Kategori: Edebiyat

ATSIZ’ın Ardından

5 Ağustos 2019 Kapalı

  Başıma dert yüreğime sızı Arab’ın yobazı batının ahlaksızı Gözler arar gönüller arar Atsız’ı   Çakallar sürüyle geçer kartallar yalnız uçar Turan ülkesinin hayalidir bir çağ kapatıp bir çağ açar   Bırakıp gittin ülkü adlı nazlı gelini dünyada yalnız Sen şimdi Kürşad’ın sofrasında nasıl kızalım sana Atsız   Atsız demişler okunduğunda iki hece Adın okunduğunda…

Yazar: Şahin Altıntaş

Bir Hikâye: Onur, Şeref, Haysiyet ve Nezaket

16 Temmuz 2019 Kapalı

  27 Mayıs 2015, Karadeniz’de bir yer. Yaz güneşi tepeden vuruyordu. İhtiyar “delikanlı” eşine seslendi : “Mumları unutmadık değil mi?” Kadın yumuşak görüntüsünün zıddına sertçe cevap verdi: “Ben senin gibi bunak mıyım?” Tam 25 tane mumu tek tek sayarak ve özenle pastanın üzerine yerleştirdi. İhtiyar delikanlı bunak lafına alınmıştı. Alzheimer illetine dûçâr olduğundan beri epey…

Yazar: Fırat Kazganoğlu

SON KALENİN SAVAŞÇISI

10 Temmuz 2019 Kapalı

Son Kale idi, son askerlerim ve ben, hiçbirimiz atmadık bir adım geri, bu onursuz savaşa aldırmadan, umutları seçtik ölümlere meydan okuyarak, üzerine kabuslar çökmüş umutları, Çarpıştım,son nefese son nefere son umuda kadar, Kaybettim belki fakat yıkılmadım Kürşad’ ça,  Aşk adına düştü başım, aşk adına bu vurgun, bu kahır, Ve kurşun-kurşun,çiçek çiçek yitikliğime merhaba. Terkedilmiş vatan…

Yazar: Enes İnan

Dün Bugün Yarındı…

4 Temmuz 2019 Kapalı

  “Bazen hızlı, bazen yavaş geçen şu zaman ne izafi mefhumdu.”   DÜN Hayatımızı bazı gerçeklere uygun  olarak yaşamak her bireyin kaçınılmaz sıkıntılarındandır. Ya kendi düşüncelerini benimseyip yön vereceksin hayatına ya da hayatın hırçın dalgalarına bırakacaksın kendini. Dün’ lerimiz böyle dolu değil mi? Geçmiş deriz. Hala izlerini taşıdığımız anılarımıza. Uçan bir balon ile gökyüzünün derin…

Yazar: Hasan Süha Doğan

Türk Milleti Adına !

3 Temmuz 2019 Kapalı

KARAR Davacı: Aziz Şehitlerimiz Davalı: Türk Gençliği Hakim: Anadolu Toprakları İddia: Yıl 1915 Çanakkale sırtlarında bir küheylan havalandı,elinde bir kılıç, belde revolver üstünde harbiyeden kalma subay ceketi, gözler birer ateş parçası hele o ağızdan çıkan sözler birer yangın yeriydi. ”Ben size taaruzu değil ölmeyi emrediyorum.”diyordu. Cephede bir yıldırım gibi düşman üstüne çakıyor.Her parlayışında Seddülbahirde toplar…

Yazar: Mahmut Esat Köroğlu

Alkışlar Alemi

23 Haziran 2019 Kapalı

Yaklaşık bir ay önce, her zamankinden farksız bir sabaha uyandım, kahvaltı kültürü edinemediğim için birkaç sigara yakıp yarıda söndürdüm ve Cuma Selasını duyunca bir şeyler yer de namaza geçerim diye giyinmeye koyuldum. Yüzümü yıkadığım gibi birileri kapıya korkakça denilebilecek kadar hafif bir şekilde iki kere tıklattı. Sormak adettendir ne de olsa o kapı açılır, sordum…

Yazar: Zafere Doğru

“Kırklar”

21 Haziran 2019 Kapalı

  29 Nisan 1951, Urumçi Boynunda işlediği “suçların” yazıldığı bir levhayla sokaklarda gezdiriliyordu. Önünde, yanında, ardında her tarafta Çinli askerler vardı. Hepsi başını önüne eğmesini söylüyorlardı. Kısık gözleriyle bu talimatı kimin verdiğine baktığında, bakışlarını çevirdiği yerdeki tüm kafaların eğildiğini görüyordu. Fakat O, başını eğmedi. Hakikaten de başını eğecek bir şey yapmamıştı. İstiklal uğruna çarpışmış, esir…

Yazar: Fırat Kazganoğlu

Memurun Ölümü (A. Çehov)

15 Haziran 2019 Kapalı

Güzel bir akşam vaktiydi. Yazı işlerinde memurluk yapan İvan Dimitriç Çerviakov tiyatroda önden ikinci sıradaki bir koltuğa oturmuş, dürbünle “Kornevil’in Çanları” adlı oyunu izliyordu. Adamın oturuşuna bakılırsa mutluluğun doruklarında olmalıydı. Derken, birdenbire… Öykülerde sık sık rastlanır “derken, birdenbire,” sözüne. Yazarların hakkı var, yaşam beklenmedik şeylerle öylesine dopdolu ki!.. İşte sevimli Çerviakov’un suratı böyle birdenbire buruştu,…

Yazar: Fırat Kazganoğlu

Üstat Karakoç

10 Haziran 2019 Kapalı

Vefatının 7. Sene-i Devriyesinde  Abdurrahim Karakoç Anısına… “Kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 7 Nisan 1932 tarihinde dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, ‘Özlenecek neresi var? ‘ diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda…

Yazar: Akif Emre Dağdaş

Şehit Bedirhan…

8 Haziran 2019 Kapalı

Bedir’in Aslanı Hamza  İstanbul’un Fatihi, Mehmet Han  Kurtuluş mücadelesi Mustafa Kemal  Ve son Başbuğ Alparslan  Hepsi bizimle  korkma baba  Korkma Bedirhan Bebek hep seninle.. Baba  Baba duyuyor musun beni Ben Şehit Mustafa Bedirhan Biliyor musun karşım da duruyor Hanlar Hanı Alparslan Annem de burda yanımda Şehit Nurcan…

Yazar: Enes İnan

Uyan Türkoğlu!

6 Haziran 2019 Kapalı

Bayatını yediğin halk ekmek, Artık karın doyurmuyor! Sakındığın ateş, Artık seni yakmıyor!   Bir zahmet et de uzan, Meyvesi dalda bekliyor! Bu meyve yasak değil, Koparmanı bekliyor!   Eğmiş boynu sarkık, Yükü dalı kırıyor! Sen izlerken onları, Payın sana düşmüyor!   Son asrın düzeni, Asil kana değmiyor! Yaşadığın dar günler, Seninle bitmiyor!   Kalmadı farkı…

Yazar: Zafere Doğru

Yahya Kemal Üzerine

5 Haziran 2019 Kapalı

Yahya Kemal “Türkçe ağzımda annemin ak sütü gibidir.” derken bu metaforlaştırmasının altında belki de ciddi bir “Anne” figürünü bilinçli/bilinçsiz saklamıştı. O ki ilk musiki zevkini anasının okuduğu ilahi ve Yasinlerden almamış mıdır? Mektebe gidişi ile hepimiz gibi ilk defa ana kucağından ayrılmamış mıdır?.. Yahya Kemal, Üsküp’le, Paris’le ve İstanbul’la birlikte anlaşılmalıdır. Ailesi, dini ve milli…

Yazar: Zafere Doğru

Nazım Hikmet ile Teşrik-i Mesaimiz

4 Haziran 2019 Kapalı

“Terörizmin Siyasal Fantazyaları” gibi bir yazının ardından sizlerin karşısına bu yazıyla çıkmam garip karşılanabilir. Ama gariplikler bizde garip durmaz. Bir arkadaşımla “gariplik” üzerine sohbet ederken, “garip” kavramını her ikimizinde “ilginç, tutarsız” olarak (veya yakın anlamda) kullandığımızı tespit ettik. Arkadaşım yüzüme donuk bir ifadeyle bakarak :”Sen garip bir şekilde tutarlı bir garipsin” dedi. Bizim dilimizde “tutarlı…

Yazar: Fırat Kazganoğlu

Attila İlhan’ın Nihal Atsız ile Anısı

3 Haziran 2019 Kapalı

“1941’di galiba, İzmir’deki bir liseden komünistlikten dolayı kovuldum. Belge aldığım için hiçbir yerde okuyamıyordum. Özel bir lisede okuyabilir mi diye beni İstanbul’a yolladılar. Boğaziçi Lisesi’ne geldim. Boğaziçi Lisesi’nde edebiyat hocam kimdi, biliyor musunuz? Nihâl Atsız idi. Ben, “eyvah” dedim, “Bu adam beni hemen mimleyecek ve perişan edecek.” Ne bekliyorum biliyor musunuz, bir Hitler bekliyordum ben. Geldi,…

Yazar: Fırat Kazganoğlu