AVRASYA’NIN ENERJİ ANAHTARI: TÜRK DÜNYASI VE TÜRKİYE’NİN STRATEJİK ENERJİ ORTAKLIĞI

ÖZET

Bu çalışma, değişen küresel jeopolitik dengeler ışığında Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyeleri arasındaki enerji işbirliğini incelemektedir. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’nın enerji arz güvenliği arayışı, Hazar Havzası ve Orta Asya kaynaklarını stratejik bir konuma taşımıştır. Çalışmada; Güney Gaz Koridoru’nun genişletilmesi, Türkmen gazının Batı pazarlarına ulaştırılması, Kazakistan petrollerinin rotasının çeşitlendirilmesi ve yenilenebilir enerji alanındaki “Yeşil Enerji Koridoru” projeleri analiz edilmektedir. Ayrıca Türkiye’nin bir “transit ülke” olmaktan çıkıp “enerji ticaret merkezi”  olma hedefi, Türk dünyası ile entegrasyon perspektifinden değerlendirilmektedir.

ENERJİ JEOPOLİTİĞİNDE KIRILMA ANI

Yüzyılın ilk çeyreğinde küresel enerji piyasaları, tarihinin en büyük türbülanslarından birini yaşamaktadır. Özellikle 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, Soğuk Savaş sonrası kurulan enerji dengelerini kökünden sarsmış ve Avrupa kıtasını ciddi bir “arz güvenliği” kriziyle baş başa bırakmıştır. Yıllardır Rus doğal gazına bağımlı olan Avrupa Birliği (AB), enerji portföyünü çeşitlendirmek (diversification) için yüzünü alternatif coğrafyalara dönmek zorunda kalmıştır.

Bu noktada, zengin hidrokarbon rezervlerine sahip olan ancak dünya pazarlarına erişimde lojistik kısıtlar yaşayan Türk Devletleri (Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan) ile bu kaynakların Batı’ya açılan en güvenli kapısı olan Türkiye arasındaki işbirliği, bölgesel bir konu olmaktan çıkıp küresel bir zorunluluk haline gelmiştir. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), kuruluş aşamasında daha çok kültürel ve tarihsel bağlar üzerine inşa edilmiş bir yapı gibi görünse de bugün gelinen noktada ekonomik ve stratejik bir bloğa dönüşmektedir. Bu dönüşümün lokomotifi ise tartışmasız enerjidir. Türkiye’nin jeostratejik konumu ve TDT üyelerinin kaynak zenginliği, “kazan-kazan” prensibine dayalı yeni bir enerji denklemi yaratmaktadır. Bu yazı, söz konusu enerji işbirliğinin mevcut durumunu, potansiyelini ve karşılaşılan meydan okumaları kapsamlı bir şekilde ele almayı amaçlamaktadır.

MEVCUT MODEL: AZERBAYCAN VE GÜNEY GAZ KORİDORU

Türkiye ile Türk dünyası arasındaki enerji işbirliğinin en somut ve başarılı örneği, hiç şüphesiz Azerbaycan ile yürütülen projelerdir. “İki devlet, tek millet” şiarı, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) Doğalgaz Hattı ile “tek enerji hattı” vizyonuna dönüşmüştür. Ancak asıl stratejik hamle, Güney Gaz Koridoru’nun hayata geçirilmesi olmuştur.

Hazar Denizi’ndeki Şah Deniz-2 sahasından çıkarılan gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ve onun devamı olan Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP), bölgenin enerji haritasını değiştirmiştir. Mevcut durumda TANAP, Türkiye’ye 6 milyar metreküp, Avrupa’ya ise 10 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine sahiptir. Avrupa Komisyonu ile Azerbaycan arasında 2022 yılında imzalanan Mutabakat Zaptı uyarınca, 2027 yılına kadar Avrupa’ya giden gaz miktarının yıllık 20 milyar metreküpe çıkarılması hedeflenmektedir. Bu kapasite artışı, sadece teknik bir yatırım değil, aynı zamanda Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın Avrupa’nın enerji güvenliğindeki rollerini kalıcı hale getiren diplomatik bir başarıdır. Azerbaycan gazı, Güneydoğu Avrupa ülkeleri (Yunanistan, Bulgaristan, İtalya) için Rus gazına karşı hayati bir alternatif oluşturmaktadır. Bu başarı hikayesi, Hazar’ın doğusundaki diğer Türk devletleri için de teşvik edici bir model sunmaktadır.

KÜRESEL ENERJİ PİYASASININ YENİ AKTÖRLERİ: KAZAKİSTAN VE TÜRKMENİSTAN

Enerji işbirliğinin bir sonraki ve en kritik aşaması, Hazar Denizi’nin doğusundaki kaynakların Batı’ya entegrasyonudur. Bu noktada iki dev aktör sahneye çıkmaktadır: Türkmenistan ve Kazakistan.

Türkmenistan: Gazın Küresel Pazara Yolculuğu

Dünyanın en büyük 4. doğal gaz rezervine sahip olan Türkmenistan, coğrafi olarak “kapalı havza” konumundadır. Gaz ihracatında uzun yıllar Rusya ve son dönemde Çin’e bağımlı kalan Aşkabat yönetimi, pazarlarını çeşitlendirmek istemektedir. Türkmen gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması fikri (Trans-Hazar Boru Hattı), on yıllardır tartışılan ancak jeopolitik ve hukuki engeller nedeniyle hayata geçirilemeyen bir projedir. Hazar Denizi’nin hukuki statüsünün 2018 yılında çözüme kavuşturulması, bu projenin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmıştır. Ancak deniz altına döşenecek boru hatlarının maliyeti ve Rusya ile İran’ın olası itirazları, alternatif çözümleri gündeme getirmiştir. Bu noktada “Swap” (Takas) anlaşmaları devreye girmektedir. Türkmen gazının İran üzerinden Azerbaycan’a, oradan da Türkiye ve Avrupa’ya aktarılması gibi pragmatik çözümler, Türkiye’nin enerji diplomasisinde öncelikli gündem maddeleridir. Türkiye, Türkmenistan gazının TANAP sistemine dahil edilmesi için yoğun diplomatik çaba sarf etmektedir.

Kazakistan: Petrol Rotasının Çeşitlendirilmesi

Türkistan’ın en büyük ekonomisi Kazakistan, petrol ihracatının yaklaşık %80’ini Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) üzerinden, yani Rusya topraklarından geçerek Novorossiysk limanından yapmaktadır. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz’deki güvenlik riskleri ve yaptırımlar, Kazakistan’ı alternatif rota arayışına itmiştir. Bu bağlamda “Orta Koridor” (Trans-Hazar Uluslararası Taşıma Güzergahı) hayati önem kazanmıştır. Kazakistan, petrollerini Hazar Denizi üzerinden tankerlerle Bakü’ye taşıyıp, buradan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) hattı üzerinden Ceyhan Limanı’na ve dünya pazarlarına ulaştırma sürecini başlatmıştır. 2023 ve 2024 yıllarında imzalanan anlaşmalarla, Kazakistan petrolünün Türkiye üzerinden taşınan miktarının kademeli olarak artırılması kararlaştırılmıştır. Ayrıca, dünyanın en büyük uranyum üreticisi olan Kazakistan ile nükleer enerji santralleri kurma hedefi olan Türkiye arasındaki hammadde tedariki işbirliği de stratejik bir potansiyel taşımaktadır.

SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK: TÜRK DÜNYASININ YEŞİL DÖNÜŞÜMÜ

Türk devletleri arasındaki işbirliği sadece fosil yakıtlarla sınırlı kalmamaktadır. Küresel iklim değişikliği hedefleri ve “Yeşil Mutabakat” süreçleri, yenilenebilir enerji işbirliğini de zorunlu kılmaktadır. Hazar Denizi, özellikle açık deniz rüzgar enerjisi açısından muazzam bir potansiyele sahiptir. Benzer şekilde Kazakistan ve Özbekistan’ın geniş bozkırları güneş enerjisi yatırımları için ideal alanlardır. Bu potansiyelin değerlendirilmesi amacıyla Azerbaycan, Gürcistan, Romanya ve Macaristan arasında “Karadeniz Denizaltı Elektrik Kablosu Projesi” imzalanmıştır. Bu proje, Hazar bölgesinde üretilecek yeşil elektriğin Avrupa’ya aktarılmasını öngörmektedir. Türkiye, bu denklemin hem yatırımcı hem de teknoloji sağlayıcısı tarafında yer almaktadır. Türk mühendislik firmaları ve enerji şirketleri, Türkistan’daki yenilenebilir enerji ihalelerinde aktif rol oynamakta, bölgenin yeşil dönüşümüne katkı sağlamaktadır.

TRANSİT ÜLKEDEN ENERJİ MERKEZİNE: TÜRKİYE’NİN DÖNÜŞÜMÜ

Tüm bu gelişmeler doğrultusunda Türkiye’nin vizyonu, sadece boru hatlarının geçtiği pasif bir “transit ülke” olmak değildir. Türkiye, doğal gazın fiziksel olarak toplandığı, fiyatının belirlendiği, alıcı ve satıcının buluştuğu bir “Enerji Ticaret Merkezi” olmayı hedeflemektedir. İstanbul Finans Merkezi bünyesinde kurulacak enerji borsası ve Trakya’da planlanan doğal gaz merkezi projesi bu hedefin somut adımlarıdır.

Türk devletlerinden gelen kaynakların çeşitliliği (Azerbaycan gazı, Türkmenistan gazı, Kazakistan petrolü) Türkiye’nin elini güçlendirmektedir. Bir ülkenin “Enerji Ticaret Merkezi ” olabilmesi için farklı kaynaklardan gaz tedarik edebilmesi ve bunu yönetebilecek yasal ve teknik altyapıya sahip olması gerekir. TDT üyeleri ile kurulan entegrasyon, Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu kaynak çeşitliliğini sağlarken, Türk devletlerine de ürünlerini dünya fiyatlarından satabilecekleri şeffaf ve güvenilir bir pazar sunmaktadır.

İŞBİRLİĞİNİN ÖNÜNDEKİ YAPISAL VE JEOPOLİTİK ENGELLER

Tablo ne kadar umut verici olsa da bu entegrasyonun önünde ciddi meydan okumalar bulunmaktadır:

  1. Lojistik ve Altyapı Yetersizliği:

Hazar geçişli taşımacılıkta liman kapasiteleri ve tanker filoları henüz istenen seviyede değildir. Orta Koridor’un kapasitesinin artırılması için milyarlarca dolarlık yatırıma ihtiyaç vardır. Yeni kurulan “Türk Yatırım Fonu”nun bu noktada devreye girmesi beklenmektedir.

  1. Jeopolitik Baskılar:

Rusya ve Çin, Türkistan üzerindeki nüfuzlarını korumak istemektedir. Rusya, kendi enerji tekelinin kırılmasından rahatsızlık duyarken; Çin, Türkistan kaynaklarının büyük kısmını kendi büyüyen ekonomisi için talep etmektedir.

  1. Bürokrasi ve Mevzuat Farklılıkları:

Türk devletleri arasında gümrük prosedürleri ve enerji mevzuatları konusunda hala tam bir uyum sağlanamamıştır. Ortak bir enerji piyasası oluşturulması için yasal altyapıların uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.

SONUÇ

Türkiye ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyeleri arasındaki enerji işbirliği, değişen küresel konjonktürde duygusal bir kardeşlik söyleminin ötesine geçerek rasyonel, stratejik ve ekonomik bir zorunluluğa dönüşmüştür. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası ortaya çıkan “yeni enerji düzeni”, Avrasya’nın enerji haritasını yeniden çizerken, Türk dünyasını bu haritanın tam merkezine yerleştirmektedir. Artık mesele sadece hidrokarbon kaynaklarının bir noktadan diğerine taşınması değil, küresel enerji güvenliğinin sürdürülebilirliği meselesidir.

Bu süreçte Türkiye’nin üstlendiği rol, klasik bir “köprü” veya “transit ülke” tanımının çok ötesindedir. Türkiye, geliştirdiği teknik altyapı ve diplomatik manevra kabiliyeti ile kaynak sahibi ülkeler (Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan) ile tüketici pazarlar (Avrupa) arasında güven tesis eden bir “dengeleyici güç” ve “ticaret merkezi” konumuna yükselmektedir. Azerbaycan ile Güney Gaz Koridoru üzerinden kurulan başarılı modelin Hazar’ın doğusuna genişletilmesi, sadece bölgesel refahı artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Avrupa’nın enerji arz güvenliği krizine kalıcı bir çözüm sunacaktır.

Öte yandan, işbirliğinin geleceği yalnızca fosil yakıtlara endekslenmemelidir. İklim değişikliği ile mücadelenin küresel bir öncelik olduğu bu dönemde, Hazar ve Orta Asya’nın rüzgar ve güneş potansiyelinin “Yeşil Enerji Koridorları” ile Batı’ya entegre edilmesi, TDT’nin stratejik vizyonunun en önemli sütunlarından biri olmalıdır. Bu dönüşüm, Türk devletleri için ekonomik bağımsızlığın ve ulusal egemenliğin pekiştirilmesi anlamına gelirken, Türkiye için de bölgesel liderlikten küresel oyun kuruculuğa geçişin anahtarıdır.

Nihayetinde, altyapı eksiklikleri ve jeopolitik baskılar gibi mevcut meydan okumaların, kararlı bir siyasi irade ve ortak yatırım fonlarıyla aşılması elzemdir. Önümüzdeki on yıl, “Enerji İpek Yolu”nun tam anlamıyla işlerlik kazanacağı, Türk dünyasının küresel ekonomideki ağırlığını hissettireceği ve Doğu ile Batı arasındaki enerji denkleminin Bakü, Ankara ve Aşkabat ekseninde yeniden tanımlanacağı bir dönem olmaya adaydır.

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Aras, O. N. (2023). Türk Devletleri Teşkilatı Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Raporu. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.

Aydın, M. (2022). “Orta Koridor’un Yükselişi: Hazar Geçişli Doğu-Batı Güzergahının Stratejik Analizi”. Uluslararası İlişkiler Dergisi, 19(74), 35-58.

Badaş, C. (2024). Orta Koridor Girişiminin Türkiye Bağlamında Değerlendirilmesi (Rapor No: 3). Ankara: Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM).

Çelikpala, M. (2023). “Türkiye’nin Enerji Merkezi Olma Arayışı: Zorluklar ve Fırsatlar”. Uluslararası İlişkiler Dergisi, 20(78), 5-25.

Karbuz, S. (2023). “Küresel Enerji Krizinin Türkiye’nin Enerji Merkezi Olma Hedefine Etkileri”. Bilkent Enerji Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM).

Oğuz, Ş. & Yılmaz, H. (2022). “Rusya-Ukrayna Savaşı Sonrası Avrupa Enerji Güvenliğinde Hazar Havzasının Artan Önemi”. Avrasya Etüdleri Dergisi, 62(2), 45-68.

ORSAM. (2022). Rusya-Ukrayna Savaşı Gölgesinde Hazar Enerji Jeopolitiği (Rapor No: 289). Ankara.

T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2024). Enerji Diplomasisi ve Türkiye’nin Stratejik Vizyonu. Ankara.

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT). (2021). Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi. İstanbul.

 

 

 

 

 

 

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Emir Şahin

Emir Şahin, 2004 doğumlu , Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İngilizce Ekonomi Bölümü öğrencisi. Türklük üzerine okur araştırır ve yazmaya başladı.