Kategori: Edebiyat

Yürüyorum

10 Aralık 2019 0

2017 Aralık 17, sabah daha en fazla yedi. Yürüyorum. Ankara Eğitim Araştırma hastanesinin önünden geçiyorum. Sol cebimde pavyondan çıkan ayyaşlardan dilendiğim tek sigara, kafamda Milliyetçi Türkiye’yi daha sağlam temellere oturtmaya çalışıyorum. Hava soğuk, amcamdan aldığım mont yırtık; yürümeye devam ediyorum. Bindiğimde dolmuşçuya uyduracağım yalan beynimi kemiriyor, soğuğa aldırmadan zihnimdeki çatışmaya son vermeye çalışıyorum. Bir tarafta…

Yazar: Bayram Köroğlu

BANA DELİ DİYEBİLİRSİNİZ

19 Kasım 2019 0

Uzunca bir gecikmişliğin ardından yazıyorum bu yazıyı. Gecikmesinin nedeni, ne bir tembellik ne de bir yoğunluğun verdiği zaman bulamama sorunu idi. Yazının gecikmesinin tek nedeni, birazdan okuyacağınız satırlardaki şahsi duygularımı itiraf etme zorluğudur. İtiraf etmesi zor çünkü; kıskançlık duygusu hemen hemen her insanda olan ve birçok beşer insan ilişkilerinde ortaya çıkabilen bir duygu iken benim…

Yazar: Şahin Altıntaş

“NAMIK KEMAL” ÜZERİNE

28 Ekim 2019 0

Toplumlar zaman zaman bünyelerinde şiddetli sarsıntılar ve değişimler geçirirler. Bu sarsıntıların iç ve dış faktörleri vardır. İçte “Çökmekte olan bir devlet ve yozlaşmış yönetimin tahakkümü” ile dışta “Avrupa temelli dünya konjonktürel durumunun hızlı değişimi” Osmanlı tebaası(!)nın öteden beri getirdiği sorunları derinleştiriyor, içinden çıkılmaz bir hale sokuyordu. 1800’lü yıllarda 2. Mahmut ile başlayan radikal modernleşme hamlelerinin…

Yazar: Tahakküm

Borcumuz Var Ağabey

17 Eylül 2019 0

Zileden çıktın,zulüme doğru Bâtıla karşı, Hâkk’a doğru Eğriye bakmayıp,doğruya doğru Selamını verdin bize, VEALEYKUMSELAM ağabey…   Yüksek pencereden baktın belki de Kaybolacak gençliğine Ay o gün kara doğdu Gül yüzün birden soldu Yıllar yılı geçmeyecek gam, içimize, o gece kondu. Doymadın daha dününe bugününe Görecek günlerin vardı,aydınlık güneşli belki de Geldin gurbet ellerden yâd ellere…

Yazar: M.Tahir Bilim

ATSIZ MI BÜYÜK ? george orwell mı küçük ?

8 Eylül 2019 0

Bu yazımızda edebiyat meraklılarının çok yakından tanıdığı bu iki yazar hakkında farklı birkaç söz edeceğiz. Öncelikle şuna bir açıklık getirmek isterim ki ; Atsız ve Orwell hakkında yazıyor olmamda ki neden bu iki yazardan birisinin diğerinden daha büyük bir değer sayılmasının haksızlık olduğunu düşünüyor olmamdır. Yazarlar hemen hemen aynı dönemlerde yaşamış olmakla birlikte farklı düşünce…

Yazar: Şahin Altıntaş

ATSIZ’A “ŞEREF’İNİ” GÖMDÜREN KADIN

24 Ağustos 2019 1

  Ruh Adam, Nihal Atsız’ın yazdığı ve 1972’de yayınlanan bir romandır. Atsız’ın yayınlanmış son romanı olma özelliğini taşıyan bu eser, hiç şüphesiz, başka birçok açıdan da değerlidir.   Meseleye Atsız’ın romanları üzerinden bakacak olursak; geçmişte geçmeyen tek romanı olduğu görülür. Romanın bugünde geçtiği bahsi de şüphelidir. Yarınki bir zamanda geçtiği de tam olarak söylenemez. Bu…

Yazar: Semih Ayna

Kör Kayıkçının Ölümü

12 Ağustos 2019 0

–Meçhul Arkadaşlara- “cinayeti kör bir kayıkçı gördü ben vursam kendimi vuracaktım” Attila İlhan Küçük bir taşranın küçük heyecanları… Masum Anadolu çocukları gördüm. Büyümek, yetişmek, faydalı olmak istiyorlardı. İçine doğdukları toplumla kavgaları vardı. Derinlerde bir kavga. Dışa vurulmayan. İçine doğdukları topluma aşıklardı. Derinlerde bir sevgi. Dışa vurulmayan. Bir gün bu kavgalar, bu sevdalar gün yüzüne çıkacaktı.…

Yazar: Fırat Kazganoğlu

ATSIZ’ın Ardından

5 Ağustos 2019 0

  Başıma dert yüreğime sızı Arab’ın yobazı batının ahlaksızı Gözler arar gönüller arar Atsız’ı   Çakallar sürüyle geçer kartallar yalnız uçar Turan ülkesinin hayalidir bir çağ kapatıp bir çağ açar   Bırakıp gittin ülkü adlı nazlı gelini dünyada yalnız Sen şimdi Kürşad’ın sofrasında nasıl kızalım sana Atsız   Atsız demişler okunduğunda iki hece Adın okunduğunda…

Yazar: Şahin Altıntaş

Bir Hikâye: Onur, Şeref, Haysiyet ve Nezaket

16 Temmuz 2019 0

  27 Mayıs 2015, Karadeniz’de bir yer. Yaz güneşi tepeden vuruyordu. İhtiyar “delikanlı” eşine seslendi : “Mumları unutmadık değil mi?” Kadın yumuşak görüntüsünün zıddına sertçe cevap verdi: “Ben senin gibi bunak mıyım?” Tam 25 tane mumu tek tek sayarak ve özenle pastanın üzerine yerleştirdi. İhtiyar delikanlı bunak lafına alınmıştı. Alzheimer illetine dûçâr olduğundan beri epey…

Yazar: Fırat Kazganoğlu

SON KALENİN SAVAŞÇISI

10 Temmuz 2019 0

Son Kale idi, son askerlerim ve ben, hiçbirimiz atmadık bir adım geri, bu onursuz savaşa aldırmadan, umutları seçtik ölümlere meydan okuyarak, üzerine kabuslar çökmüş umutları, Çarpıştım,son nefese son nefere son umuda kadar, Kaybettim belki fakat yıkılmadım Kürşad’ ça,  Aşk adına düştü başım, aşk adına bu vurgun, bu kahır, Ve kurşun-kurşun,çiçek çiçek yitikliğime merhaba. Terkedilmiş vatan…

Yazar: Enes İnan

Dün Bugün Yarındı…

4 Temmuz 2019 0

“Bazen hızlı, bazen yavaş geçen şu zaman ne izafi mefhumdu.” DÜN  Hayatımızı bazı gerçeklere uygun  olarak yaşamak her bireyin kaçınılmaz sıkıntılarındandır. Ya kendi düşüncelerini benimseyip yön vereceksin hayatına ya da hayatın hırçın dalgalarına bırakacaksın kendini. Dün’lerimiz böyle dolu değil mi? Geçmiş deriz..Hala izlerini taşıdığımız anılarımıza. Uçan bir balon ile gökyüzünün derin maviliklerine doğru yol alırken…

Yazar: Hasan Süha Doğan

Türk Milleti Adına !

3 Temmuz 2019 1

KARAR Davacı: Aziz Şehitlerimiz Davalı: Türk Gençliği Hakim: Anadolu Toprakları İddia: Yıl 1915 Çanakkale sırtlarında bir küheylan havalandı,elinde bir kılıç, belde revolver üstünde harbiyeden kalma subay ceketi, gözler birer ateş parçası hele o ağızdan çıkan sözler birer yangın yeriydi. ”Ben size taaruzu değil ölmeyi emrediyorum.”diyordu. Cephede bir yıldırım gibi düşman üstüne çakıyor.Her parlayışında Seddülbahirde toplar…

Yazar: Muhsin Ertuğrul

Alkışlar Alemi

23 Haziran 2019 0

Yaklaşık bir ay önce, her zamankinden farksız bir sabaha uyandım, kahvaltı kültürü edinemediğim için birkaç sigara yakıp yarıda söndürdüm ve Cuma Selasını duyunca bir şeyler yer de namaza geçerim diye giyinmeye koyuldum. Yüzümü yıkadığım gibi birileri kapıya korkakça denilebilecek kadar hafif bir şekilde iki kere tıklattı. Sormak adettendir ne de olsa o kapı açılır, sordum…

Yazar: Bayram Köroğlu

“Kırklar”

21 Haziran 2019 0

  29 Nisan 1951, Urumçi Boynunda işlediği “suçların” yazıldığı bir levhayla sokaklarda gezdiriliyordu. Önünde, yanında, ardında her tarafta Çinli askerler vardı. Hepsi başını önüne eğmesini söylüyorlardı. Kısık gözleriyle bu talimatı kimin verdiğine baktığında, bakışlarını çevirdiği yerdeki tüm kafaların eğildiğini görüyordu. Fakat O, başını eğmedi. Hakikaten de başını eğecek bir şey yapmamıştı. İstiklal uğruna çarpışmış, esir…

Yazar: Fırat Kazganoğlu