Bir Maratonun Başlangıcı: Aselsan

Bir Maratonun Başlangıcı: Aselsan

18 Aralık 2020 0 Yazar: Ahmet Yılmaz

Hiçbir yolculuk, ölümlerin izinden gitmek kadar yıpratıcı değildir.”

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ikinci günü olan 21 Temmuz 1974 günü, kendi hava kuvvetlerine bağlı 30 jet tarafından yine kendi donanmasına bağlı 3 gemisinin vurulmasıyla sonuçlanan ve tarihe ‘Kocatepe Olayı’ olarak geçen bu trajik durumla karşı karşıya kalarak 56 askerini dost ateşine şehit veren Türkiye, o gün çok şey anlamıştı.

TSK’nın elindeki haberleşme sistemleri ve silahların neredeyse tamamı yurt dışından gelmişti ve güncel teknolojiye uygun seviyede değillerdi. Kontrol ve kripto sistemleri Türkiye’nin elinde değildi, dolayısıyla da müdahaleye son derece açıktı. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma sanayi alanındaki pasifliğinin gayet net bir özetiydi.

Tüm silahlarımız dışarıdan tedarik ediliyordu. Bu olayda da elimizdeki silahları adeta bizimle dalga geçer gibi bize karşı kullanmışlardı. Çünkü silahların komuta kontrol sistemlerini ellerinde bulunduranlar, kendi gemimizi bize düşman gemisi olarak gösterebiliyorlardı yani kendi silahını üretemediği gibi, dışarıdan alınan silahları da kontrol edemeyen bir ülkeydi Türkiye.

Cumhuriyetin ilanından sonra devletin yanı sıra Şakir Zümre, Nuri Demirağ gibi şahısların girişimleriyle silah-mühimmat ve havacılık sektörlerinde çeşitli faaliyetlerde bulunulsa da 2. Dünya Savaşı ve sonrasında İngiltere ve ABD tarafından verilen yardımlar, Türkiye’nin NATO’ya girişiyle artmış ve henüz kuruluş aşamasında bulunan savunma sanayiinin gelişimini durdurmuştur.

Kocatepe Olayı’ndan sonra dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ın da önayak olmasıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin haberleşme cihaz ihtiyaçlarını karşılamak üzere 1975 yılında Askerî Elektronik Sanayii (ASELSAN) kuruldu, 1979 yılı başlarında da Ankara Macunköy tesislerinde üretim faaliyetlerine başladı. ASELSAN bugün çok daha büyük sistemler üzerine ciddi faaliyetler göstermektedir ve 2 milyon 172 bin dolarlık cirosuyla savunma sanayiinin dünya devlerini gösteren Defense News Top 100 listesinde 48. sıradadır.

14 Temmuz 2004 tarihindeki trafik kazasıyla başlasa da o dönem üstünde pek durulmayan ancak 2006 yılı itibariyle art arda gelen ölümlerin ya da başka bir deyişle, kamuoyunda “ASELSAN intiharları” veya “ASELSAN cinayetleri” olarak bilinen olaylar silsilesinin savunma sanayiindeki gelişmelerle bağlantısı olup olmadığı yıllardır tartışılmakta, ‘keşke’ veya ‘ya yaşasalardı’ ile başlayan cümlelerle konuşulmaktadır.

Bu yazı, “intihar mı cinayet mi?” sorusu altında bir nevi “mit” haline dönüşmüş bu meseleyi kendimce en baştan ve her ölümü tek tek değerlendireceğim bir yazı dizisinin başlangıcını oluşturmakla beraber, üniversite öncesini saymazsak henüz 9 aydır Telkin Dergisi’nde deruhte etmeye çalıştığım “yazarlık” müessesesinin başka bir boyuta geçişini teşkil eder. Buna vesile olan, Mülkiye’den okul arkadaşım Abdullah Barış Yılmaz’a, bana bu yolu açan Telkin Dergisi’ne ve beni içlerine kabul eden Misak-ı Zafer ekibine teşekkürü borç bilirim.

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Ahmet Yılmaz

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi

Latest posts by Ahmet Yılmaz (see all)