağımızı bilmeyiz ya sembollerde böyle seçilmeden, irade dışı seçiliyor. Benim 40 sayısı ile olan alakamı, bana okuyucu göstertmişti mesela. 3 şiirimde üst üste 40 sayısını kullanmıştım bunun üzerine bana sen “kırklar ve narlar şairisin” demişti. Sonradan baktım iç dünyamda ne bu 40 sayısı. İlk önce ölüme atıf için kullanmışım şiirimde. Sonrasında doğum, sonrasında temizlenmek anlamında (kırklanmak) kullanmışım. Sonra baktım bilmeden kendi şiirimin dünyasını 40 ile örmüşüm, dünyaya geliriz, 40 gün kötü gözlerden uzak kalmamız için annemiz bizi izole eder. Sonra ne olur ne olmaz diye bizi temizler/kırklarlar ardından, yaşama bulanırız ve ölürüz bu seferde kırkımız çıkar toprakla yıkanırız. Bazıları ise kırka karışır, kırklanır. İşte 40 benim için bu hakikat merhalelerinin içinde toplandığı bir sayı. Bu sebeple bende şiirimi kırklıyorum.”
Ve diğer şairimiz Alperen Alparslan Gözen ise bu konuda şu şekilde kendini ve şiirlerindeki kırkları ifade etti: “Ben şiirlerinde at, kurt ve nar dışında çok fazla sayı kullanan biriyim. 40 sayısına hatırı sayılır şekilde yer vermiş olsam bile en fazla kullandığım sayı elbette 40 değil. Bu sayıya yer verdiğim şiirlerin de çoğunda kendimi Çin içlerinde saray basarken hayal etmiş olabilirim. Sayılar iyi kullanıldığı zaman şiiri incirleştirir. Okuyan kişi bir kelimede kırk anlam bulur. Şiirin bir yerinde “sanki kırk kişi beraber ezan okuyacak gibiydik” diyor. Başka bir yerinde “sana kırk yüz bağışlasam da sen birini Allah için beğensen” diyor. Şair burada kırkı kırk kere aşikâr etmiştir. Sayıların her birinin şiir içerisinde, şiirin çok çok öncesinde bir hikâyesi oluyor. Yoksa doksan dörtler, kırklar ve diğerleri atlarla nasıl yan yana gelsin…”
Ne aklımızda yar kalıyor ne babamızın öksürüğü
Tarihin her yerinde ismimiz var
Yağmurlu gece kırk kişi oluruz ölmeyiz
Aman kimsenin uykusunu bölmesin sela!
-Alperen Alparslan Gözen
Kaynakça
Ateş, F. (2019). Mitolojiden günümüze yumurta ve “kırk uçurma” geleneği. AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi, 7(19), 14–27.
Bozkurt, K., & Bozkurt, H. (2012). Sayıların gizemli dünyası: Kültür ve edebiyatta sayı sembolizmi. Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, 1(1), 717–728.
Ergin, S. (2001). Bulgaristan İslimye İli Kazan İlçesi Türk Halk Kültüründe “Kırklama” Geleneği. II. Uluslararası Bulgaristan Türk Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri. Erişim: turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/selma_ergin_kirklama.pdf
Güvenç, A. Ö. (2009). Kırk sayısının halk edebiyatı ürünlerinde kullanımı üzerine bir inceleme. A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, (41), 85–97.
Hirik, E. (2017). Numbers in Proverbs of Turkish World and Their Semantic Field [Türk Dünyası Atasözlerinde Sayılar ve Anlam Alanları]. International Journal of Languages’ Education and Teaching, 5(1), 223–241.
Kiyat, A. (2024). Kırgız kültüründe doğum sonrası kırk günlük süreç ve kırk çıkarma ritüeli. Folklor Akademi Dergisi, 7(1), 124–132.
Pala, İ. (2022). KIRK. TDV İslâm Ansiklopedisi. Erişim: https://islamansiklopedisi.org.tr/kirk
Bala
Latest posts by Bala (see all)
- 40’a Varış - 17 Aralık 2025
- ETKİN CAYDIRICI SAYGIN: CEMAL PAŞA - 10 Eylül 2025
- MANTI - 22 Aralık 2024
- TÜRKMENELİ COĞRAFYASI ve TÜRKMEN NÜFUSU ÜZERİNE KISA BİR ÖZET - 15 Aralık 2024
- TAŞ - 11 Ağustos 2024