Ülkemizde hayvancılıkla uğraşan insan sayısı azımsanacak kadar az değil. Ancak bir çok işletmeci iyi para kazanamadığından şikayetçi. Büyükbaş hayvan çiftliklerinin büyük çoğunluğunu kültür ırkları oluşturuyor. Üstelik birçoğu işletme meraya çıkmadan ahır içinde besleme yapıyor. Fakat merayı çok iyi değerlendiren ve yetersiz besleme koşullarına rağmen verim verebilen yerli ırkları tercih etmiyor. Oysaki yerli ırkların birçoğu kötü şartlara rağmen sahibini üzmüyor. Bu doğrultuda yerli ırklarımız hakkında bildiklerimi sizlerle paylaşacağım;

YERLİ KARA

Türkiyenin yerli ırkı olan yerli kara orta Anadolu bölgesinde yetiştirilir. Bu bölgenin iklim ve çevre koşullarına oldukça adapte olmuştur. İlkel bakım, besleme ve barındırma şartlarında hayatta kalıp verim verebilmektedir. Başı vücuda oranla biraz büyük, boynuzlar hilal şeklindedir. Diğer sığır ırklarına nazaran daha kısa ve zayıftır. İsmi gibi kıl örtüsüde siyah olan bu ırkta meme bölgesinde açık tonlu renkler bazen görülebilir.  Göğsü dar, bacakları ve butları zayıftır. Türkiyedeki yerli ırk sürülerinin yaklaşık %35’i yerli kara sığırıdır. Her ne kadar ıslah çalışmaları yapılsada bu ırk ergin canlı ağırlığı olarak 200-300 kilogramlarda kalmıştır. Günlük canlı ağırlık artışı ise bakım ve besleme şartlarına göre değişse bile ortalama olarak 600-700 gramdır. Laktasyon süresi ortalama 200 gün olan bu ırk laktasyon süresi boyunca 600-800 litre kadar süt verebilir.

BOZ IRK

Kökeni Bulgaristan olan bu ırk ülkemiz yerli ırklarından olup Trakya ve güney marmarada yetiştirilmektedir. Kuzey ege ve anadolunun batısında da görülebilir. Bu bölgelere adapte olan bu ırk yetersiz besleme koşullarına dayanıklıdır. Ülkemizde sayıları oldukça azalmıştır. Oldukça gelişmiş bir sindirim sistemleri vardır. Düşük kaliteli yemleri bile iyi değerlendirebilirler. İklim ve yem değişikliklerine, olumsuz doğa şartlarına, açlığa ve hastalıklara karşı dayanıklıdırlar. Vücut renkleri açık gümüşten kül rengine kadar değişkenlik gösterebilir. Burun uçlarının üst kısmında siyah bir halka vardır. Boynuzları yukarı doğru hilal şeklindedir. Ülkemiz yerli sürülerinin %4-5 ini oluştururlar. Ergin canlı ağırlıkları 350-400 kilograma kadar çıkan bu ırkın günlük canlı ağırlık artışı 700-800 gramdır. Laktasyon süresi 200-210 gün olan bu ırkın laktasyon boyunca vereceği süt verimi ise yaklaşık olarak 1000-1500 litre kadardır.

DOĞU ANADOLU KIRMIZISI

Kökenini kafkasyadan alan bu yerli ırkımız ülkemizde doğu ve kuzey-doğu Anadolu bölgelerinde yetiştirilir. Yüksek rakımlı alanlarda, sert kış şartlarına dayanıklıdırlar. Uygun olmayan ahır şartlarına, yetersiz bakım ve beslemeye, salgın ve parazit hastalıklara karşı dayanıklıdırlar. Bu şartlarda yaşamaya ve verim vermeye devam ederler. Mayıs ayından itibaren meraya ve yaylalara çıkarılırlar. Genellikle yılın 6 ayını merada geçirirler. Kalitesiz yemleri gayet iyi değerlendirirler. Doğu Anadolu Kırmızısında renk sarı – kırmızıdan koyu kestane rengine kadar değişir. Vücudun değişik yerlerinde, genellikle memede, karın altında, kuyrukta, kuyruk ucunda ve burun ucunda beyaza kadar değişen açık renkte lekeler görülebilir. Boynuzlar kısa ve öne yöneliktir. Doğu Anadolu Kırmızısında en göze çarpan özellik göğüs bölgesinin dar olmasıdır. Ülkemiz yerli sürülerinin %13-15 ini oluştururlar. Canlı ağırlıkları 300-500 kilograma kadar değişirken günlük canlı ağırlık artışları ise 800-900 gramdır. Laktasyon süreleri 180-270 gün arasında değişip ortalama 1000-1300 litredir.

GÜNEY ANADOLU KIRMIZISI

Kökeni tam olarak bilinmeyen bu ırkımız Güneydoğu Anadolu ve kısmen Akdeniz bölgelerinde yetiştirilir. Ülkemizin en iri yapılı ve süt verimi en yüksek yerli ırkıdır. Uzun yıllardan beri bu bölgelerde yetiştirildiklerinden dolayı Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinin mevcut koşullarına, özellikle sıcak iklimine iyi adapte olmuşlardır. Kene ve kan parazitlerin meydana getirdiği hastalıklara dayanıklıdır. Bakım ve beslemenin düzenli olmadığı İlkel şartlarda yetiştirilebilirler. Uzun mesafeleri rahatlıkla yürürler. Güney Anadolu Kırmızısı kirli sarıdan kırmızı tarçıniye kadar değişen renkler gösterirler. En çok görülen tarçın rengidir. Vücudun ön kısmı arka kısmından daha koyu renklidir. Başta göz etrafı, yüzün yan kısımları, boyun ve kürekler vücudun esas rengine göre biraz daha koyucadır. Bazen göz kapakları, boynuz, tırnak ve burun ucuna kadar tamamen sarı hayvanlara rastlanır. Genel olarak burun etrafında vücut renginden daha açık bir halka vardır. Bacakların iç yüzeyleri, memeler ve karın altı vücuda nazaran daha açık renktedir. Vücudun ön kısmı arkaya nazaran daha koyudur. Boynuz ve tırnaklar siyaha yakın gri renklidir. Kuyruk püskülü siyah renklidir. Canlı ağırlıkları 200-350 kilo olan bu ırkın günlük canlı ağırlık artışı 700-1000 gramdır. Laktasyon süresi 275 güne kadar çıkan bu ırk bu süre boyunca 2000-4500 litre arası süt verebilir.

Eğer çok büyük ve büyük kapsamlı bir işletmeniz yok ise ve kullanabileceğiniz mera alanları mevcutsa işletmenizi yerli ırk sığırlardan oluşturmanızı tavsiye ederim. Bu sayede daha karlı bir işletmeniz olacaktır.

Unutmadan; hayvanlar nankör değildir. Ne verirseniz karşılığını alırsınız.

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Burak Arıcı

Ankara Üniversitesi Ziraat Mühendisliği

Latest posts by Burak Arıcı (see all)

You may also like