ASKER VE GECE
Gözüme uyku girmedi bu gece,
Yattığım yerde geçmişi düşünüyorum.
Dışarıda nazlı rüzgar esiyor ince ince,
Dışarıdan ayak sesleri duyuyorum.

Az sonra komutanım geliyor,
Yanında Çavuşumuz Ayhan.
Işıklar yanıyor, koğuş aydınlanıyor,
Komutan gür sesiyle bağırıyor koğuş uyan !

Hemen kalkıp geçiyorum esas duruşa,
Hazırlanmaya başlıyor herkes.
Bir gürültü çöküyor koğuşa;
Hızlı ol ! diyor gür bir ses.

Nizami biçimde çıkıyoruz dışarıya,
Rüzgar bize inat sertleşiyor sanki,
Araca biniyoruz sıkışıyorum bende araya,
Fısıltıyla türkü söylüyor solumdaki.

Sağımda ise koca pehlivan Turani,
Eli üzerinde galiba silahını okşuyor,
Ara sıra sert sert çalışıyor aracın freni,
Farlar söndü; tim yolu sanki koklayarak buluyor.

Yarım saat yol gidip duruyoruz,
Hava aysız, karanlık ve puslu.
Biz puslu havayı ciğerlerimize dek soluyoruz,
Bir kanas sesi geliyor yaralanıyor Trabzon’lu.

Siper al ! diye haykırıyor komutan,
Koşup atlıyorum bir kayanın önüne,
Bir kurşun sekiyor siper aldığım kayadan
Parmaklarımız gidiyor silahlarımızın tetiğine.

Az sonra şiddetleniyor kalleşle çarpışma,
Ateş ettikçe biz düşman siniyor,
Ayhan çavuş hızla gelip yanıma;
-Turaniyi koru Şahin. Diyor.

Turani, dayıyor gözünü dürbüne,
Ben, rastgele ateş ediyorum,
O asılıyor nişan alıp tetiğine,
Vuruldukça düşman ben coşuyorum.

Turani dediğim koca bir pehlivan,
Vurdukça ürkütüyor düşmanın hepsini,
Dayan Trabzon’lu diyorum, dayan.
Yorma kendini tüketme nefesini.

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Ömer Faruk Şahin

Latest posts by Ömer Faruk Şahin (see all)

You may also like