YALNIZ DUA

Gece saatsiz kayıp, rıhtım uzak, yollarda pusulanmış binbir tuzak

Karanlıkta kalmak ayıp

Karanlıkta bırakılmaksa hak, karşı çıkmayıp

Tüketilen ömre, parmakları kaydırıp,

On dört santim camlarda, zevk için oynanan zik zak

İşlerken ölüme hasret saat, tik tak

Yazık…

Karşıma çıktı her köşe başında dikilen hırsız

Bağırdım

Kim bu karşıdan gelen arsız?

Çiğeri yananın kalbinde buz,

Kiremitsiz evlerin bacaları tüter, acı acı huzursuz

Ateşin çocukları vatansız, bayraksız, kuduz

Allah aşkına!

Bayrağı olanın sesini, en son ne zaman duydunuz?

Ey Oğuz Budun hesap verin

Yanıyorken memleket nasıl öylece durdunuz?

Dağda demire ateş, bozkırda çiğeri çatlamış kısrak, yalnız Allah’a kuldunuz

Ya şimdi, ya şimdi ne oldunuz?

Zalim bir kalabalık, mefkuresiz bir güruh

….

Ah şu zalim kalabalık nasıl öyle kaygısız

Yaşamak kalabalıklara inat çocuk iştahıyla arsız

Dikilmek için karşısında ölümün

Yarım kalmış ruhları bir sakız gibi çiğneyerek

El ayak çekmek on dört santim camlardan

Artık duramam geri dönemem bilirim ya da bilemem

Bunun için doğmadım mı ben?

Karşı çıkmalıyım, zıvanadan çıkmış deliliğe

Dişlisine masum kanı bulaşmış çarka

Koşar adım gitmeliyim, Gazze’ye,  Tebriz’e, Türkistan’a

Baybars misali savaş açmalıyım miskinliğe

Turfanlı Aykız, Tahranlı Sevde, Ah nerede Beyrutlu Azize?

Ezildi sümbül, yandı beyaz yasemen, kül oldu gül,

Vuruldu şahmeran göçtü bülbül

Cihanın ortasında York’un çok ama çok doğusunda

İşlendi en akıl almaz cinayet

Ve malesef, Pers boğazına dayandı gemiler

Mevsimler, şimdi bir garip haldeler

Kayboldu renkler, gökyüzünde görünmez oldu haleler

O çok sevmeler toprağa karıştı

Ne yazık kalabalıklar buna da alıştı

Biraz duralım mı lakin toprağa değdi Alara

Gülümsedi Nilüfer çamura karşı

Şahidim Allah’ım o ki anne sütüm kadar paktı

Nil’i o haliyle darağacına kim çıkarttı

Biraz önceki kalabalık neden dağıldı?

Kurban edilen semaya doğru yükselirken

Haber yok mu hala katilden

Hava açık gül yüzün soluk nefes almak haram

Ne öğrendiysek gerçeklik adına yalan

Yanmayan sigaram, titrek ellerim

Sen yaşıyorken yazamadığımdan

Ahıt say ardından

Yaşadığımı da sanmasın insancıklar

Gözlerim kördü bunca zaman, kulaklarım sağır

Firavun denizi geçmiş ağır, ağır

İstersen bağır çağır,

Duymaz, canı gitmiş, asasına dayanmış Süleymanın

Sen ne yapacaksın asıl, onu düşün füzeler geçiyorken önünden?

Bugün ne farkın var ki dünden?

İlk kıblen yıkılmış, şaşmış yönünden

Bu kaçıncı bebek kefensiz gömülen!

Ey evlerin en mukaddesi! Ey Kutlu Nebinin emaneti!

Ne yazık

Anıt bir mezar olmuş toprağın

Oysa bütün insanlığa yetecekti senin ahın

Darmadağın, bereketli hilali insanlığın

Al renge boyanmış fırat ve dicle

Gözyaşı ve kanla dolmuş Şatt’ül-Arab

Ruhu hasta, öylece yatmakta Uzak Asya’dan uzanan kısrak

Medet Yarab, Hak Çalap…

Ne olduysa bizden sebep, biz de bütün kabahat

Ahıt say, dua say, yakarış say, ne olur yardım et!

 

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Muhammet Cihat Dizdaroğlu

Latest posts by Muhammet Cihat Dizdaroğlu (see all)