Emrolunduğu gibi beyazlamadı saçlarım
Kırk örgüyle uyutsa da beni annem
Aklanır mı başıma çıkan süveyda noktalarım
Oysa senin yerin vardı orada
Nasıl düştün sen bükük dilli ağızlara
İsmin geçmeyen güne oruç dediler
Gece iftihar vaktidir masalar kurdular
Leylâ dur
Akıtma gözlerim rengini cezvelere
Ellerimde hâlâ üzüm kokusu var
Beni sarhoşluğunda ayıltmayacaksan
Yatak başlığımda niçin yarı ölü yazar
Ruhum hangi katında alamadı soluğu
Dönüyorum ellerime kına yakan yolculuktan
Allahım beni çokça yükseklerden attılar
Yaratılış ayetleri nakşedilirken kaburgama
Üflediler ufalanmış kemiklerimi yorganıma
Leylâ uyan ben geldim
Hafıza sarkacını giderken gördü gözüm
Geldiğinde perdeler asıldı haritalarına
Sihir diyorlarsa önce kaybedip sonra bulunana
Ne koydular kaybolmadan bulunmanın adına
Leylâ işte akıp gidiyorken öyle ân
Böyle yazılmamalıydı sol tarafımdan okunan
Utan deme benim bu çağda seni yaşatan
Emanetini al hıyanet etmeden koruyan
Merve Özen
Latest posts by Merve Özen (see all)
- İÇİMİZDEKİ LEYLA’YA MERSİYE - 21 Mart 2025
- ŞİMDİDEN GEÇMİŞ ZAMAN - 16 Ağustos 2024
- ŞEHİRCE - 3 Temmuz 2023
- ÜNLEME - 21 Nisan 2023
- ARASTE - 31 Mart 2023