Kadim Türk Kenti: AHLAT

Kadim Türk Kenti: AHLAT

3 Ocak 2021 0 Yazar: Kadife Elif Gülşen

AHLAT
-Nerelisin?
+Ahlatlıyım.
-Ahlat? Orası neresi, yabancı bir ülkede gibi ismi var, yabancı mısın?
+Bitlis’in ilçesi.
-Bitlisliyim desene.
+… Ahlatlıyım!…
Kubbet-ül İslam şehri , Anadolu kapısı, Türklüğün önemli üslerinden olan “Türklüğün Tapusu” ve daha nice güzel sıfatlar yüklenmiş Ahlat. Neresidir bu Ahlat, nedir, nasıldır, insanı, özü, sözü, tarihi? Bir Ahlatlı olarak size Ahlat hakkında temel oluştura oluştura bilgi sunmak istiyorum. Bu yazımda sizle Ahlat’a giriş yapacağız.
Ahlat, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Bitlis ilinin bir ilçesidir. Bitlis’in çok dağlık bir bölge olmasının aksine Ahlat, ilin iki büyük düzlüğünden biridir. Bitlis’in kuzeybatısında ,Van Gölü kıyısında bulunmaktadır. Nemrut Dağı ve Süphan Dağı arasındaki sahada bulunan Ahlat’ın arazisi, Van Gölü kıyısından başlayarak, dağlık alanlara kadar uzanan geniş bir plato oluşturmaktadır. Nüfusu ise 40.000 civarındadır.
İlçenin bulunduğu bölgede karasal iklim görülmektedir. Bu yüzden kış uzun ve çetin geçer. Yine Bitlis’in aksine bitki örtüsü bakımından gayet yeşil ve gür bir bitki örtüsüne sahiptir. Şehir yapısına baktığımızda ilçede evlerin büyük bir çoğunluğu en fazla 2-3 katlıdır ve “Ahlat Taşından” yapılmıştır. Ahlat Taşı, bu özel taş: İlçe merkezine 15 km. uzaklıkta bulunan Nemrut Dağı eteklerinde, toprak altından, taş ocaklarından, tamamen ilkel yöntemlerle çıkartılır. Üst üste bastırılmış şekilde olan taşlar, demir çiviyle, istenilen boyda çivilenerek, parçalar halinde çıkarılmaktadır. Ayrıca evlerin çoğu büyük bahçelere sahiptir. Son senelerde ilçede apartmanların yükseldiği ve memleketin tüm dokusunun bozulduğuna da dikkatinizi çekmek isterim. İzinsiz kat çıkan çarpık konumlanmış apartmanlar. İlçe temelde iki tane çarşıdan ve az sonra bir kısmının ismini vereceğim mahallelerden oluşmaktadır. Ahlat’ta 15 mahalle 26 köy bulunmaktadır. Bu bahsettiğim çarşılar: Yukarı çarşı ve Aşağı çarşıdır, mahallelerin bir kısmını sıralayalım:
• Erkizan Mahallesi
• Selçuklu Mahallesi
• İkikubbe Mahallesi
• Harabe şehir Mahallesi
• Kale Mahallesi
• Kacer (Gacer) Mahallesi
• Kırklar Mahallesi
• Kulaksız Mahallesi
• Taht-ı Süleyman Mahallesi
• Tunus Mahallesi
• Eyler mahallesi

İlçenin isminin menşeine göz atıldığında karşımıza birkaç efsane çıkıyor bunlardan en yaygın olanı ise şu şekildedir: “ Van Gölü’nün kıyısında hüküm süren Urartu Kıralı “Lat” Med’lerin saldırısına dayanamayınca şehir düşer ve hükümdar da ağır yaralar alır. Babasının başını dizine koyan hükümdarın kızı “Ah!” çekerek ince ince göz yaşları dökmektedir. Kızın “Ah! Lat , Ah! Lat” diye yükselen feryadı, Med’lerin şehre girmesine kadar devam eder . Urartu Kıralı hayata gözlerini yummuş ancak bilmeyerek çok sevdiği bu şehre ismini vermiştir”. Şehrin adını Ermeniler Hlat; Süryaniler Khalat, Kelath, Khılat; Araplar Halat ve Hılat ; İranlılar ve Türkler ise Ahlat şeklinde telaffuz etmişlerdir. Hılat veya Halat kelimeleri Araplar tarafından karışık manasında kullanılmıştır. Arapların kullandığı bu deyimden de anlaşılıyor ki, Ahlat adının menşei etimolojik olarak “H L T” kökünden gelmekte ve etnik yapısından dolayı bu adın verildiği tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra ilçenin ismi islami literatürde “Hilat” olarak da geçer .
Ahlatlı insanlar bu memlekette birbirlerini lakaplarıyla ve yaşadıkları mahalleleri ile tanır ve tanıtır. İnsanların giyim tarzı oldukça sadedir, tabi son zamanlarda yeni neslin getirdiği değişiklikler vardır ancak büyük ölçüde bir değişiklik değil bu. Halk hem birbirine hem de akrabalarına çok büyük hürmet, saygı ve sevgi gösterir. Zaten incelendiğinde hemen hemen çoğu ailenin birçok akrabalık bağları vardır. Burada insanlar ticaretlerinde, evlerinde, sofralarında, iş yerlerinde yani aklınıza gelecek her noktada bu akrabalık bağlarına göre hareket eder. Saygıya büyük önem verilir özellikle yaşça büyük insanlara çok büyük saygı gösterilir. Aynı şekilde büyükler küçüklerine o saygının karşılığında yine bir saygı ve sevgi duyar. Örf ve adetlere yine büyük önem verilir ve onlara göre hareket etmeye çalışırlar. Birçok yöresel yemeğin ev sahibidir Ahlat. Bastonunu da belirtmeden geçmeyelim, ince bir ustalıkla uzun aşamalardan sonra ortaya çıkan bu bastonlar oldukça meşhurdur ve bu bastonların kökeni Orta Asya’dan ta Ahlat’a uzanmıştır. Memlekette ağırlıklı olarak Türkçe konuşulmaktadır ancak yöreye has bir ağız vardır. Örneğin: toy – düğün, necesen- nasılsın, hardasan- nerdesin, bala-bebek/küçük çocuk, men-ben gibi. Evet, verdiğim örnekler incelenirken diğer Anadolu ağızları ve diğer Türk dilleriyle olan benzerliklerin sıcaklığını hissedebilirsiniz. Orta Asya’dan Anadolu’yu yurt edinmeye gelen atalarımızın ilk yurt belledikleri yer olması ki Anadolu’nun giriş kapısı noktasıdır bu memleket ve tarihte bir geçiş bölgesi mahiyetinde olmasının etkilerinin izleri dil üzerine büyük ölçüde yerleşmiştir. Geçiş bölgesi olması sebebiyle yine Ahlat Ağzı’nda Arapça, Farsça ve Ermenice pek çok alıntı sözcük bulunmaktadır.
Ahlat tarihte birçok büyük ve küçük medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve bunun bir getirisi olarak şu an içinde eşi benzeri bulunmayan, tarihe ışık tutan sayısız önemli tarihi eserler barındırmaktadır. Bu eserler içinden başlıca birkaçına örnek verelim:
• Selçuklu Meydan Mezarlığı
• Çifte Kümbetler
• Emir Bayındır kümbeti ve Camisi
• Ahlat Sahil Kalesi
• İskender Paşa Camisi
Tarihi yapıların yanı sıra doğa güzellikleriyle de ön plana çıkan bir memlekettir Ahlat. Hadi bu güzelliklere de hemen kısaca birkaç örnek verelim:
• Nemrut Krater Gölü
• Nazik Gölü
• Madavans Vadisi
• Harabe Şehir Mağara Evleri
• Emir Batındır Şelalesi
Bir yandan doğal güzellikler diğer yandan tarihi değerler, Ahlat’ı iç ve dış turizme açık bir saha haline getirmiştir. Bir sonraki Ahlat yazısında görüşmek üzere.

BEN!
Ben, çağlar ötesinden
Akıp gelen bir selim.
Ben tarihle bir doğdum,
Ben tarihle giderim.
Bende kutsaldır toprak,
Kazma vurma öyle bırak.
Mihenk taşı bulamazsan
Bir de benim taşıma bak.
Ben hal’im, ben atiyim, ben maziyim.
Ben Erzen Hatun, ben Dede Maksut,
Ben Abdurrahman Gazi’yim.
Alparslan’ı Malazgirt’e ben yolladım.
Ertuğrul’un, Osman Bey’in beşiğini ben salladım.
Bende güneş başka doğar,
Benim yıldızlarım daha parlaktır.
Benim göklerim mavi,
Mehtabım aktır.
Ben sabır taşıyım,
Adım ve tarihimdir saltanatım.
Beni hala tanımadınız mı?
Ben AHLAT’ım.
şair: Ahmet Turan KAZGÖL

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Kadife Elif Gülşen

Latest posts by Kadife Elif Gülşen (see all)