Sevr ve Lozan Antlaşması Mukayesesi

Sevr ve Lozan Antlaşması Mukayesesi

12 Kasım 2020 0 Yazar: Ömer Can Topçu

Sevr’in imzalanmasından bu yana tam 100 yıl geçmiş, Lozan’ın imzalanmasından bu yana ise 97 yıl geçmiştir ancak vatandaşlarımızın aklında hala bir çok soru işareti olmakta ve mukayesesini yaparken kendi ideolojilerine bağlı olmak üzere taraflara bir çok haksızlık yapmaktadır. Şahsım olarak tüm tarafsızlığımı koruyarak bu mevzuyu mukayese etmek istiyor, bu çalışmayı yapmayı kendime bir vazife olarak görüyorum.
Antlaşmalar çevresinde halkın kümelenmesini yanlış olarak görmekle beraber bu kümelenmelerin merkezini şahıslara olan duyguların sebebiyet vermekte olduğunu üzülerek görmekteyim. Ancak bu vahim olaydan daha vahimi ise şahıslara duyulan duygunun nefret olduğudur. Antlaşmanın bazı mimarlarına olan nefret, diğer anlaşmanın taraftarı olmasına sebebiyet vermektedir ve bu husus idealist, ilerici bir halkın yapacağı bir fiiliyat değildir. Muassır medeniyet seviyesine ulaşmak demek bir yandan da kişi ve şahıslara olan sevgi ve saygıdan çok devletin ta kendisine bu güzel duyguları beslemek demektir. Bizler güçlü ve mutlu bir Türkiye’yi hedefleyecek isek artık tarih vasıtasıyla değil günümüz politikaları üzerinden hesaplaşmalıyız, o konular üzerine kafa patlatmalıyız.
Okuyacağınız yazıda Sevr ile Lozan Antlaşmları’nın mukayesesinin saç ayaklarını ,sınırlar, kolluk kuvvetleri, kapitülasyonlar, boğazlar, borçlar, azınlıklar ve tazminat meseleleri oluşturacaktır.

Sevr, Mondros Mütarekesi’nin bir ardılı niteliğindedir. Mondros Müterekesi’nin imzalanması o dönemde Yunanistan’ın bir parçası olan Limni adasında gerçekleşmiştir. Sevr Barış Antlaşması’nın görüşmeleri İtalya’nın toprağı olan San Remo’da olmuş, Fransa’nın başkenti Paris’te imzalanmıştır. Lozan Barış Antlaşması ise Mudanya Mütarekesi’nin bir devamıdır. Mudanya Mütarekesi, Bursa’nın bir ilçesi olan Mudanya’da imzalanmıştır. Lozan Antlaşması savaş sürecinde dahi tarafsızlığını korumuş olan İsviçre’nin Lozan şehrinin Leman Gölü kenarındaki Beau-Rivage Palace’ta kabul edilmiştir.

Sevr Antlaşması Paris’te görüşüldüğü süreçte Damat Ferit Paşa ve heyeti oldukça çekingen davranmış, bu sebeple İtilaf Devletleri delegeleri diplomasi iliminin emri üzerine çekingenliğinin üzerine gitmiştir ve istedikleri kararları ikiletmeden almışlardır. Ancak İsmet Paşa’nın heyeti kesinlikle çekingen davranmayarak, Anadolu’da büyük bir mücadelenin muzaffer komutanları olarak toplantılara katılmıştır ve bunun özgüveni ile davranmıştır. İlk görüşmelerde taviz verilmeye zorlanan İsmet Paşa heyeti görüşmeleri kesmiş, bu süreç içerisinde Mustafa Kemal Paşa orduya hazırlık emri vermiştir. Sovyetlerle sürdürülen diplomasi trafiği meyvesini vermiş ve Sovyetler’den ‘’ Savaş durumunda tarafımız Türklerin yanıdır’’ açıklaması gelmiştir. Bu hadise ikinci görüşmelerin daha ılıman ve gerçekçi geçmesine vesile olmuştur.
Sınır konusunda Sevr ve Lozan neredeyse taban tabana zıttır. Sevr’in 101-120. maddeleri Mısır, Sudan, Kıbrıs, Fas ve Tunus konusunda hükümleri içerir ve Lozan’da ki 17-21. maddeler Sevr ile uyumludur ve her iki antlaşmada da bu bölgelerin Türk hakimiyetinden çıktığı tarih olarak 5 Kasım 1914 olarak gösterir. Bu toprak kayıplarını düşünürken her iki antlaşmanın da silahlar gölgesinde yapıldığını, Türk tarafının her iki dönemde de bir donanmaya sahip olmadığını belirtmek doğru olacaktır. Sınırlar konusunda iki antlaşma arasındaki benzerlik bundan ibarettir.

Sevr Heyeti
Sevr’e göre Kuzeybatı sınırları Çatalca mevkiisine yakın olan Kalikratya çizgisi olarak kabul edilmiştir. Trakya’nın kalan kısımları Yunanistan’nın olacaktı. Lozan’da ise Kuzeybatı sınırı Meriç Nehri olarak kabul edilmiştir.
Sevr’e göre Anadolu’nun batısında yer alan Ege’nin büyük bölümü Midye-Büyükçekmece ve İzmir Yunanistan’ın bölgesi olacaktı. Lozan’a göre ise anakarada ki tüm topraklar Türkiye’ye bırakıldı, Gökçeada ve Bozcaada Türk adasını ilan edildi ancak diğer ege adaları silahsızlandırılmak şartıyla Yunanistan’a bırakıldı. On İki Adalar ise İtalyanlara bırakıldı.
Sevr’e göre güneydeki Antep, Urfa, Mardin, Suriye, Adana’dan Kayseri ve Sivas’ın kuzeyine kadar olan bölge Fransa devletinin olacaktı. Lozan’da ise mevzu bahis iller arasında Suriye ve Hatay Fransızlara kalmıştır. Geriye kalan Antep, Urfa, Mardin, Adana, Kayseri ve Sivas Türkiye’nin toprağı olarak kalmıştır.
Sevr’e göre Suriye,Irak ve Türkiye üçgeninde bir Kürt devleti kurulacaktı. Aynı zamanda Anadolu içerisinde ABD Başkanı Wilson’un sınırlarını çizdiği bir Ermeni devleti kurulacaktı. Bu devletinde Erzincan Muş Bitlis, Van Trabzon, Ardahan’ı kapsayacağı düşünülüyordu. Lozan Antlaşmasına göre ise ne bir Kürt devleti ne de bir Ermeni devleti kurulmuştur.

Sevr’e göre Güneydoğu sınırı İngilizlere bırakılmıştı. Siirt, Hakkarı, Musul ve Kerkük İngilizlerin yönetim alanıydı. Lozan’da ise Musul sorunu çözülememiş, ileride ayrıyetten Türk-İngiliz heyetlerinin yapacağı bir toplantıya karar verilmiştir.
Sevr’e göre İstanbul artık Constantinople olarak anılacaktır. İstanbul’da padişah ikamet etmeye devam edecekti ancak Osmanlı’nın İttifak Devletleri’nin anlaştıkları ilkeler konusunda itaat göstermezse Constantinople Osmanlı’nın elinden alınacaktı. Lozan Antlaşmasında İstanbul ile ilgili bu ibareler kaldırılmıştır ve İstanbul, İstanbul olarak kalmıştır.

Lozan Antlaşması Sınırları

Sevr Antlaşması Sınırları

Bir diğer sorun ise boğazlar sorunudur. Sevr’e göre Çanakkale’den İstanbul’a kadar ki sahil şeridinden 20 km mıntıka ile İstanbul Boğazı’nın diğer tarafındaki 15 kmlik olan mıntıka özel bir statüyle yönetilecekti. Bahsettiğimiz bölgenin yönetimini uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecekti. Bu bölgenin yasama ve yargı yetkisi olmakla beraber, kendi polis teşkilatı, bütçesi ve bayrağı olacaktı. Lozan Anlaşmasına göre boğazların yönetimini başkanlığını bir Türk’ün yaptığı bir komisyon yönetecekti. Ancak özel statüsü kaldırılacaktı, o bölgenin kendisine ait polisi, bütçesi, bayrağı ve yasama-yargı yetkisi olmayacaktı. Aynı zamanda boğazlar asker ve silahtan arındırılacaktı.

Askeri meseleler de her iki antlaşma için çok mühim meselelerdir. Sevr Antlaşmasına göre Padişahın sadece 700 adet koruması olabilir ibaresi vardır. Aynı zamanda ülke içerisinde top kullanmayan 35.000 kişilik bir jandarma kuvveti uygun görülmüştür. Aynı zamanda 20.000 fazla subay,idareci, askeri personelden fazlası bulunması yasaktı. Ülkenin hava kuvvetleri kurması yasaklanmıştı. Kısaca Osmanlı’nın sahip olabileceği asker sayısı 50.700’ün üstüne çıkamayacak, aynı zamanda top kullanmayan, uçakları bulunmayan son derece ilkel teknolojiler ile donatılmış bir ordunun varlığını hedefliyorlardı. Lozan’da ise bu ibarelerin tamamı kaldırılmıştır. Askeri olarak tek kısıtlama boğaz çevresindeki bölgelerin askerden arındırılması idi.

Kapitülasyon meselesi, o günün çok önemli bir mesele idi. Kapitülasyonlar devletin hem ekonomik olarak zayıflamasına sebebiyet veriyordu. Kapitülasyonlar Sevr’de tüm İtilaf Devletlerini kapsayacak biçimde genişletilmiştir. Lozan’da ise kapitülasyonların varlığını kaldırmak için 5 yıllık bir geçiş dilimi tanınmıştır. 5 yılın sonunda genç Türkiye’nin kapitülasyonlar konusunda bir daha sıkıntı ile karşılaşmamıştır.

Sevr azınlık hakları konusunda gayet cüretkar davranmaktadır. Daha evvelden verilen azınlıklar hakkı, Sevr sayesinde daha da arttırılma durumuna gelmiştir. Lozan’da ise Türk-Yunan nüfus mübadelesine yer verilmiştir. Antlaşmaya göre İstanbul dışındaki Rumları Yunanistan’a, Batı Trakya dışındaki Türkler ise Türkiye’ye yerleştirildi. Ayrıca Türkiye sınırları içerisindekini insanları azınlık olarak ayrıştırmayarak Türk vatandaşı saydı ve böylelikle Sevr’de ki ‘’Azınlıklar’’ ibaresini reddetti.
Bir diğer maddi mesele borçlar meselesidir. Sevr’e göre İtilaf Devleri’nin oluşturduğu Maliye Komisyonu, devlet ekonomisini yönetme yetkisine sahip olacaktı. Duyun-u Umumiye’ni yetkileri daha da genişletilecekti. Lozan Antlaşması’na göre Osmanlı’dan kalan borçlar, Osmanlı’dan kopup bağımsızlığını ilan etmiş tüm devletlere pay edilecekti.

Lozan Heyeti

Sevr’de Osmanlı’dan talep edilen tazminat, Kurtuluş Savaşı’nın mutlak galibiyet ile sona ermesinden dolayı tamamen ortadan kalkmıştır; hatta Lozan’da Türkiye o dönem Yunanistan’ın toprağı olan Karaağaç’ı tazminat olarak kendine topraklarına katmıştır.

Kaynakça:

1)BARIŞ ANDLAŞMASI
(Traile de Paix) Lozan, 24 Temmuz 1923 (Metin)
2) Barış Antlaşması, Sevr, 10 Ağustos 1920 (Tam Metin)
3) 1922 MUDANYA SİLAH BIRAKIŞIMI SÖZLEŞMESİ, ASKERSEL SÖZLEŞME (Convention Militaire),Mudanya 11 Ekim 1922 (Metin)

4) Mütereke Sözleşmesi, MONDROS MÜTAREKENAMESI, 30 Ekim 1918

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Ömer Can Topçu

Latest posts by Ömer Can Topçu (see all)