İran’ın Yeni Savaş Doktrini: Mozaik Harp ve Yıpratma Stratejisi

Hamaney ve üst düzey Ayetullahlar ile kilit siyasi-askeri figürlerin ortadan kaldırılmasının ardından, savaşın sevk ve idaresi siyasi yönetimden çıkarak doğrudan Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolüne geçmiştir. İran İslam Devrimi’nin 3. Dini Lideri olarak seçilen Mücteba Hamaney ise askeri operasyonlardan ziyade diplomatik ilişkilerin yönetimine odaklanmaktadır. Dış politikasını “Onur, Hikmet ve Maslahat ilkeleri üzerine inşa eden yeni lider, diplomasiyi bir “boyun eğme” veya “yalvarma” aracı olarak değil; ulusal onuru ve devrim ilkelerini koruma aracı olarak kurgulamaktadır. Mevcut konjonktürde Batı’ya ve ABD’ye karşı tavizsiz bir duruş sergilese de ilerleyen süreçte Washington’dan gelebilecek olası bir ateşkes teklifine kapalı olmayacağı öngörülmektedir. Washington’ın operasyonel önceliği İran’ın nükleer altyapısını ve güç üretim kapasitesini imha ederek stratejik bir felç yaratmak olsa da, gerçekleştirilen saldırıların Tahran’ın nükleer programının ilerleyişine kalıcı bir darbe vuramadığı değerlendirilmektedir.

Mozaik Harp Doktrini ve Merkeziyetsiz Direniş
Sahadaki askeri kontrolü ele alan DMO, konvansiyonel savaş yerine asimetrik bir strateji olan “Mozaik Harp” doktrinini devreye sokmuştur. Terörizm literatüründeki “yalnız kurt” taktiğinin daha geniş ve kurumsal bir versiyonu olan bu modelde, askeri güçler birbirinden bağımsız 31 farklı gruba bölünmüştür.
İran’ın “12 Gün Savaşı”ndan çıkardığı en büyük ders niteliğindeki bu stratejinin temel amacı; lider kadrosuna yönelik “baş kesme” operasyonları durumunda komuta-kontrol mekanizmasının felç olmasını engellemektir. Grup komutanları, hiyerarşik bir onaya ihtiyaç duymadan inisiyatif alarak saldırı gerçekleştirebilmektedir. Geçmişte Hamas’ın da uyguladığı bu merkeziyetsiz yapı, savaşın gidişatını tek bir merkeze bağlı olmaktan çıkararak direnişi sürdürülebilir kılmaktadır. Bu modelin, zamanında Kasım Süleymani tarafından Hamaney’e “B Planı” olarak sunulduğu değerlendirilmektedir. Bu sayede Mossad ve CIA, gayrinizami harp ve istihbarat alanında savaşı domine edip potansiyel liderleri ortadan kaldırsa bile, mozaik harp doktrini sayesinde sistemin misilleme kapasitesi ayakta kalmaktadır.

ABD Seçimleri ve İran’ın Yıpratma Savaşı Stratejisi
ABD’de yaklaşan seçimler, Trump yönetimi üzerinde ciddi bir kamuoyu baskısı yaratmaktadır. Amerikan halkının sarsıcı bir denizaşırı savaşa sıcak bakmaması, Trump’ı seçim öncesi İran’a karşı kesin bir zafer kazanarak savaşı sonlandırma isteğine itebilir; ancak bu acelecilik Washington’ı taktiksel hatalara zorlayacaktır. İran’ın buradaki temel stratejisi, ağır kayıplar verse dahi savaşı bir “yıpratma savaşına” dönüştürerek süreci uzatmaktır. Amaç, ABD ve İsrail eksenini yenilgiye uğratamasa bile kesin bir zafer kazanmalarını engelleyerek, bu devletlerin uluslararası arenadaki “yenilmezlik” imajlarını sarsmaktır.

Körfez Baskısı
Konvansiyonel harp kapasitesi bağlamında ABD ve İsrail’in gerisinde olan İran, dengeyi sağlamak için ABD’nin yakın müttefiki olan Körfez ülkelerine cephe açmaktadır. Böylece dolaylı bir baskı unsuru yaratarak enerji nakil hatlarını ve petrol fiyatlarını manipüle etmeyi hedefleyen Tahran’ın asıl amacı, ABD ve İsrail’i zorlu bir bölgesel kara harekâtına sürüklemektir.

Lübnan Cephesi
Lübnan cephesinde ise Hasan Nasrallah’ın ölümü ve İsrail’in zamana yaydığı yıpratıcı hava harekâtları Hizbullah’ın operasyonel kapasitesini zayıflatmış olsa da, örgütün İsrail’e yönelik son füze atışları stratejik cephaneliğinin hala aktif olduğunu göstermiştir. İsrail, güneyi işgal etme amacıyla Lübnan’a yönelik bir kara harekâtı başlatmış ve şu ana kadar ülke topraklarının %10’una girmiş olmasına rağmen, Hizbullah’tan henüz ağır bir konvansiyonel karşılık görmemiştir. Bunun temel askeri gerekçesi, Hizbullah’ın son ateşkesten sonra Litani Nehri’nin güneyinde çok az sayıda birlik bırakmış olmasıdır. Eğer İsrail ordusu kara harekâtını Litani’nin kuzeyine doğru genişletirse, Hizbullah’ın ana savunma hattıyla karşılaşacak ve çok daha ağır zayiatlar verme riskiyle yüzleşecektir.

Ketaib Hizbullah’ın Asimetrik Rolü
İran’ın “Direniş Ekseni” stratejisinin kritik bir diğer ayağını da Irak’taki Ketaib Hizbullah oluşturmaktadır. Mozaik Harp doktrininin sınır ötesi bir uzantısı olarak faaliyet gösteren bu vekil güç, ABD askeri üslerine ve zaman zaman İsrail topraklarına yönelik dron ve seyir füzesi saldırılarıyla savaşı daha geniş bir coğrafyaya yaymaktadır. Ketaib Hizbullah’ın bu asimetrik eylemleri, hem Körfez’deki baskı politikasını desteklemekte hem de Lübnan ve İran üzerindeki doğrudan askeri baskıyı dağıtarak Tahran’a sahada ekstra bir stratejik derinlik ve zaman kazandırmaktadır.

Genel Sonuç
Özetle İran; siyasi ve dini liderlik düzeyindeki kritik kayıplarına rağmen, “Mozaik Harp” doktrini sayesinde ademi merkeziyetçi bir komuta-kontrol yapısına geçerek operasyonel kapasitesini ayakta tutmayı başarmıştır. Tahran’ın ana stratejisi; Irak’taki Ketaib Hizbullah’tan Lübnan’daki Hizbullah’a ve Körfez’deki enerji hatlarına kadar uzanan geniş bir ağ üzerinden savaşı “yıpratma harbine” dönüştürmektir. İran’ın nihai hedefi, konvansiyonel anlamda ABD ve İsrail’i mutlak yenilgiye uğratmak değil; sahadaki çatışmayı uzatarak karşı tarafın kesin bir zafer kazanmasını engellemek, uluslararası caydırıcılık imajlarını kırmak ve olası bir bölgesel ateşkeste masaya eli en güçlü şekilde oturmaktır.

Please follow and like us: