Osmanlı’da Ordu Modernizasyonu

Osmanlı’da Ordu Modernizasyonu

26 Nisan 2020 0 Yazar: Mirliva

15. ve 16. yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nde askeri ve idari alanda başarılı dönemlerden sonra, devlet mekanizmasında bozulmalar görülür. 26 Ocak 1699 yılında imzalanan Karlofça Antlaşması ile ilk toprak kaybının yaşanmasıyla beraber Osmanlı’da orduya yönelik yeterlilik ve güven duygularıyla ilgili sorgulamalar açığa çıkar. Bu sorgulamaların sonucunda ise orduda ciddi değişiklikler planlanmış ve birçok yenilik hareketi görülmüştür.

15. yüzyılda askeri açıdan çökmenin eşiğine gelip bu bağlamda ıslahatlar yapmaya başlanmıştır. 18. yüzyılda ise batının üstünlüğü kabul edilir ve orduda batı ekolüne özenilir. Bu bağlamda yapılan ıslahatların başında Humbaracı Ahmet Paşa’nın[1] topçu ve humbaracı ocağında yaptığı yenilikler gelmektedir. Bu yenilikler dışında Ahmet Paşa yeni teşkil edilecek ordunun yetiştirilmesi için de vazifelendirilmiştir.[2] Bu ıslahatlar sonuçlarını Osmanlı Devleti’nin 1736-1739 yılları arasında hem Rusya hem de Avusturya’yı yenerek göstermiştir. Islahatların sonuç verdiği görülünce III. Mustafa Döneminde (1757-1774) Baron de Tott[3] tarafından topçu ocağında ıshalatlar yapılarak, Sürat Topçu Ocağı kurulmuştur. Bu ıslahatları I. Abdulhamid döneminde açılan istihkam ocağı izlemiştir. Etkisi en büyük olan ıslahat ise İbrahim Müteferrika[4] tarafından tavsiye edilen, 1717 yılında Huguenotların[5] başkanı Fransız Subayı De Rochefort tarafından temeli atılan ve III. Selim döneminde kurulan Nizam-ı Cedid ordusudur.

Nizam-ı Cedid ordusu ilk zaferini Akka’da Napolyon’a karşı 1799 yılında kazanmıştır.  Nizam-ı Cedid ordusunun başarısıyla gözden düşen Yeniçeriler 1807 yılının Mayıs ayında Kabakçı Mustafa’nın liderliğini yaptığı isyanla Nizam-ı Cedid ordusunun dağılmasını sağlamışlardır. Bu olaydan sonra Yeniçerilerin ıslahatlar önünde engel olduğu İmparatorluğun çoğu kesimi tarafından anlaşılır ve II. Mahmut kendinden önceki padişahların düşündüğü fakat yapamadığını, Ağa Hüseyin Paşa’nın yardımıyla 1826’da yüzyıllardır devlet geleneğinde ve devlet merkezinde önemli yeri olan Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmıştır. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması tarihe Vaka-ı Hayriye olarak geçmiştir ve ıslahatların kısmen önü açılmıştır. Ocak kaldırıldıktan sonra ise oluşan ordu boşluğunu Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusu kurularak kapatılmaya çalışılmıştır.

Yeni kurulan bu ordu için İstanbul’da Levend ve Üsküdar kışlaları yenilenip tesis edilmiştir. Bu yeni orduya katılmak için ülkenin dört bir yanından 15-30 yaş aralığında birçok vatandaş İstanbul’un yolunu tutmuştur. Mensure ordusu yeni kurulmasına rağmen hızla büyüme sağlamış ve ordunun ilk mevcudu kısa sürede 12.000 kişi olmuştur. Sürekli büyüyen ve kayıt sayısı artan bu ordu için yeni kışlalar ilave edilmiştir. Sayısı artan bu orduda; en yüksek rütbeli subaydan nefere kadar tüm askerlerin maaşlarının aydan aya ödenmesi ve maaşların verilmesinde sıkıntı çıkmaması istendiği için Mensure hazinesi kurulmuştur. Yeni ve acele edilerek kurulmuş olmasına karşın Asakir-i Mensure-i Muhammediye ordusu 1829’da Rus ordusuna, 1831-1833 yıllarında Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın askerlerine karşı Yeniçerilerin son zamanlarından daha iyi bir iş çıkarıp iki yıl gibi uzun bir süre Rus ve Mısır ordularına karşı koyabilmişlerdir.  Bu arada yeni ordunu desteklenmesi ve ülkenin daha iyi savunulabilmesi için 1834 yılında Redif-i Asâkir-i Mansûre adıyla yedek bir ordu kurulmaya başlamıştır. Bu birliklerin oluşturulmasından sonra ‘‘Asâkir-i Mansûre’’ ifadesinin yerine ‘‘Asâkir-i Nizamiyye’’ almıştır.

İmparatorluğun son yüzyıllarındaki ordu modernleşmesinde önemli yeri olan bir diğer yenilik ise modern ve batı tarzı askeri okulların kurulmasıdır. Bu batı tarzı askeri okullar 18. yüzyıldan itibaren orduda batı ekolünü benimsenmesinden sonra açılmaya başlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğunda açılan ilk askeri okul; Acemi Oğlanlar Mektebi’dir. Bu mektep ordunun subay ihtiyacını karşılamakla kalmamış Enderun mektebine öğrenci de yetiştirilmiştir. İkinci askeri okul ise “Humbarahane ve Mühendishane”dir. I. Mahmud zamanında açılan bu okulun amacı orduda okuryazar ve bilgili subaylara duyulan ihtiyaçtır. Bu yüzden Üsküdar Toptaşı’nda “Humbarahane ve Mühendishane” adında okul açılmıştır.[6] Ancak okulun varlığı çıkan bir yeniçeri isyanıyla son bulmuştur. III. Mustafa zamanında kapatılan okulun öğrencileri bulunarak Kağıthane’deki Karaağaç’ta tekrar öğrenime başlatılmış fakat sonrasında okul tekrar kapanmıştır.

18.yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı’da askeri okulların açılmaya başladığı dönemdir.  1768’de Osmanlı-Rus arasında yaşanan ve Osmanlının yenilmesiyle sonuçlanan savaşın ardından Cezayirli Gazi Hasan Paşa bir deniz mektebi kurulmasını tavsiye etmiştir. Baron de Tott ve Hasan Paşa’nın ısrarları üzerine Mühendishane-i Bahri-i Hümayun açılmıştır.[7]

Mühendishane-i Bahri-i Hümayun; ilk açıldığında 10 öğrencisi olan okulda bir muavin, bir hoca ve bir laboratuvar memuru çalışmaktadır. Okulda diğer askeri okullar gibi Fransız asker ve uzmanların etkisi görülür.[8] Okulda en çok matematik ve askerlik dersleri verilmiştir. Matematik derslerini ilk önce Türk hocalar vermişse de sonrasında Fransız hocalar Türk hocaların yerinin almıştır. Askerlik dersleri ise ilk önce Baron de Tott’un kişisel notlarıyla işlenmekte iken daha sonra ise Fransız kitaplar Türkçeye çevirilerek okutulmuştur. Daha sonra Fransa’nın müttefiki Rusya tarafından Osmanlı’daki Fransız eğitmenlerin geri çekilmesi isteğiyle, Fransa eğitmenleri geri çekmiş okuldaki bazı dersler aksamıştır. İlerleyen yıllarda Osmanlı subaylarını yetiştirmek için İsveç ve İngiltere’den subay, teknisyen ve mühendis getirilmiştir. 1795 yılında okul genişletilmeye başlanmış Mühendishane-i Berri-i Hümayun ile birleştirilmiştir. Bu iki okuldaki öğrenciler birlikte aynı dersleri ortak öğretmenlerden almaya başlamışlardır. III. Selim döneminde ise kara ve deniz mühendishaneleri ayrılmıştır. Ancak Napolyon’un Mısır’ı işgali okula olan ilgi ve alakaların çekilmesine sebep olmuş ve okulun gelişimiyle fazla ilgilenilmemiştir. 1806 yılında Haliç’te okul için bina inşaatına başlanılmış fakat Kabakçı Mustafa İsyanı nedeniyle bir türlü bitirilememiştir.[9]  1821 yılında Kasımpaşa’da çıkan yangın okula sıçramış ve okul Parmakkapı’daki bir biçki mağazasına taşınmak zorunda kalınmıştır. Bu mağaza okulun üçüncü binası olmuştur. Okuldaki kısıtlı imkanlar dönemin padişahı II. Mahmud’a bildirilmiş, bunun üzerine okul yakınındaki Cezayirli Hasan Paşa’nın evi satın alınmış ve buraya yeni bir tersane inşa edilmiştir. Bu tersanenin yapımı devam ederken okul Heybeliada’daki Bahriye Kışlasına taşınmıştır. Okulda zamanla bir matbaa kurulmuş ve çeşitli denizcilik haritaları basılmıştır. 1839 yılından itibaren ise okula lise mezunlarının alımı kararlaştırılmıştır. Okulun adı Tanzimat’a kadar birçok defa değişmiştir.

Mühendishane-i Berri-i Hümayun; III. Selim’in emriyle 1795’te Hasköy’de açılmıştır. Temeli, III.Selim’in Bahriye yazlığında 1791’de kurulan Mühendishane-i Sultani’dir. İki yıl sonra okul Hasköy’deki yerine taşınmıştır. Okul topçu, istihkam subayı ve askeri mühendis yetiştirmiştir. Yabancı dil okutulan ilk mektep olma özelliğine sahiptir. Fransızca 1793 yılında okulun ders programına girmiştir[10] ve ders programı Fransız askeri okullarının ders programlarıyla aynıdır. Okul aynı zamanda dönemin matematik öğretilen tek okuludur. Okulun önemi yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla artmıştır.

Mekteb-i Tıbbiye: İmparatorluktaki batılı tarzda açılan üçüncü okuldur. Bu okul açılana dek Osmanlı hekimleri medreselerde yetişmekte idi. Bu medreselerin ilki ise Kanunu Sultan Süleyman döneminde açılmıştır.[11] Batılı tarzda olan tıbbiye ise 1826 yılında II.Mahmud döneminde açılmıştır. Okulda Fransızca eğitim verilmiştir. Okulun kurulmasındaki amaç, Asakir-i Mensure-i Muhammediye ordusuna hekim yetişmektir. Okul, 1838 yılında Galatasaray’a nakil edildi. Okul açılışı padişah fermanıyla okunarak yapıldı. 1845 senesinde ise okulun idadi(lise) kısmı açıldı ve eğitim süresi altı seneye çıkarıldı. 1856 senesinde okulun içerisinde üstün yeteneklilere özel sınıf açıldı ve bu sınıftaki öğrencilere Arapça ve Farsça tüm incelikleriyle öğretilmeye başlandı. İlk defa bir Tıp Sözlüğü hazırlandı, yabancı dillerden birçok tıp eseri Türkçeye çevrildi ve okulda okutulmaya başlandı. 1856’ya gelindiğinde Türkçe eğitim vermek üzere Tıbbiye-i Mülkiye açıldı ayrıca Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye adlı bir tıp akademisi kuruldu. Türkçe eğitim verme amacı ile açılan bu okul ancak 1869 senesinde Türkçe eğitim vermeye başlayabilmiştir. Okulda pratik yapmak için yeterli imkan olmadığından öğrencilerin pratik yapmalarına yardımcı olabilmek için mezuniyet sonrasında Haydarpaşa Askeri Hastanesi, Ameliyat ve Tatbikat Mektebi kuruldu ve öğrencilerin burada pratik yapmaları kararlaştırıldı. Haydarpaşa’dan mezun olanlar arasından sınavla 18 kişi seçilerek Avrupa’da çeşitli şehirlere gönderildiler. Bu 18 kişi yurda geri döndüklerinde eğitim veren yabancı hocaların yerini aldılar ve okuldaki eğitimi de üstlendiler. 1898 yılında Sarayburnu’ndaki Gülhane Askeri Rüşdiye binası elden geçirilerek 150 yataklı bir hastaneye dönüştürüldü. Böylece ikinci askerî tatbikat okulu olarak Gülhane Tababet-i Askerîye Tatbikat-ı Mektep ve Seririyatı kurulmuş oldu.[12] Okula 1922 yılından itibaren kız öğrenci alınmaya başlanmıştır. 15 Temmuz Darbe Girişiminden sonra T.C. Sağlık Bakanlığına bağlanmış ve sivilleşmeye gidilmiştir. [13]

Mekteb-i Harbiye: Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti açısından çok önemli yeri olan Harbiye, yaklaşık iki yüzyıldır Türk ordusunun subay ihtiyacını karşılamaktadır. Art arda gelen yenilgiler sonrasında dönemin padişahı II.Mahmud batılı tarzda bir okul açması gerektiğini düşündü ve Namık ve Ahmet Fevzi Paşaların yardımıyla 1834’de Mekteb-i Harbiye’nin kurulması emrini verdi. Namık Paşa’nın Fransa’ya gönderilmesi ile birlite Napolyon’un açmış olduğu Saint Cyr Harp okulundan etkilenmiştir.Bu durum da Mekteb-i Harbiye’nin açılmasında büyük etkenlerden biri olmuştur.[14] Mekteb-i Harbiye’nin kurulmasındaki asıl neden III. Mustafa döneminde açılan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun ve III. Selim döneminde açılan Mühendishane-i Berr-i Hümayun’un her ne kadar kendilerinden beklenen subayları yetiştiriyor olsalar da sayı yetersiz kalıyordu. Ayrıca piyade ve süvari sınıflarını yetiştiren bir harp okulu yoktu.[15] Mekteb-i Harbiye’nin kurulması yolundaki ilk adım olarak 1831 yılında Selimiye Kışlası’nda “Sıbyan Bölükleri” adı altında bir okul açılmıştır. Daha sonra bu okul öğrencileri Beşiktaş’taki Maçka Kışlası’na nakil edildi ve burada Mekteb-i Harbiye kurulmuş oldu. Okula Avrupa’dan uzman subaylar getirildi. Bir yandan da Avrupa’ya öğrenci gönderildi. Mekteb-i Harbiye’de yapılan yeniliklere rağmen okul mesleki eğitimden mahrumdu. Islahat yapılması için okul 1843’te ikiye ayrıldı. Mekteb-i Fünun-u İdadiye kısmı Maçka binasında kaldı, yüksek yani Harbiye kısmı ise Mekteb-i Ulum-u Harbiye adıyla Küçük Taksim’deki Tophane-i Amire Hastane binasına taşındı.[16] 1835’te öğrenime başlayan ve 1841 yılında subaylığa naspedilen Harbiyeliler aynı yıl rütbelerini almışlar fakat kıtalara gönderilmemişlerdir. Bahse konu mezunlar subaylığa naspedildikten sonra; yaşlarının küçük olması ve tecrübesiz oldukları değerlendirilerek, çıkarılan bir kanunla eğitimlerine subay olarak 1848’e kadar devam etmişler ve 1848 yılında Yüzbaşı rütbesiyle kıtalara gönderilmişlerdir.[17] Harbiye, 1908 yılına kadar süvari ve piyade sınıfı subay yetiştirmiştir. 1905 yılında ise beş ordu merkezinde açılan; Bağdat, Edirne, Şam, Manastır ve Erzincan Harp Okulları kısa bir sürede kapatılmıştır, sadece İstanbul Harp Okulu eğitim-öğretime devam etmiştir. Art arda gelen savaş döneminde hızlandırılmış eğitim programı uygulayan Harbiye, cepheye bu şekilde hızlıca subay yetiştirmiştir. Mütareke Dönemi’nde 1 Temmuz 1920’de Ankara’da Abidin Paşa Köşkü’nde eğitim-öğretime başlamıştır. İlk mezunlarını 1 Kasım 1920’de vermiştir. Lozan Antlaşması imzalandıktan sonra Harp Okulu tekrar İstanbul’da eğitim-öğretime devam etmiştir. İlk mezunlarını 1924’te veren okul, 1936 yılında Ankara’ya taşınmıştır. Eğitim/öğretime Ankara’da devam etmektedir.

Askeri İdadi: Askeri lise açma isteği, Emin Paşa’nın Mekteb-i Harbiye öğrencilerinin bilgi düzeyini yeterli görmemesinden ve Mekteb-i Harbiye’ye öğrenci yetiştirmek amaçlı bir idadiye ihtiyaç duyulmasından dolayı ortaya çıkmıştır.[18] Bu talep Sultan Abdülmecid tarafından uygun görülünce, Bab-ı Ali’de sekiz kişilik bir meclis oluşturuldu ve şu kararlar alındı:[19]

  • İstanbul, Bursa, Manastır ve Edirne’de harbiye okulu açılacak.
  • Öğretim askerî ve mesleki dersler üzerinden yapılacak.
  • Harp okullarına öğrenci hazırlamak için Anadolu ve Rumeli ordu merkezlerinde öğrenim süreleri beş yıl olan askerî idadiler açılacak.
  • Harp okullarına alınacak öğrenciler Arapça ve Farsça bilecek.
  • İdadi öğrencisi olanlardan iki-üç sene içinde Arapça ve Farsçayı öğrenerek sınavı verenler harp okullarına alınabilecek.
  • Arapçayı ve Farsçayı hariçten öğrenenler ve yaşları 16 ile 17 arasında olanlar sınava girmek şartıyla harp okullarına girebilecek.
  • Avrupa ülkelerinde olduğu gibi kurmay yetiştirmek üzere iki senelik Harp Akademisi kurulacak.

1850 yılında öğrenci alma zamanı olarak Recep, Şaban ve Ramazan ayları belirlenmiş ve bu aylar dışında öğrenci alınmaması kararlaştırılmıştır. Kayıt ve kabul için şu esaslar belirlenmiştir:[20]

  • İsmi geçen üç ay dışında öğrenci alınamaz.
  • İdadilere 12 yaşından küçük, 17 yaşından büyük olanlar alınamaz.
  • Rüşdiyeyi bitirmiş veya kendini yetiştirerek idadiye girecek seviyeye gelmiş olanlar sınava tabi tutulur ve hangi sınıfın derecesinde ise o sınıfa alınırlar.
  • Alınacak öğrencilerin zeki, kabiliyetli ve mütenasıbü’l-endam olmasına dikkat edilir.
  • Öğrenci hangi sınıfa girecekse, mutlaka sınavla alınır. Sınavsız alınanlar tembel, sairlerine de su-i misal olurlar.
  • Öğrenciler, doktorun ve sınav yapan öğretmenin gizlice vereceği not ve tavsiyeye göre alınırlar.

Tüm bu kurallara rağmen, 1851’de vezirlerden Mahmud Paşa, Ethem Fethi Paşa, Besim Paşa ve Celal Paşa ile Sadrazam yardımcısı Kazım Paşa’nın çocukları okula sınavsız alınmıştır.[21]

Askerî idadiler, 1864 yılında Galatasaray Kışlası’nda birleştirilmiştir. Türk ordusuna subay yetiştirmekte çok önemli bir yere sahip olan Askeri İdadiler 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kapatılmıştır.

Askeri Rüştiye: Sivil rüştiyeden mezun olanların, memur olmayı tercih ettikleri için 1875’te askeri rüştiyeler açılmış ve şu kararlar alınmıştır:[22]

  • Rüştiye mektebi Tophane, Hasköy, Eyüp ve civar çocuklarının gelmesine uygundur. İstanbul, Üsküdar ve Boğaziçi çevresindeki çocukların bu okula devam edebilmeleri hayli zor olduğundan birer rüştiyenin de Üsküdar ve İstanbul’un münasip yerlerine kurulması uygun olacaktır.
  • Her bir okul, üç sınıflı olacak ve üçer-dörder yüz öğrenci bulunduracaktır.
  • Askerî rüştiye öğrencileri muvazzaf olmayacakları gibi, geceleri de okullarında kalmayacaklarından, bu yolla, devlet hazinesinde bir hayli tasarruf yapılacaktır.
  • Kıyafet ve endamı askerliğe uygun olmayan öğrencilerin dışarıda bırakılması suretiyle diğer devlet daireleri için de bir hayli personel yetiştirmek mümkün olacaktır.
  • Rüştiye mekteplerine devam edecekler içinde asker yetimleri ve akraba ve talukatı bulunmayanların miktarı çok az olup, bunlar da sanayii alaylarında kalacaklardır. Bunların elbise ve yiyecek masrafları, adı geçen alayların tayinat defterlerinde misafir gösterilmek suretiyle karşılanacaktır.
  • Askerî rüştiye öğrencilerinden asker yetimi olup da anne ve akrabası bulunmayıp açıkta kalanlar, gündüzleri rüştiyeye devam edecekler; geceleri ise Sanayi-i Sıbyan Bölüğü’nde veya kışlaların birinde kalacaklardır.

İlk açılan askeri rüştiyeler ise şunlardır:[23]

  1. Gülhane (Eylül 1875)
  2. Soğukçeşme (Eylül 1875)
  3. Kocamustafapaşa (Eylül 1875)
  4. Fatih (Eylül 1875)
  5. Eyüp (Eylül 1875)
  6. Üsküdar Toptaşı (Eylül 1875)
  7. Üsküp veya Paşakapısı (Eylül 1875)
  8. Beşiktaş (Eylül 1875)
  9. Şam (1875)
  10. Cânib-i Şarkî-i Atik (Eski) Bağdat (1876)
  11. Beyrut (1877)

Askeri rüştiyelerin ilk açıldığı zaman öğrenim üç yıl olmasına rağmen bir süre sonra dört yıla çıkarılmıştır. Rüştiyelere din ve milliyet ayrımını yapılmaksızın öğrenci alınmıştır. Arapça, Farsça ve Fransızca dilleri okutulmuştur. Askeri rüştiyelerde, her üç ayda bir rüştiye öğretmenleri tarafından ve her yılsonunda İdadi ve Mekteb-i Harbiye öğretmenleri tarafından sınavlar yapılmıştır. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmakla beraber İmparatorluk ve Cumhuriyet dönemlerinde önemli görevlerde bulunan birçok subay askeri rüştiyelerden mezun olmuştur.

[1] Comte De Bonneval: Fransız Subay

[2] Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi, Eser Matbaası, İstanbul 1977, I, 61; Adıvar, Adnan, Osmanlı Türklerinde İlim, Remzi Kitabevi, İstanbul 1991, s. 182-3.

[3] Macar kökenli Fransız Subay

[4] Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu, Türk Tarih Kurumu,

Ankara 1991, s. 48; Berkes, a.g.e., s. 53-55.

[5] 1560’lardan itibaren Fransa’da örgütlenen Protestan cemaat

[6] Avcı, s. 10

[7]  Okulun açılış tarihi 1773-1776 arasında belirsiz bir tarihtir; bk. Avcı, s. 11.

[8] Napolyon Bonapart’da Osmanlı askerlerinin eğitimi için başvuruda bulunmuş ancak başka yerde görevlendirilmiştir (Avcı, s. 12)

[9] “Kabakçı İsyanı”, TDV, Cilt 24, s. 8.

[10] Avcı, s. 16.

[11] gulhanetip.sbu.edu.tr/GenelBilgiler/Tarihce

[12] gulhanetip.sbu.edu.tr/GenelBilgiler/Tarihce

[13] gulhanetip.sbu.edu.tr/GenelBilgiler/Tarihce

[14] A. N. Sinaplı, a.g.e., s. 9.

[15] www.kho.edu.tr/hakkinda/tarihce.html

[16] 0 Gülşah Eser, “Türkiye’de Modern Bilimlerin Eğitiminde Mekteb-i Harbiye Örneği”, DergiPark, Cilt 13, Sayı 2, 2012, s. 12.

[17] www.kho.edu.tr/hakkinda/tarihce.html

[18] http://www.kkk.tsk.tr/Okullar/kuleli/MyBtWebPages/ hakkinda/genelbilgi/dundenbugune.pdf (22.08.2016).

[19] Avcı, s. 35.

[20] Askerî Liselere Giriş Koşulları için bk. http://www.kkk. tsk.tr/Okullar/kuleli/MyBtWebPages/hakkinda/genelbilgi/dundenbugune.pdf (20.08.2016).

[21] Askerî Okullara Çocukları Sınavsız Giren Osmanlı Vezirleri için bk. http://www.kkk.tsk.tr/Okullar/kuleli/ MyBtWebPages/hakkinda/genelbilgi/dundenbugune.pdf (20.08.2016).

[22] Rüşdiye Okulları Açılış Kararları için bk. http://www. kkk.tsk.tr/Okullar/kuleli/MyBtWebPages/hakkinda/genelbilgi/dundenbugune.pdf (21.8.2016)

[23] İlk Rüşdiye Okulları için bk. http://bgc.org.tr/ansiklopedi/rustiye-mektepleri.html

Please follow and like us:
The following two tabs change content below.

Mirliva

Latest posts by Mirliva (see all)