Mustafa Kemal Paşa, Cemal Paşa’yı Anlatıyor.

Mustafa Kemal Paşa, Cemal Paşa’yı Anlatıyor.

18 Temmuz 2020 0 Yazar: Bayram Köroğlu

Kardeşlik, namus ve adalet. 2020 yılında Türk milletinin genel olarak uzaklaştığı kavramlardan birkaçı. Bu Tarihi Vesikayı yazmamın sebebi her ne kadar geçmişte sorunlar yaşansa ve insanların arası gerilse de kardeşlik hukuku adabı gereğince hareket eden büyüklerimizin ruhunu şad etmektir.

Mustafa Kemal Paşa, Cihan Harbi yıllarında 4. Ordu Kumandanı Cemal Paşa’nın altında görev yapmış, buradan başlayan muhabbetleri Cemal Paşa’nın şehadetine kadar devam etmiştir. İttihat Terakki içerisinde üç paşalar devrinin denge bulucu ağabeyi olarak anılan Cemal Paşa ise, üç paşalar devrinden sonra dahi Türkiye’de dava arkadaşlarına yardım yolları aramıştır. Cemal Paşa’nın, Kurtuluş Savaşı yıllarında İngilizler’i “Mustafa Kemal’i rahat bırakın yoksa 200.000 kişilik ordumla üzerinize yürürüm” tehdidi İngilizler tarafından ciddiye alınmamak ile birlikte, Cemal Paşa’nın yaşamını bize özetlemektedir.

Mustafa Kemal Paşa, Falih Rıfkı’ya Cemal Paşa’nın kendisiyle zamanında bir alışverişte bulunduğunu, ardından Cemal Paşa’nın bu alışverişi Mustafa Kemal Paşa adına adaletsiz bulduğunu ve kârını ona yolladığını anlatıyor ve ekliyor; Cemal Paşa’nın gönderdiği bu para Kurtuluş Savaşı adına bana dayanak noktası olmuştu. Mustafa Kemal Paşa, İşgal İstanbul’unda aklının defalarca çelinmek adına tekliflerde bulunulduğunu da bizlere bu vesika vesilesiyle aktarıyor.

Bundan yaklaşık bir asır evvel, Ermeni canileri tarafından şehit edilen Cemal Paşa, hatıratlarında çoğu meseleyi vatanına döndüğünde açıklayacağını belirtmiş, Türkiye ile bağlarını asla koparmamıştı.

Mustafa Kemal Paşa’nın 1926 senesinde Falih Rıfkı’ya verdiği demeci sizlere aktarmadan önce, başta Cemal Paşa olmak üzere büyük milletimizin tüm şehitlerini rahmetle anıyorum.

“Atlar ve kısraklarımın pazarda satılmamış olduğunu söylemiştir; o sıralarda 4’üncü Ordu Kumandanı bana mülaki oldu. Çok şeyler konuştuk. Müşterek kararlar vermiş olduğumuza sahip oldum. Bu safhaları hikâye etmem uzun olur; bu da ayrı bir tasvir. Fakat merhûm Cemal Paşa’nın bana ayrıca bir muhabbet ve merbuiyeti olduğunu zikretmek de vazifemdir. Ben, kendisiyle Halep’te konuşan Ordu Kumandanı Mustafa Kemal olarak bulduktan sonra tanışmış değildik.

At ve kısraklarımın satılmamış olduğunu söylemiştim. Halep’te Cemal Paşa merhûmla birçok ciddi mevzular üzerinde münakaşadan şu basit mukamele (yazışma) cereyan etti:

-Cemal Paşa, benim bazı cins at ve kısraklarım var. Bunları satmak ihtiyacındayım; talip bulamadım. Siz buranın eski kumandanısınız, bana bir yol gösterir misiniz?

-At ve kısraklarınızı evvela baytarıma muayene ettireyim.

-Diyarbakır’da iken Avusturyalılar bu atlarla kısrakların mühim bir servet olduğunu söylediler, kıymetlerinden şüphe etmiyorum, maahaza (bununla beraber) öyle yapınız.

Cemal Paşa hepsi için iki bin altın teklif etti. … Kabul ettim ve bu suretle İstanbul’a hareket ettik.

Bir gün İstanbul’da Bahriye Müsteşarı Vasıf Paşa’dan bir tezkere aldım. Bu tezkereye raptedilmiş (iliştirme) olan ‘Cemal Paşa’ imzalı telgrafın muhteviyatı şu idi: ‘Hayvanlarınızı beş bin liraya sattım, sizden çok ucuz almıştım, üç bin lirayı nereye göndereyim?’ Bu telgraf üzerine Müsteşar Vasıf Paşa’nın yanına gittim; kendisine dedim ki: ‘Bu telgrafın manasını anlayamadım; ben Paşa’ya atlarımı iki bin liraya sattım, o beş bin liraya satmışsa üst tarafını bana vermeye mecbur değildir!’ Fakat ilave etmeliyim ki bu istignama (tokgözlülük) rağmen Cemal Paşa merhûm, üç bin lirayı Vasıf Paşa delaletiyle bana göndermiştir.

Bu para, yeni teşebbüsatımda bana dayanak noktası olmuştur, bunu zikretmeyi vazife addederim. Çünkü ben mütareke zamanı İstanbul’da bulunurken ve çok vasi teşebbüslere karar verirken bana bu teşebbüslerin manasını hissedenler tarafından çok teklifatta bulunulmuştur. Hepsini reddettim.”

Kaynakça

 Osmanlı İmparatorluğu’nun Siyasi ve Askeri Hazırlıkları ile Harb’e Girişi. Ankara: ATASE Yayınları, 2014.

 

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Bayram Köroğlu