ABD ve İsrail’in Siyonist Planı: İran, Hizbullah, Hamas ve Husiler

ABD, İsrail ve bölge ülkeleri, Filistin direnişinin lider hareketi Hamas’a silah bırakma çağrısı yaparken, aynı zamanda dört yönlü stratejik bir siyonist planı devreye sokmuş durumdadır. Bu planın hedefi, direniş eksenini oluşturan İran, Lübnanda Hizbullah, Filistinde Hamas ve Yemen’deki Husiler’i bölgesel düzeyde zayıflatmak, kontrol altına almak ve hatta yok etmektir.

Lübnan hükümetinin, halkta bir karşılığı olmasa da Hizbullah’ın silahsızlanması yönündeki çağrılar, Naim Kasım’ın siyasi ve bürokratik alanlarda bir darbe planlamasına yol açabilir. Eğer bu adımlar beklenen sonucu vermezse, askeri müdahale olasılığı gündeme gelebilir. Böyle bir senaryo, Lübnan’ı ciddi bir iç çatışmaya sürükleyerek, İsrail’in olası saldırılarıyla birleştiğinde, Hasan Nasrallah’ın ölümü sonrası zayıflayan Hizbullah’ın varlığını tehlikeye sokabilir.

İran özelinde ise, ABD ve İsrail’in ikinci bir saldırı dalgası başlatması, İran’a yakın üslerde artan hava trafiği incelendiğinde gayet muhtemel bir senaryo olarak ortaya çıkmaktadır. Bu saldırılar nükleer tesisler ve İran’daki Hamas liderlerinin varlığı bahane edilerek yürütülebilir; esas amaç ise, Hamaney dâhil olmak üzere direniş ekseninin askeri, dini ve idari liderleri hedef alınarak yönetim kabiliyetini zayıflatmak ve Suriye devrimi sonrası Ortadoğu’da büyük bir darbe alan İran’ın bölgesel etki kapasitesini sınırlamaktır. Bu durum, bölgedeki güç dengelerini önemli ölçüde değiştirebilir; yeni diplomatik ve askeri krizlere yol açabilir.

Yemen bağlamında ise, Aden Körfezi’nde İsrail ile ticaret yaptığı gerekçesiyle uluslararası ticari gemileri hedef alan ve Filistin direnişine verdiği destekle İsrail’e füze saldırılarıyla gündeme gelen Husilere karşı, bölgesel Arap ülkeleri ve ABD iş birliğiyle kurulacak ortak bir koalisyonun önemli bir saldırı dalgası başlatması beklenebilir. -Yakın süreçte İsrail saldırısında Husi Başbakan ve Bakanlar hayatını kaybetmişti-
Bu operasyonlar, Husilerin lojistik ve askeri kapasitesini ciddi biçimde zayıflatmayı hedeflerken, bölgedeki insani ve ekonomik sonuçları da gündeme getirecektir.

Hamas’ın silah bırakması veya zayıflatılması durumunun, direniş ekseni üzerinde domino etkisi yaratabileceği, Lübnan, İran ve Yemen’deki aktörlerin stratejilerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla bu dört yönlü plan, sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik boyutlarıyla bölgesel istikrarı doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.

Sonuç olarak, İsrail’in bir sonraki hedefinin Türkiye olabileceğine dair açıklamalarda bulunan İsrailli kabine üyelerinin beyanları ışığında, bölgesel barışın korunması, Filistin halkının geleceğinin güvence altına alınması ve işgalci planların engellenmesi açısından direnişin, özellikle Hamas’ın silah bırakmaması ve direniş ekseninin varlığını sürdürmesi kritik bir öneme sahiptir. Türkiye’nin ise bu bağlamda direnişin gizli destekçisi olarak rol alması, Türkiyeye bölgede yeni müttefikler kazandırarak hem bölgesel dengeyi güçlendirecek hem de Filistin’in siyasi ve askeri direncinin devamını sağlayacaktır.

Mustafa Talha Cabadak

Please follow and like us: