Nadir Şah’ın Sultan Mahmut’a Mektubu

Nadir Şah’ın Sultan Mahmut’a Mektubu

17 Mayıs 2020 0 Yazar: Burak Erdoğan

Bugün, Türk çocukları Büyük Türk Birliği ülküsünü, Paris sokaklarından değil, Güney Azerbaycan’dan esinlenmektedir. Turancılık, kimi asılsız iddialar gibi Türklere 19. yy. sonlarında değil, Mete Han düzenli orduyu kurduğu günden sonra yerleşmiştir. Bugün Güney Azerbaycan dosyamızın içerisindeki bu Tarihi Vesika’nın önemi; Nadir Şah’ın Türklük bilincini genç Türkler ile paylaşmaktır.

İran’da hükmetmiş Afşar Hanedanı’nın kurucusu Nadir Şah, Oğuzların Afşar koluna mensup bir Türkmen Obasında dünyaya gelmiştir. Safevi Hanedanı’nın İran’a hükmettiği son yıllarda Şah II. Tahmasb’ın buyruğuna girmiş, Safevileri Doğu’da Gılzay işgalinden kurtarmıştır. Şah’ın güvenini kazandıktan sonra Nadir ile Tahmasb’ın ilişkisi iniş çıkışlarıyla seyretmiştir. Tahmasb’ın Osmanlı İmparatorluğu ile savaşlar sonucu başarısızlığından rahatsız olan Nadir Şah, tahta Tahmasb’ın oğlu III. Abbas’ı tahta geçirmiş ve kendisini Şah vekili ilan etmiştir. Abbas’ı Şah ilan ettikten sonra Bağdat’a sefere çıkan Nadir, galibiyeti sonrası Sultan I. Mahmut’a bir mektup yazarak aynı soydan olduklarını ve savaşın gereksiz olduğunu beyan etmişse de, Nadir Şah’ın İstanbul’a mektubu olumsuz bir cevap almıştır.

Sultan Mahmut’un olumsuz cevabı üzerine Nadir Şah Kafkasya üzerine yürümüş, muzaffer bir komutan olarak Mugan ovasına dönmüş ve burada Şahlığını ilan etmiştir. Nadir Şah, bir suikast sonucu ömrü sonlanana kadar Balkanlardan Hindistan ve Türkistan’a Büyük Türk Birliği ülküsünü takip etmiş, bu yönde İran ulemasına 4 Halife’yi kabul etmeleri ve Sünni inanışa saygı göstermeleri konusunda telkinlerde bulunmuştur. Ayrıca, Nadir Şah, Osmanlı İmparatorluğu’na 5. Hak Mezhep olarak Caferiliği kabul etmesi için defalarca ısrarda bulunmuştur.

Nadir Şah, Sultan Mahmut’a mektubunda kendi soyunun Osmanlı’yı kuran Ertuğrul Bey’in soyu ile kardeş olduğunu, bu sebeple Anadolu ve Balkan Türkleri ile Güney Azerbaycan Türklerinin savaşmasının gereksiz olduğunu belirtmiş, bu büyük millete tek yakışanın sulh olduğunu dile getirmiştir.

Ortadoğu ve Kafkas coğrafyasında akan kanı durdurmanın tek yolunun Türklük çatısı altında buluşmak olduğuna inanan Asya’nın Son Fatih’i Nadir Şah’ın Sultan Mahmut’a attığı mektubu sizlerle paylaşmadan önce, Türklük davası ardından can verip can alan tüm büyüklerimizi rahmetle anıyorum.

Benim ceddim mukaddema Cengiz hurûcunda Rum’a gelen âl-i Osman’ın ceddi Ertuğrul’ın karındaşı olup, babaları Süleyman Şah suya gark oldukda benim ceddim İran’a gitınişidi. Bu takrîb selâtîn-i Osmânîye ile usûbet-i nesebîye cihetinden karâbeüm vardır. Münâsib olan sûlhdur.

 

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Burak Erdoğan

Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü. 1998.

Latest posts by Burak Erdoğan (see all)