Enver Paşa Birinci Doğu Halkları Kongresinde

Enver Paşa Birinci Doğu Halkları Kongresinde

28 Ekim 2020 0 Yazar: Burak Erdoğan

Çarlık Rusya’nın tarumarından sonra kurulan Sovyet imparatorluğu henüz gücünü toparlayamamıştı. Daha güçlenemediği için, eski hasımlarla temasa geçiyor, “Bakın kötü olan Çarlık Rusyasıydı, Sovyet Rusyası iyidir” masalıyla kandırabildiği ülkeleri ilhak ediyordu. Bolşeviklerin gözüne kestirdiği coğrafyaların birçoğu eski Osmanlı mülkü veyahut Türk yurduydu. Sovyet imparatorluğunu yöneten bolşevikler, bir süreliğine tarihsel hasımlarına dost görünmeye çalıştı ve nihayetinde birçoğunu kandırabildi. Kandıramadıklarını ise canice katletti veya sürgünlerde harcadı.

Rusya tarihsel hırsları uğruna çalışmaya devam ederken, Anadolu’da Türk Milliyetçilerinin başlattığı milli mücadele taraftar topluyor, güçleniyordu. Bu sırada, Cihan Harbinde Türk devletini yöneten İttihat Terakki kabinesi ise dünyanın farklı noktalarına dağılmış, çeşitli yollarla mücadelelerini devam ettirmeye çalışıyordu. Enver Paşa’nın Birinci Doğu Halkları Kongresinde geçen konuşması da, İttihatçıların varlıklarını devam ettirmek, Avrupa’dan intikam almak için aradığı yollardan bir tanesidir.

Enver Paşa 1 Kasım 1918’de İstanbul’dan ayrıldıktan sonra Ukrayna’da, Almanya’da, Sovyet Rusya’da, Kafkasya’da ve Orta Asya’da çeşitli faaliyetler yürütmüş, Türkleri ve İslamları hürriyete kavuşturmak uğruna değişik yöntemler takip etmiştir. 1 Kasım 1918 ile 4 Ağustos 1922 yılları arası geçen bu çalkantılı dönemde Enver Paşa birkaç kez mapus düşmüş, Karl Radek’in yardımıyla Sovyet Rusya’ya ayak basmış ve burada yeni bir ittifak oluşturmak için çaba göstermiştir.

Enver Paşa, Türklerin ve İslamların kurtulması için yol arayışı dahilinde, 1-7 Eylül 1920 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği hamiliğinde Bakü’de toplanan Doğu Halkları Birinci Kongresinde, 1800’den fazla delegenin arasında en etkili isim olmuştur. Karşılaştığı bütün zorluklara rağmen Enver Paşa, aralarında Sultan Galiyev, o zamanki adı Zeki Velidov olan Zeki Velidi Togan, Feyzullah Hocayev, İbrahim Tali, Karl Radek ve dünyanın birçok yerinden gelen delegeler ile Üçüncü Enternasyonal’e katılmıştır. Burada Enver Paşa’nın varlığı başta Bolşevikler için faydalı görünse dahi, Enver Paşa’nın kongrenin gerçekleştiği Bakü’de karşılanışı Bolşevikleri tedirgin etmiştir. Enver Paşa’nın Birinci Doğu Halkları Kongresinin gerçekleştiği salona girdiği anı, Açıksöz gazetesinin haberiyle pekiştirmenin faydalı olacağı kanaatindeyim.

“Enver Paşa’nın Müslümanlar üzerindeki nüfuz-u azamı! O ne cazibe, o ne kerametler? Meclis açılmıştı. Nutuklar devam ediyordu. Birden locaların birinde Enver göründü. Müslümanlar Enver’i görür görmez kıyametler koptu. Herkes meclisi bırakarak etrafını ihata etti. Kimi alnı öpüyor, kimi arkasını okşuyor, kimi elbisesine temas ediyor, kimi hayran hayran yüzüne bakıp duruyor. Onu adeta fevkal-beşer bir mahluk telakki etmek istiyorlar. Etrafını tavaf edip durdular. Görüp de hararete düşmemek mümkün olmuyor. Yetişip elini sıkamayanlar, onunla tokalaşanları yakalıyorlar, “Enver’le musafaha eden o mübarek ellerinizi verin öpeyim” diye görseniz ne muhabbet ve rabıta gösteriyorlar” (Akal,2018)

Ayrıca, Enver Paşa’yı kongrede gören Victor Serge de Paşa’nın kurultayda görülmesini daha sonradan şu sözlerle aktarmıştır:

“Enver Paşa Bakü’de sansasyonel bir görünüm sergiledi. Salonun yarısını doldurmuş doğuluların hepsi eğri kılıçlarını ve yatağan palalarını çekerek “Emperyalizme ölüm!” diyerek haykırmaya başladı”. (Akal, 2019; Alıntı: Serge)

 

Bunu gören Enternasyonal Prezidyum’un (Kongre Divanı) ne kadar tedirgin olacağını tahmin etmek pek zor olmayacaktır. Enver Paşa’nın bu denli sevilmesi, saygı görmesi Bolşeviklerin tehdit altında hissetmesine sebep olmuştur. Nitekim Enternasyonal komitesi, Enver Paşa’nın bildirisini kendi okuması yerine, yazılı bir bildiri dağıtılmasını rica etti. Enver Paşa’ya sundukları gerekçe devam eden husumetleriydi. Asıl gerekçe ise Enver’in Birinci Doğu Halkları Kongresini tamamen Enver Paşa’nın ordusu olarak değiştirme potansiyeliydi. Komite ayrıca Enver’in sözlerinde samimiyetsiz olduğunu, Birinci Doğu Halkları Kongresine katılmasının kendi çıkarlarını pekiştirmek olduğunu daha sonra açıklamıştır. Sonuç olarak bu bildiri yazılı olarak paylaşılmış, Rusça kaydedilmiş ve arşive girmiştir. Bu Belgeyi ise 1970 yılında Türkkaya Ataöv Türkçe’ye çevirmiştir.

Enver Paşa’nın Birinci Doğu Halkları Kongresindeki konuşma metnini sizlerle paylaşmadan önce, Enver Paşa ve İttihat Terakki üyelerini, Türklük davası uğruna yaşayan ve ölenleri rahmet ve saygıyla anıyorum.

Enver Paşa Moskova’da Kurduğu İslam İhtilal Cemiyeti Kongresinde (Alt sıra orta)

 

“Yoldaşlar, size dünya emperyalizmi ve kapitalizme karşı bugün Bakü’de toplanan Üçüncü Enternasyonale ve onun Prezidyumuna teşekkürlerimi sunarım.

Yoldaşlar! Bizi dilediği kadar soyup talan edemeyerek, kanımızı emmek ve bizi ortadan kaldırmak için elinden geleni ardına koymayan emperyalizme ve kapitalizme karşı, yanlış Avrupa politikasına karşı, bugün, Üçüncü Enternasyonalle, gönülden ve gerçekten, omuz omuza ittifak etmiş durumda olduğumuz için, kendimizi mutlu sayıyoruz.

Yoldaşlar! Türkiye savaşa girdiği zaman dünya iki kampa ayrılmıştı. Birinde emperyalist ve kapitalist eski Çarlık Rusyası ve onun müttefikleri, ötekinde de gene emperyalist ve kapitalist Almanya ve onun müttefikleri vardı. Bizi büsbütün boğup kökümüzü kazımağa çalışan Çarlık Rusyası, İngiltere ve öteki dostlarına karşı mücadele ederek, hayatımızı bağışlamağa rıza gösteren Almanya’nın yanına geçtik.

Alman emperyalistleri yağma amaçlarına erişebilmek için bizden faydalandılar. Fakat bizim arzumuz yalnız bağımsızlığımızı korumaktı.

Yoldaşlar, bizi sakin Berlin yaşayışından alıp Trablusgarp’ın kızgın çöllerine ve Bedevilerin yoksul çadırlarına atarak, onlarla birlikte hayatımızın en güç anlarını geçirmeye zorlayan duygu emperyalizm duygusu değildi. Trablus’u Trabluslular için kurtarmaya çalıştık ve dokuz yıllık karşı koymadan sonra İtalyan emperyalistlerini kovdukları için mutluyuz. Azerbaycan ile ilgili olarak da başka bir amacımız yoktu. Azerbaycan’ın Azerbaycanlılara ait olduğu inancındayız. Yanlış bir durum içine düştüysek, bu bizim talihsizliğimizdir.

Yoldaşlar, dünya savaşı sürerken önemli bir görevdeydim. Sizi temin ederim ki, Alman emperyalizminin yanında savaşmak zorunda kaldığımız için üzüntülüyüm. Alman emperyalizminden İngiliz emperyalizmi ve emperyalistlerden nefret ettiğim kadar nefret ederim.

Bize kalırsa, çalışmadan zenginleşmeye gayret edenler ortadan kaldırılmayı haketmişlerdir. İşte, özellikle emperyalizme bakış açım budur.

Yoldaşlar, temin ederim ki, bugünkü Rusya o zaman var olsaydı ve şimdiki hedefleriyle savaşa katılmış bulunsaydı, biz bugün yaptığımız gibi tüm gücümüzle onun yanında yer alırdık. Düşüncemizin doğruluğunu kanıtlamak için diyebilirim ki, Sovyet Rusya ile birlikte eyleme girişmeye karar verip ortaya atıldığımızda, Yudeniç’in ordusu Petrograd’a yaklaşmış, Kolçak Ural’ı avuçları içine almış, Denikin güneyden Moskova’ya sokulmuştu. Bu güçleri harekete geçiren Antant, oyunu kendi yararına sonuçlanmış sanıyor, yırtıcı dişlerini göstererek ellerini ovuşturuyordu. Biz Rusya ile dost olmaya çalıştığımız zaman durum böyleydi. Karadeniz’in fırtınaları teknenin direklerini kırıp beni geri döndürmeseydi, Kovno ve Riga zindanlarının parmaklıklarıyla bindiğim uçak beni yolumdan alıkoymasaydı, Rusya’nın en güç alanlarında size ulaşır ve bazı yoldaşlara izahat vermek için bu gereksiz şeyleri anlatmak zorunluluğunda kalmazdım.

Yoldaşlar, bu dünya savaşının ilk emperyalist çarpışmalarında yenilgiye uğradığımızı biliyorsunuz. Fakat mağluplar savaşı açısından ben kendimizi yenilmiş saymıyorum, çünkü Türkiye, Boğazlarını kapamak suretiyle Çarlık Rusyasının doymazlığının son bulmasını ve onun yerine bütün mazlumların doğal müttefiki Sovyet Rusya’nın geçmesini hazırlayan öğelerden biri olmuştur. Böylece, Türkiye dünyanın kurtuluşu için yeni bir yol açanlarla birlikte hareket etmiştir. Ezilenler açısından ben bunu zafer saymaktayım.

Yoldaşlar, bugün emperyalizme karşı kahramanca mücadele etmekte ve gücünü köylüden alan Türkiye ordusu, yukarıda söylediğim gibi, yenilmemişti; yalnız bir süre silahlarını indirmişti. Ve düşmanlar on beş yıl savaştıktan sonra, şimdi iki yıldır, büyük yokluklar içinde savaşı sürdürüyor. Bugünkü mücadeleyi öncekine benzetmek olmaz. Doğu dünyasının artık, kendi haklı davalarını destekleyen Üçüncü Enternasyonalin müttefiki oluşu açısından bakıldığında, zafere doğru kesin umutla yol alıyor.

Yoldaşlar, emperyalistler arasında, Transvaal savaşı zamanından başlayarak 1914’ten 1917’ye kadar süren dünya savaşı gergin bir aşamaya varmış olup, sonuna yaklaşmıştır. Savaş, artık kesin bir dönem içindedir ve bizim, yani ezilenlerin zaferiyle, yalnız emperyalizm ve kapitalizmin silahlarını bırakmasıyla değil, büsbütün yıkılmasıyla sonuçlanması kaçınılmazdır.

Bu kongre kendi kanını ezilenleri savunma uğrunda döken Kızıl Ordu’ya olduğu kadar Türkiyeli savaşçılara da yeni bir güç kazandıracaktır. Bu kongre mücadelenin bizim zaferimizle, yani ezilenlerin zaferiyle bitmesine çalışacaktır. Bizi Üçüncü Enternasyonal yönüne döndüren neden yalnız başladığımız mücadelede destek bulma isteği değildir. Herhalde, nedeni ilkelerin yakınlığıdır. Devrimci gücümüzü her zaman halktan, halkın ezilen bölümünden, köylüden aldık. Fabrika işçilerimiz güçlü olsalardı, önce onların sözünü ederdim. Fakat onlar bizimle birlikti. Ruhen ve bedenen bizimle çalıştılar. Bu, bugün de böyledir. Böylece, halkın ezilenler grubuna dayandık. Ve onun acısını duyarız, onunla yaşar ve onunla birlikte ölürüz.

Yoldaşlar, biz, halkın isteğine bağlı olarak, kendi geleceğini saptama hakkının ona verilmesinin yanındayız, kendimizi bizimle barış içinde yaşamaya istekli olanlarla güçlü bağlarla kenetli sayıyoruz. Bunlardan herhangi biri istemediği takdirde, kendi geleceğini saptama hakkına sahip olmasını isteriz. İşte, milli mesele konusundaki görüşümüz budur.

Yoldaşlar, savaşa, insanların iktidar uğruna birbirlerini boğazlamalarına karşıyız. Ve bu yüzden sürekli barış elde edebilmek için, Üçüncü Enternasyonalle birlikte yürüyoruz. İşte, bunun için şimdiye kadar, bütün engelleri aşıp kanlı savaşı sürdürdük ve sürdürmeye devam edeceğiz.

Yoldaşlar, emekçilerin mutluluğunu istiyoruz, yani, yabancı ya da yerli, başkalarının kazancından hileyle faydalanan fırsatçıların karşısındayız. Onlarla ilişkilerde acımasız davranmak gereklidir. Tarım ve endüstrinin büyük ölçüde gelişerek, ülkemizin bu genel mesainin meyvalarından faydalanmasını istiyoruz. Ekonomik sorunla ilgili düşüncemiz de budur.

Yoldaşlar, yalnız yaratıcı halkın mutluluk ve özgürlüğe erişebileceğine inanıyoruz. Temel bilginin çalışma ile birleşerek gerçek özgürlüğü teminat altına almasını, ülkemizin böyle aydınlanmasını diliyoruz. Bu noktada erkek ile kadın arasında fark da görmüyoruz. Sosyal politika konusundaki düşüncemiz de budur.

Yoldaşlar, size derim ki, Fas, Cezayir, Tunus, Trablusgarp, Mısır, Arabistan ve Hindistan ihtilalcileri örgütleri birliği bizimle tamamen beraber olduklarını iletmemi benden istediler. Birlik, bütün devrimci yöntemlerin uygulanmasıyla, kan emici yaratıkların dişlerinin söküleceğinden ve onların takattan kesileceklerinden emindir.

Yoldaşlar, bu hedefe yöneltilmiş olan ellerimiz birbirine uzanmış durumdadır. Uzun sürecek ve yalnız zaferimizle bitecek olan bu mücadelenin sonuna kadar, birlikte çalışmaya hazır olduğumuz herkese selam olsun.

Onlara başarılar dilerim. Yaşasın ezilenlerin birliği. Kahrolsun bu birliğin karşısında korkudan titreyen zalimler.” (Ataöv, 1974)

Kaynakça:

Akal, Emel. 2018. Milli Mücadele’nin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat Terakki ve Bolşevizm. İletişim Yayınları: İstanbul.

Akal, Emel. 2019. http://www.abstraktdergi.net/baku-birinci-dogu-halklari-kongresi/ Erişim Tarihi: 28 Ekim 2020.

Ataöv, T . (1974). 1-7 Eylül 1920 Doğu Hakları Birinci Kongresinde (Bakü) Enver Paşa’nın Konuşma Metni ve Bununla İlgili Kongre Kararı . Ankara Üniversitesi SBF Dergisi , 29 (01) , . DOI: 10.1501/SBFder_0000000942

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Burak Erdoğan

Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü. 1998.