SAVUNMA KİME KARŞI YÜRÜYOR?

26 Haziran 2020 0 Yazar: Şahin Altıntaş

 

 

 

Bugün yaşanılan durum uzunca süredir tartışılan ve gelinen noktada avukatların yürüyüş başlatması ile devam eden bir sürecin özetidir.

Geçen yıl Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof.Dr.Metin FEYZİOĞLU’nun Külliyede ki adli yıl açılışına katılması ile barolar tepkiler gösterdi. Bu tepkiden sonra hükümet kanadından çoklu barolara geçilmesi gibi bir hazırlığın başlandığı söylendi.

Bu yılın başlarında bu süreç hızlandı ve malum olaylar kamuoyu gündeminde yerini aldı. Barolar kendi tutumlarını ve eylem planlarını belirlediler ve yürüyüş kararlarını aldı.

Barolar Birliği Başkanı bu sürecin bir taslak aşamasında olduğunu da dikkate alarak tüm baroları bir istişare toplantısına çağırdı. Hiçbir bir baro ayırt etmeden görüşlerini aldı.

Yine sürecin içerisinde kanun yapıcılar ve hükümet kanadı ile bir takım görüşmeler gerçekleştirdi ve durumu hukuki konunun taraflarına aktardı.

Barolar Birliği Başkanı sürecin sağduyulu ve istişare ile sürdürülmesine özen gösterirken bu durum bazı baro başkanları tarafından bilerek ve istenerek kaos haline getirildi ve gerginlik artırıldı. Sürecin içerisinde açıkça görüldü ki bazı barolar, barolar birliği ile siyasi irade arasında ki sorunların tartışarak ve müzakere ile çözülmesine karşı bir tutum sergilediler. Türkiye’nin bugün ki şartları altında en uzak durulması gereken ve asla çözüme ulaşmayacak hatta sorunları artıracak bir yöntem ile yürüyüş yolunu seçtiler.

Süreci medyadan izleyenler olarak gördük ki; Metin Feyzioğlu’nu Barolar Birliği Başkanlığından istifaya davet eden barolar ile yürüyüşü destekleyen ve bu kararı hayata geçiren barolar aynı safta yer aldılar.

Aslında konunun çıkış noktasına baktığımız zaman tüm mesele Barolar Birliği’nde ki bu kaosun sebebi meslek örgütü içerisindeki baroların delegasyon noktasındaki haksızlıktan kaynaklanmaktadır. Bu noktada bir eşitsizliğin olduğunu ve geçmişte yapılan bu düzenlemelerin artık bugünün meslek örgütünde ihtiyaçları karşılamadığını görüyoruz.

Diğer yandan konuya baktığımızda, sadece avukatlar veya hukukçular değil ülkemizde ki büyük bir çoğunluk olarak bizlerde çoklu baroya karşıyız. Bu durumun saymakla bitmeyecek sakıncası ve olumsuz sonuçları olacaktır. Çoklu baro en başta siyasi, dini ve etnik bölünmeler getireceği için bu ülkemizin hukuk ve adalet sistemine en büyük zararlardan bir tanesi olur.

Barolar Birliği Başkanı çok açık ve net bir biçimde imkan bulduğu her ortamda çoklu baroların olmaması gerektiğini ifade etmektedir. Ama yürüyüşü başlatan irade ısrarla hedefe Metin Feyzioğlu’nu koymakta ve bu noktada asla sağlıklı bir iletişimle hareket etmemektedir.

Aslında durum açık ve anlaşılır hali ile; Yürüyüşün paydaşlarından birçok baro başkanı bu sürecin uzlaşı ve müzakere çözülmesini istemediklerini Birlik Başkanını mecliste siyasi irade ile gerçekleştirdiği görüşmelerde yalnız bırakarak bizlere göstermiştir.

Tüm bu süreçle birlikte benim aklıma gelen iki soru var. Birinci soru avukatlar kime karşı yürümektedir? Eğer bu yürüyüş Barolar Birliği ile Devletin birlikte hareket etme ve sorunu birlikte çözme iradesine karşı ise bilmelidirler ki hiçbir sonuç elde edemeyeceklerdir. İkinci sorum ise bu yürüyüşü gerçekleştiren tüm avukatların ve baro başkanların vicdanına olacaktır. Bugün yapılan bu eylemdeki kararlılıklarını teröre karşı durarak göstermişler midir?

 

 

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Şahin Altıntaş

Latest posts by Şahin Altıntaş (see all)