Kaç Ayaksınız Ki?

Kaç Ayaksınız Ki?

25 Ekim 2020 0 Yazar: Sencer Kuşçubaşı

Cumhuriyet Tarihinin yarısına eşittir bunların – FETÖ’cü itlerin– hain planları. Üç gün için değil üç kuşak sonrası için tohumlar ekmişlerdir toprağa. 1970’li yılların başlarında ilk ortaya çıktıklarında, o zamanda İslami bir parti olarak tanımlanabilecek, Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Milli Selamet Partisi vardı. Ama Türkiye’de İslami cemaatlerin büyük bir kısmı, özellikle Fethullah Gülen’in de içerisinden çıktığı Nurcular, Adalet Partisi’ni destekliyorlardı. Erbakan, cemaatlerden istediği desteği alamıyordu ve Nurculara ulaşamıyordu. Fethullahçılar da Nurculardan ayrılmışlardı. Bu yüzden büyük önem arz ediyordu. Ama bu flört fazla uzun sürmedi. Fethullah Gülen hep kendini siyaset üstü biri olarak tanımladı. Her parti için çeşitli gözlemler farklı stratejiler izledi. Bu dönemde devlet içinde kadrolaşmaya yöneldi. İlk hedefi Askeriyenin içine sızmaktı çünkü 12 Mart’ta tutuklanmış ve yargılanmıştı. Nitekim 1980 darbesinde arandığını ancak ülke içinde olmasına rağmen yargılanmadığını biliyoruz. Bu kadar çabuk muydu?

Normalleşme süreci tekrardan başlayınca önüne geçilemeyecek yanlışla da burada karşılaşıyoruz. Sovyetler dağılıp Türk Cumhuriyetleri kurulmaya başlayınca Fethullahçılar da buralarda örgütlenmeye başladı. Dönemin Başbakanı Turgut Özal ile stratejileri kesiştiği için önleri açıldı ve çok rahat örgütlendiler. Siyaset sahnesine çıkması ve insanların onu tanıması 1990 yılını buldu. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın kurulması ve kendisinin Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın fahrî başkanı olarak artık kamuoyunun önüne çıkması ve röportajlar vermesiyle beraber siyasetçilerle de görüştüğünü biliyoruz. Bu noktada akla ilk gelen tabii ki Tansu Çiller’dir. Tansu Çiller’le Fethullah Gülen’in çok yakın ilişkisi olduğunu, değişik vesilelerle bir araya geldiklerini biliyoruz. 1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara’nın Refah Partisi tarafından alınmasıyla beraber işin rengin de değiştiğini söyleyebiliriz. Refah partisi ve Fethullah Gülen’in yakınlaşmaya başladığı aşikâr. Bu yakınlaşmanın Erbakan nezdinde çok da hoş karşılanmadığı ise ortada ama olan oldu bir kere; Ankara ve İstanbul Belediye’lerini almışlardı. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan

Bank Asya’nın açılış fotoğrafı — o çok meşhurdur. Önde Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Tansu Çiller; Fethullah Gülen gerilerde kalmış, fotoğrafta da görülüyor — ki şu anda darbe girişiminin ardından Bank Asya’ya para yatırdığı için çok sayıda kişinin özgürlüklerinden olduklarını, işlerinden atıldıklarını biliyoruz. Ama Bank Asya’yı bir zamanlar beraber açmışlardı. Bu iki belediye başkanı Abant toplantılarında, çeşitli bahanelerle toplanıyorlar ve boy boy fotoğraflar veriyorlardı. Belirli bir süre sonra bu Abant toplantıları AKP içinde ki yapılandırmayı belirlemeye başladı. Refah Partili milletvekilleri de bu toplantılara katılıp, milletvekili kimlikleriyle ya da yönetici kimlikleriyle konuşmalar da yaptılar. Bülent Arınç bunlardan birisidir. Bülent Arınç’a çok yakıştırılır Fethullahçılık. Bir dönem Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Fethullah Gülen’le belirli bir sayıda milletvekilini AKP listelerinden seçtirmek için konuştuğu biliniyor. Bunu zamanın Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil, Neşe Düzel’e bir röportajda anlatmıştı. İlk akla gelenler tabii ki İzmir Milletvekili İlhan İşbilen ve de futbolcu Hakan Şükür

Bu ülkenin en namuslu üniformasına, en şerefli insanlarına iftiralar atılıyor, kumpaslar kuruluyor ismi de ERGENEKON. Sanki bizimle dalga geçer gibi. Bayramımızı, kutlu günümüzü karalamak, al aşağı etmek o kadar kolay mı? Ve işler kopma noktasına geliyor… Hakan Fidan, Dershane konusundan bunların kuyruğuna basıyor. Bastıkça köşeye sıkışmaya, ortadan sıvışmaya başlıyorlar. MİT tırları durdurulmaya başlanıyor, kozmik odaya giriliyor. Ergenekon-Balyoz davalarına şahit oluyoruz. Bir anda çözüm süreci duruyor ve Devlet Beyimiz‘in önderliğinde Hendek-Sur operasyonları başlıyor. Biz onları ortadan sildikçe onlar halkın namlusunu halka çevirmeye hazırlanmışlar.

Çok şükür iyisiyle kötüsüyle bir ömür bunlarla mücadele ettik, edeceğiz de… Senin gidip asmadığın bayrağı bu adamlar astı, bundan sonra vatan senin gidip bayrak astığın yerdir Türk oğlu! Senin büyüklerini böyle uyuttular sen uyuma! Bir neslin hayallerini aldılar, bir nesli hain ilan ettiler ve bunları DİN adı altında yaptılar.

İnsanlar dini öğrenmek için Kur’an-a, devletini öğrenmek için kurana bakmalıdır.

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Sencer Kuşçubaşı

Latest posts by Sencer Kuşçubaşı (see all)